Taşbaşı Kültür Merkezi’nde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir konuk etkinliği olarak, koleksiyoncu bir iş adamı, bankacı Adnan Memiş’in Anadolu kadınının el emeği göz nuru iğne oyaların koleksiyonculuğunu ve nasıl projeler yaptığını izledim. Bir kolesiyoncu olarak Adnan Memiş’i, koleksiyonerler neler yapmalıyı ve oya sanatımızı tanıdım.

Koleksiyonculuk deyince; insanların hoşuna giden nesneleri biriktirmesi, saklaması gelir aklımıza. Ve bir tutkudur koleksiyonculuk. Kimi koleksiyoner pul, para, kimi koleksiyoner de eski eşyalar, sanat eserleri koleksiyonları yaparlar. Hatta otomobil koleksiyonu yapanları bile var. İnternette, antika pazarlarında gezerler. Adnan Memiş’de Anadolu’ya has kadınların yazmalarının kenarlarına iğne ile yaptıkları oyaların koleksiyonu yapmış ama öyle sadece toplayıp, karşısına geçip onları seyretmek için değil, bir yerlerde biriktirmemiş, o zengin kültür değerlerini yaşama geçirip onları sadece ülkemizde tanıtmaya değil projeler yapıp, belgeseller hazırlayıp festivallerde filmlerle tanıtmış. Hatta UNECO Dünya Miras Listesi’ne alınması için çalışmalara bile başlamış.
Adnan Memiş’in çocukluğu öğretmen anne ve asker babası nedeniyle Şırnak’dan Bergama’ya, Afyon Emirdağ’dan Diyarbakır’a Anadolu’nun her tarafında geçmiş. İş hayatında da gezmiş görmüş, yüreğinde beslemiş Anadolunun güzelliklerini, değerlerini ve 2007 yılında bir gün İstanbul’daki Mısır Çarşısında bir mağazanın vitrininde göz kırpmış oyalar, ona. İçeri girip ilk oya alımını yapmış. Sonra tutkuya dönüşüp çoğaldıkça çoğaltmış oyaları. Bu kez nasıl korurum diye düşünürken, konunun uzmanı bir İspanyol firması bulmuş. O da özel saklama kutularında korunabileceğini önermiş, derken bu kez onların kendisinde kalmamasını, paylaşmayı düşünerek yola çıkmış. 2024’e geldiğinde Oya Kitapları düşünmüş, sanat tarihçisi Nurhan Atasoy ve etnoğrafik yönden de Gönül Paksoy ile çalışmaya başlamışlar. Nurhan Atasoy tarafından “Özgün Bir Sanatın Tarihi Boyutu: Oya” başlığıyla kitap yapılmış. Gönül Paksoy’la da “Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı:Oya” adıyla ayrı ayrı iki kitap hazırlamış. Bu iki kitabı Türkçe ve İngilizce olarak yine ayrı ayrı yayınlamış. Bu arada Adnan Memiş’in bir de “Adnan Memiş Eğitim-Kültür ve Sanat Vakifı” var. Bu çalışmaları vakıfta bir proje grubu ile gerçekleştirmiş. Kitabın yanında “Oya Takvimleri” ardından da Yönetmenliğini Sevinç Baloğlu’nun yaptığı “Oya Belgeseli” çalışmasını başlatmış. ilk film çalışması için Bursa, Nallıhan, Çanakkale Biga, İzmir Bergama, Balıkesir Gönen, Muğla Datça, Tokat, Amasya gibi 10’dan fazla yörede, her biri için ayrı çekimler yapılmış ve İngilizce ve Fransızca alt yazılı hazırlanan belgesel filmlerin gösterimlerine gelmiş sıra. 12 ülkede 30 ayrı Uluslararası Film Festivalinde gösterilmiş bu filmler ve “En İyi Belgesel” ve “En İyi Senaryo” gibi ödülleri almış. Sadece ABD’de 7 ödül birden almış. Son nokta olarak da Oya Müzesi kuracağını söylüyor. Adnan Memiş söyleşide “Bütün dünya bizim bu sanatımızı tanınsın…”diyor
Gerçekten iğne oyamız, bizim üzerinde pek durmadığımız kadınlarımızın el işi olarak gördüğümüz işlerimizden biri. Her oyanın bir dili var. Sarı çiçekli oya; seni özledim, Zeytin dalı; Bitsin bu kırgınlık gibi sosyal yanı olan rengarenk oyalar önemli bir sanatımız. Bizim iğne oyalarımız Çinlilerin “Çin Nakışları” gibi övünebileceğimiz bize özgü sanatımızdır. Çin Nakışları Çin’in 5-6 bin yıllık geçmişi olan sanatlarıdır. Çin Nakışları Sergisini ilk kez Almanya’da görmüştüm. Bizim ülkemizde 1983 yılında Ankara’da ve Eskişehir’de de sergileri açılmıştı. Bu sergilerini dünyaya tanıtmak için gezdiriyorlar. Bizler böyle sergiler yapıp, kendi insanımıza bile tanıtmıyoruz. Oysa değerlerimizi korumamız, değerini bilmemiz ve onları yaşatmak için önce insanımıza tanıtmalıyız. Belçika’da Uluslararası Dantel Festivali var ve dünyanın her ülkesinden danteller sergileniyor. Biz de yapabiliriz.Böyle girişimler değerlerimizi tanıdığımız kadar değerlerimizin gelişmesine de ortam olur. Ayrıca ülkeleri, insanları birleştirir, evrensel barışı gerçekleştirir.
Eskişehir, İğne oyasına önem veren şehirlerimizden biridir. Nallıhan Oyaları yanı başımızda. Oradaki bir iğne oyası öğreticisi “önemli gelir kaynağımız” demişti. Tarihi Odunpazarı semtimizde Prof. Dr Yılmaz Büyükerşen’in girişimi ile 2022 yılında kurulan “İmren Erşen Oya Müzesi” var.