Bir yolculuğun daha sonuna geldik, bir takvimin yapraklarını daha tükettik...
Sayfalara son notlarımızı düştük ve geride bırakmamız gerekenleri bırakarak yepyeni yolculukların umutlarına tutunarak yeni yıla merhaba diyoruz...
Bugün yılın son günü. Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Hani klasik bir söz vardır, 'acısıyla tatlısıyla' diye, işte öyle bırakıyoruz 2025'i…
Acı mı tatlı mı, tartmak kolay değil. Bu durum kişiye göre değişir... Kimisi için yıl daha kötü geçer, kimisi için daha iyi. Adettendir, her yılın, bir sonrakinden daha iyi olmasını temenni ederiz. Ederiz de her zaman öyle olmaz. Başarılar, mutluluklar da olur, mutsuzluklar da…
* * *
Bugün 2025’in son günü, hep birlikte bir yılı daha geride bırakmanın yarattığı duygusal karmaşayı hissediyoruz. Zamanın hızla akıp gittiği bu günde, bir yılın ardında bıraktığı izleri düşünmek, yaşadıklarımızı değerlendirmek adeta gelenek haline geldi. Bir yılı daha geride bırakmak, hem bir vedalaşma hem de yeni bir başlangıcın eşiğine adım atmaktır…
Hem ülkemiz hem Eskişehir bu yıl, tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi, birçok zorluğa sahne oldu. Ancak unutmamamız gereken bir gerçek var. Her zorluk, bir öğrenme fırsatıdır. Belki de bu yıl bize, dayanıklılığımızı, esnekliğimizi ve içsel gücümüzü keşfetme fırsatı tanıdı. Belki de karşılaştığımız zorluklar, bize aslında ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlattı…
Bir yılı daha geride bırakmak, aynı zamanda unutulmaz anıları da beraberinde getirir. Bu anılar, gülüşleri, sevinçleri, gözyaşlarını, başarıları ve başarısızlıkları içerir. Her bir anı, hayatın renk paletine farklı tonlar ekler. Belki de bu yıl, sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel anılarla dolu bir hazine sandığı gibidir. Bu anıları hatırlamak, bize umut ve mutluluk verir…
Geçmişe dönüp baktığımızda, belki de hedeflerimizin çoğunu gerçekleştiremedik. Ancak, bu hedeflere ulaşamamanın bir hüsran değil, bir öğrenme süreci olduğunu anlamak önemlidir. Her başarısızlık, bir son değil, yeni bir başlangıcın habercisidir. Yeni bir yılı karşılamadan önce, geçmişteki deneyimlerimizden aldığımız dersleri unutmamak, gelecekte daha iyi bir yolda yürümemize rehberlik edecektir…
* * *
Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yılı daha geride kalıyor... Bir yıl daha gitti yaşamımızdan diyebileceğimiz gibi, yeni bir yıl daha eklendi de diyebiliriz. Geride kalan sadece bir yıl değil elbet. Eğrisi doğrusuyla bir yaşanmışlığı da bıraktık arkamızda. Bazıları mutlu anılarımız olarak hafızalarımızda kalacak, bazılarını ise unutmak isteyecek, bir daha yaşanmamasını dileyeceğiz belki de…
Ömür sermayemizden bir yılı daha tüketiyoruz...
Senenin başında evimizin duvarına astığımız takvimden her gün bir yaprak koparıyoruz. Birer birer kopuyor yaşamımızın yaprakları. Bir de bakıyoruz ki, ömür yaprakları tükenmiş, yılın ya da yaşamın sonu gelmiş. Nasıl da göz açıp kapamak kadar hızla geçti yüzlerce gün, binlerce saat!
Biten takvimin yerine bir yenisini asıyoruz. Ömrümüz olursa, onunda yapraklarının da bir bir hızla tükendiğini göreceğiz…
* * *

AKAN ÖMRÜME BAKIYORUM
Günlerden bir gün nehir kenarında yaşlı bir adam hızla akan suya dalgın dalgın bakıyordu. Genç adam yaklaşıp: “Amca, çok dalmışsın, neye bakıyorsun öyle?” diye sorunca ihtiyar adam içini çekerek: “Akan ömrüme evladım, akan ömrüme bakıyorum” der…
Yaşadığımız şu zamanda insan, akıntıya kapılmış gibi yaşıyor. Sel gibi kopup gelen hadiselerin içinde sürüklenip gidiyor. Zaman nehrinin içinde bugüne geldiği gibi, ömrü varsa yarına gidecek ve nihayetinde de ahirete varacaktır…
31 Aralık da aslında her gün gibi sıradan bir gündür. Akşam güneş batar ve ertesi gün 1 Ocak’ta tekrar doğar. Ama yeni doğan bu güneşin, yeni gelen sabahın bir özelliği vardır. 1 Ocak yılın ilk günüdür. Güneşin etrafında bir tam turunu tamamlayan dünyamız tekrar başladığı noktada bulmuştur kendisini. 365 gün sonunda eskiyen yıl yerini yeni yıla bırakarak, takvimlerde yeni yıl olarak yerini almıştır. İşte yeni başlangıçlar için güzel bir fırsat…
Yeni yıl için hepimiz yeni yeni kararlar veririz. Aslında bu gibi kararlar almak için bir vesiledir yeni bir yıla başlamak…
Üstelik yeni gelen yılla birlikte ümitlerimiz, beklentilerimiz de artar. Hayata kısa bir mola verip, yeniden başlamak için güzel bir şans yakalarız…
31 Aralık akşamı saat tam 24 de yeni yıla merhaba derken insanların gözlerinde umut ışıkları belirir. Hediyeler, güzel sofralar ve eğlenmek, birbirimizi kutlayıp, hatırlamak için zaman ayırırız. Eski yılın yanlışları bir kenara bırakılır ve yeni yılda bunların olmaması umut edilir. Dilerim ki bu yeni yılda da umutla dolsun yürekler, hiç ağlamasın güzel gözler, dökülecekse yaşlar mutluluk gözyaşları olsun…
* * *
Yıllar mı çabuk geçmeye başladı, biz mi yaşlandıkça öyle hissediyoruz bilemiyorum...
Zamana yetişemez olduk. Zaman bize yetmemeye başladı sanki... Saatler saatleri öyle hızla kovalıyor ki, bazen tutup geri alasım geliyor akrep ve yelkovanı...
Veee... Bu hızla geçerken zaman, bir de baktım ki, bir yılı daha geride kalmış...
Her geçen yıl yaptığım gibi, ben gene güzel anılarımı cebime, hatırlamak istemediklerimi kapalı bir kutuda geçmiş yılların raflarına koyup yeni yıla doğru, yepyeni umutlarla yola çıkmaya hazırlanıyorum...
Unutmayalım ki, bir yılı geride bırakmak, hayatın doğal bir döngüsüdür. Geçmişle vedalaşmak, geleceğe umutla bakmanın ilk adımıdır. Yeni bir yılın getireceği bilinmezliklerle dolu günlerde, içimizdeki gücü ve direnci keşfetmeye hazır olalım.
Yeni bir yıla umut, sevgi ve başarı dolu bir başlangıç yapmak dileğiyle…
Yeni yılın ülkemize ve tüm insanlığa başarı, sağlık, güzellik getirmesini diliyorum...
Bir yılı daha geride bırakırken 2026 yılının sizlere sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi en büyük dileğim...
10, 9, 8… … 3,2,1 ve MUTLU YILLAR!
Sevdiklerinizle birlikte nice güzel senelere…
2026’da görüşmek üzere…
* * *

AYAKKABININ TEKI
Bir bilge bir gün tam trene biniyordu ki, ayakkabılarından birisi ayağından çıktı ve yere düştü. Aşağıya inip alması imkânsızdı. Çünkü tren çoktan hareket etmişti... Yanındaki arkadaşları ne yapacağını merak ediyorlardı.
O gayet sakin bir biçimde, diğer ayağındaki ayakkabıyı çıkardı ve az önce düşürdüğü ayakkabıya yakın bir yere fırlattı.
Talebelerinden birisi dayanamayıp sordu: "Neden böyle yaptınız?".
Gülümseyen bilgenin cevabı gayet basit ama hakikat yüklüydü:
“Demiryolunun üzerinde ayakkabının tekini fakir birisi bulursa diğer tekini de bulup giyebilsin diye..."
* * *

FIKRA:
Hazırlık Yapmak
Nasrettin Hoca dul bir kadınla evlenir. Nikâhtan 7 gün sonra kadın doğum yapınca, hoca iner alt kattan divit, kağıt filan alır koşa koşa gider çocuğun yanına bırakır.
Lohusa kadının yanındaki kadınlar şaşkınlıkla sorar:
- “Bu ne iştir hoca! Ne yapacak bebek bunları?”
Nasrettin Hoca da:
- “Bu çocuk 9 aylık yolu 7 günde aldıysa, birkaç gün içinde okumaya da başlar. Onun için hazırlık yapıyorum.”
* * *