Eskişehir bazen kendini sessizce anlatıyor. Gürültüyle değil, fikirle. Gösterişle değil, bir araya gelme kültürüyle…

Kanlıkavak’ta başlayan 5. Uluslararası 3D Gençlik Festivali tam da böyle bir organizasyon.

Aslında Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu üç kelime.

Çünkü artık herkes konuşuyor ama kimse kimseyi dinlemiyor. Herkes kendi mahallesinden sesleniyor ama ortak bir cümle kurmakta zorlanıyoruz. Tam da bu yüzden, gençliği yalnızca konserlerden ve eğlenceden ibaret görmeyen bu tarz festivaller önemli hale geliyor.

Odunpazarı Belediyesi ile Eskişehir Avrupa Birliği Derneği’nin birlikte düzenlediği festivalin en dikkat çekici tarafı şu: Gençleri sadece “izleyici” olarak görmüyor. Onları masaya oturtuyor, söz veriyor, tartışmanın parçası yapıyor.

Türkiye’de uzun yıllardır gençlik politikaları daha çok “gençler için ne yapalım” üzerinden yürüdü. Oysa yeni dünyanın ihtiyacı “gençlerle birlikte ne yapalım” anlayışı.

3D’nin ruhu da biraz burada başlıyor.

Festival programına baktığınızda sadece müzik ya da sosyal etkinlik görmüyorsunuz. Demokrasi, gençlik katılımı, gönüllülük, afet farkındalığı, sporun dönüştürücü gücü gibi başlıklar da var. Belediye başkanlarıyla gençlerin aynı masada buluşması bile başlı başına kıymetli bir fikir.

Çünkü gençler artık sadece alkışlayan bir kuşak olmak istemiyor. Karar süreçlerinin içinde olmak istiyor.

Dünyada bunun örnekleri uzun süredir var.

Avrupa’da düzenlenen “Participation and Deliberative Democracy Festival” gibi organizasyonlarda gençler demokrasi, katılım ve yerel yönetimler üzerine birlikte çalışıyor. Avrupa Birliği’nin gençlik konferanslarında yüzlerce genç doğrudan politika önerileri hazırlıyor. Avrupa Konseyi ise gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesini artık “geleceğin tercihi” değil, demokrasinin zorunlu şartı olarak görüyor.

Yani Odunpazarı’nda yapılan iş, aslında dünyadaki çağdaş yerel yönetim anlayışının bir parçası.

Bu yüzden mesele sadece bir festival değil.

Mesele şu:

Bir şehir gençlerine gerçekten alan açıyor mu?

Eskişehir’in yıllardır diğer Anadolu şehirlerinden ayrıldığı nokta da tam burada ortaya çıkıyor. Bu şehir gençliği sadece nüfus istatistiği olarak görmüyor. Kültürün, sosyal hayatın ve kentin ruhunun merkezine koyuyor.

Kanlıkavak’ta üç gün boyunca kurulacak çadırlar, yapılacak söyleşiler, atölyeler ve konserler elbette geçecek. Ama geriye kalan şey şu olacak:

Birbirini dinleyen insanlar hâlâ var.

Ve belki de demokrasinin başlangıç noktası tam olarak budur.

3D’nin açılımını tek bir D’de birleştirebiliriz aslında:

“Demokrasi.”

Çünkü dinlemeden diyalog olmaz.

Diyalog olmadan dayanışma olmaz.

Bunlar olmadan da demokrasi olmaz.