Öncelikle hepinizin yeni yılı kutlu olsun. Cumhuriyetin 100. yılını kutlayacağımız ve daha da önemlisi cumhuriyet rejimiyle idare edilmeye devam edip etmeyeceğimizi belirleyeceğimiz bu çok önemli yılda hepimize çok önemli görevler düşüyor. Bu yıl hem ekonomik hem de siyasi açıdan oldukça zor geçecek. Ama büyük başarılar büyük zorlukların ardından gelir. Ayrıca bu bahsettiğim zorlukların tam yüz yıl önce kurulan cumhuriyete ödenen bedellerin ve zorlukların yanında bir hiç kalır. Onlar bin bir zorlukla cumhuriyeti kurdu. Bize de korumak düşüyor. Cumhuriyetin yüzüncü yılının görkeminin yanında bir de şehir efsaneleri var tabii ki. Cumhuriyet ve yüzüncü yıl demişken Lozan Antlaşmasından bahsetmezsek olmaz. Yapılan bir araştırmaya göre Lozan Antlaşmasının yüzüncü yılında sona ereceğine inananların oranı bir hayli fazla. Bana sorsanız %15-20 derdim. Milletin yarısı da bu yalanlara inanacak değil ya derdim. Ama maalesef bu yalana inananların oranı %48'miş.

Ben bu komplo teorilerini daha çok masala benzetiyorum. Ama çocuklara anlatılan değil de büyüklere anlatılan, büyükleri uyutan cinsten bir masal bu. Bu masala göre yüz yıl önce imzalanan, Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda tanınan resmi belgesi olan Lozan Antlaşmasında bazı gizli maddeler varmış. Bu gizli maddeler yüzünden Türkiye kendi topraklarında petrol, doğalgaz ve diğer değerli yer altı madenlerini çıkartamıyormuş. Aslında Türkiye'nin altı bu değerli kaynaklarla doluymuş ama Atatürk ve arkadaşları savaşı kazanmalarına rağmen bu maddelere imza atmış ve Türkiye'nin sahip olduğu kaynakları kullanmayacağını taahhüt etmişler. Ama demişler ki tamam madenleri çıkartmayacağız ama bari belli bir süre sonrası için izin verin, lütfen yalvarıyoruz bari yüz sene sonra bağımsız olalım, madenlerimizi çıkartalım. Bunun üzerine de itilaf devletleri bize acımış ve tamam hadi madem o kadar ısrar ettiniz 2023'te istediğinizi yapabilirsiniz demişler. Sonra yüz sene boyunca Türkiye hiçbir alanda bu anlaşma yüzünden gelişememiş ama 2023'te bu anlaşma biteceği için her alanda atılım yapıp, petrol, doğalgaz, bor, uranyum, titanyum ve kaliforniyumlarını rahatça çıkarıp işleyerek dünya lideri olacakmış.

Nasıl masal ama? Beğenmediniz mi? Siz beğenmiyor olabilirsiniz ama bu masalla yıllardır uyuyan milyonlar var.

Bu masal ile yıllarca insanları kandırdılar. Bu masalı Türkiye'nin geri kalmasındaki asıl sebep olarak gösterdiler. Böyle yaparak hem alttan alta Atatürk ve İnönü'ye iftira attılar, hem de içinde bulunduğumuz bu berbat ekonomik duruma kılıf uydurarak sorumluluklarının üzerini örttüler. O yüzden bu masal bazı kişi ve gruplar için oldukça kullanışlı. E inanan da bu kadar çok olunca…

İşin gerçeği; Lozan Antlaşması'nda hiçbir süre kısıtlaması yok. Dünyada olağanüstü bir hal olmadığı sürece bu anlaşma geçerli kalacak. Zaten anlaşmanın makul ve mantıklı olduğu yüz yıldır uluslararası arenada hiç tartışılmamasından belli. Bununla beraber bu antlaşmada madenlerimizi çıkartamayacağımıza dair gizli madde falan da yok. Mesela Türkiye uzun yıllardır petrol çıkartıyor. Hem de kendi ihtiyacının %10'unu karşılayabilecek derecede bunu çıkartıp işleyebiliyor. Petrol kadar olmasa da az miktarda doğalgaz da çıkartılıp işleniyor. Altın gibi değerli madenler de öyle. Tartışma konusu olan bor madenini de son derece aktif şekilde işleyip ihraç ediyoruz. 2021 yılında 2.5 milyon tonluk bor üretimi ve satışı gerçekleştirilmiş. Ancak gizli madde olmadığını anlatırken bununla da yetinmeyelim. Geçenlerde bir vatandaş Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne Lozan Antlaşması'nda gizli maddeler var mı şeklinde bir soru yöneltti ve Cumhurbaşkanlığı açık ve net şekilde gizli madde olmadığını belirtti. Ayrıca merak edenler antlaşmanın orijinal metnine Türk Tarih Kurumu'nun internet sitesinden ulaşabilir.

Bu safsatalara karşı kanıtlar ve örnekler çoğaltılabilir. Ama yine de ısrarla Lozan antlaşması yüzünden geri kaldığımıza inanıyor ve 2023'te madenleri çıkartıp dünya lideri olacağız diyorsanız alın Lozan Antlaşmasını aynen böyle kabul edin. Bu antlaşma metni tam size göre:

Kitap Tavsiyesi: Gorgias (Platon)

Haftanın Sözü: Yalan ne kadar büyük olursa inanan o kadar çok olur. (Hitler'in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels)