Mihalıççık İlçesi, Dinek köyündendi nam-ı diğer Mıstık emmi...
Baba dostuydu 'Mustafa Tan' emmimiz...
Hikayelere, romanlara, film senaryolarına konu olacak bir hayatı vardı Mıstık emminin… Benim diyen senaryolara taş çıkaracak cinstendi… Buz gibi de gerçekti…
Senarist, oyuncu, yönetmen değildi belki, lakin kendi hayatını son nefese kadar onurluca oynadı…
Yağmurlu, soğuk bir Aralık akşamı son bölümü yayınlandı /ve o oyun bitti…
Kendi ifadesiyle 'şu yalan dünyadan' göçüp gitti ebedi aleme...
Vefatı da /cenazesi de hayatı kadar sessiz, sakin oldu...
Hani diyor ya Yunusemre;

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin…
GİTTİK Mİ? ÇAĞRILDIK MI BİLMEM…
Evet, Mıstık emmi de öyle garipçe göçüp gitti bu yalan dünyadan…
En son (bu yıl) arefe günü Ümit Güven abim, hısım Polat Yılmaz ile gitmiştik ziyaretine... Ben tesadüflere inanmam, belki de gönderenler vardı...
Ve belki de merhem olmak için yaraya...
Olduk /olamadık bilinmez, lakin Mıstık emmi yok artık...
Eskiler vakitlice gidin gelin derler ya hani! Vakitlice gitmiştik Dinek köyüne… Mıstık emminin evine gittik, yoktu… Köy yerinde ya evdesindir, ya tarla/tabanda veyahut kahveye çıkılır…
Yazılı olmayan kuraldır bu…
Malıç-Dinek Yavuz Selim mahallesinde Kahvehane'de bulduk Mıstık emmiyi… Ümit abimi iyi tanıyor… Sesinden bildi…
Baş gözleri, gönlünden daha az görüyor Mıstık emminin…
Çünkü çok ama çok az görüyordu gözleri…
Doğuştan değil, sonradan görmemeye başlamış… Tedavide olmamış veyahut olamamış… Kimi kimsesi de yoktu zaten…
Ayaküstü hasbihal ettikten sonra evin yolunu tuttuk…
Evin yolunu tuttuk /çünkü amacımız evindeki sıkıntıları yerinde görmek, çözüm bulmak, bir nebze vesile olabilmekti…
O yöreyi bilenler bilir, Dinek köyü girişinde solda kalıyordu Mıstık emminin evi…
DİNEK-GÜRLEYİK İKİZ KARDEŞLER…
Dinek demişken kısaca o bölgeden de bahsediverelim…
Kardeş gibi iki köydür Dinek - Gürleyik… Giyim, kuşam, şive, örf, adet, anane neredeyse aynıdır…
Kimleri yetiştirmemiştir ki Dinek - Gürleyik…
Çok eskilere gitmeyeceğim, günümüzden birkaç tanıdık isim yazacağım o kadar…
Mesela Adalet ve Kalkınma Partisinden iki dönem Odunpazarı Belediye Başkanlığı yapmış olan Burhan Sakallı, Dinek'lidir…
İş İnsanları Mustafa Sakallı, Ertuğrul Sakallı Dinek'lidir…
(Eski) vekil Nedim Öztürk o yöredendir…
Hali hazırda CHP Milletvekili Jale Nur Süllü o yöredendir…
İş insanı Necati yalçın o yöredendir…
Başkanlar, profesörler, tiyatrocular ve dahası…
Diyeceğim odur ki kravatlı /kravatsız çok insan çıkarmıştır o yöreler…
Mıstık emmi de o yöredendi… Ve belki de en naçar, en gariplerinden…
Neyse konumuza dönelim…
MISTIK EMMİNİN EVİNE GELDİK…
Araçtan indik /Mıstık emminin evine varmak için epey yol kat ettik… Köy evlerimizi bilirsiniz, dar sokaklar, ara /kese yollar vs…
Burası evlat dedi durdu… Kocaman bir kapı vardı köylülerin alışık olduğu lakin standartların çok üzerinden büyük bir kapı… Kilitli değildi… Kilitli olsa belki de anahtarı bulup açamayacağı için kilitlemiyordu… Diğer yandan köy yerlerinden pekte kilit kullanılmadığını ifade edelim…
Kapı şıklağı ile açıp girdik küçük avluya… Odun ve eşya parçaları terk edilmiş bir ev /hane edası ile karşılaştık…
Siz deyin10 ben diyeyim 14 basamaklı 'U' merdivenden ağır ağır çıktık… Mıstık emmi inanın ezbere çıkıyordu basamakları… Sanırım çocukluğundan beridir bu evde yaşamanın avantajını kullanıyordu…
Bir yandan da konuşuyordu Mıstık emmi… Merdivenin ortalarına geldiğimizde sağ tarafın göçmüş olduğunu gördük… Zaten bize ulaşan bilgi de bu yöndeydi… (Evin bir kısmı göçmüş, bir kısmı ise göçmek üzere bilgisi)
Merdivenin başında Mıstık emmi, Ümit abim, (hısım) Polat durduk ve uzunca bir süre Mıstık emmiyi dinledik… Eskilerden bahsediyordu… Küçük bir damdan, odunluktan, kuruluktan vs… Lakin yerinde yeller esiyordu…
Eğer Mıstık emmi bir adım yanlış atsa zaten düşerdi oradan ve mucize eseri ve belki de Allah cc'ın yardımı ile o ana kadar yanlış adım atmamıştı…
O ara komşularına uzaktan selam verdik ve dinlemeye, incelemeye devam ettik… Dinledikçe sızladı, sızladıkça kavruldu vicdanlarımız… 2019 Türkiye'sinde ki bu manzara bizi hakikaten üzmüştü… (O köylerde, taşrada öyle hikayeler var ki inanamazsınız)
O ara Mıstık emmi bize aynen şu şekilde seslendi;
-'Aman oğlum dikkat edin merdivennen sonu göçük, düşmeyin emi' dedi…
Şaka yapar bir hali yoktu, şakacı, pozitif /her şeye rağmen dünyaya tutunan farklı bir kişilikti lakin bu öyle bir durum değildi…
Kast ettiğin yere baktık hepimiz… İfade ettiği gibi merdivenlerin devamında göçmüş bir yer vardı… En az 3 metre bir göçük…
O göçen bölge geçiş bölgesiymiş ve devamında küçük tahta birde kapı…
Mıstık emmi orası neresi diye sordu ümit abim!
- 'Oğlum orası ayakyolu, hela, hela' dedi…
Bir kez daha düğümlendi o sözler ümüğümüzde…
Nasıl düğümlenmesin, hela (tuvalet) dediği yere geçiş yolu göçmüştü… Kısaca tuvaletle bağlantı yolu yoktu…
Siz olsaydınız sorabilir miydiniz 'Mıstık emmi tuvaletini nereye yapıyorsun diye!'
Sorulamaz değil mi? İnsanlık adına utanılacak bir durum değil mi?
Lakin utanması gereken en son kişi Mıstık Emmiydi…
Ümir abim uygun bir şekilde sordu,
- 'Oğlum ihtiyacımı gayfede giderip geliyom ya da…'
İşe o 'ya da' yok mu bitirdi hepimizi, canlı canlı utandık insanlığımızdan… Ve aldığımız cevap bizi yerin dibine sokmaya yetti de arttı…
Ve bir an için insanlık girmeliydi yerin dibine diye düşündüm…
Sonra evi gezdik kısaca, sadece oturacak ve yatacak bir yer vardı o kadar…
Sıcak bir kap yemek ne zaman pişti bu evde tahmin etmek güçtü…
Köy evlerini bilirsiniz, tipik köy eviydi Mıstık emminin evi… ve bir asra yaklaşan bir çınar misali Mıstık emmiye yarenlik ediyordu…
O duvarların dili olsa da bir konuşsa neler anlatırdı kim bilir…
Evi ve müştemilatını gezdik, ölçtük biçtik kabataslak…
MİHALIÇÇIK KAYMAKAMLIĞI…
Mihalıççık Kaymakamlığı bir miktar para vermiş Mıstık emmiye tadilat için… Vermiş lakin Mıstık emmi usta, tuğla, çimento harçtan zaten bi'haber…
Yeri gelmişken ifade edelim /Mihalıççık Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ara ara yardımda da bulunuyormuş… (Detaylarına girmeyeyim)
'geçende söyledim, Huzurevi'ne gider misin Mıstık emmi' dedi bir ara abim… Mıstık emmi net bir cevap verdi…
- 'Evi, çatıyı yaptırmadan olmaz (Umut) Ümit olmaz' dedi…
Evin altını, üstünü, çatısını derken ölçüleri alıp, Mıstık emmiye emanetleri ulaştırdıktan sonra ayrılmıştık Dinek'ten… Araç sıcak olmuştu, lakin sıcaktan değildi… Sızlıyordu /acıyordu bir yanlarımız lakin hastalıktan değildi…
Ümit abim Dinek yöresinin ileri gelenlerini aradı tek tek… Bir tanesine de ulaştı… Mıstık emmiyi anlattı, yardım talep etti…
Türkiye Güçsüzler ve Kimsesizlere Yardım Vakfı Mihalıççık Selami Vardar Yaşlılar Köşkü geldi bir ara gündeme… Vs vs vs… (gerekirse detaylar yazılabilir)
1 hafta içinde Yunus Taş, Ümit abim, Polat, esnaflar başta olmak üzere imece usulü destek olundu /Burhan usta da ev tadilatı için bir süre Dinek'e gidip geldi… Tuvalet yolu, kuruluk denilen yerin üzeri vs derken epey bir toparlanmıştı ev /o dönem takip etmiştik…
***
MISTIK EMMİ ÖLMÜŞTÜ…
Aradan çok geçmedi 1 Aralık'ta acı bir haber verdi Ümit abim…
-Ağlamaklıydı /Mıstık emmi öldü gardaşım diyordu telefonda ki ses…
Üzüldük tabi… Detayları duymamayı yeğlerdik…
1 Aralık gecesi yağmurluymuş o yöre…
Lütfen dikkat buyurun!
Anlatılanlara göre sağanak yağmurda evin çatısı akmış…
Mıstık emmi gece çatıya naylon çekmeye çıkmış ve çatıdan düşerek ölmüş…
Ertesi gün komşuları bulmuş Mısıtk emmiyi…
Mıstık emminin hikayesi bu şekilde sonlanmış…
Bu dünyada ki rolü o gece bitmiş Mıstık emminin…
Öyle bitmemeliydi Mıstık emminin hayatı… Son nefesi çatıdan düşerek vermemeliydi…
Mıstık emminin bu hikayesi sadece komşusunu, Dinek köyünü, Mihalıççık İlçesini, Eskişehir'i hatta ülkeyi yönetenleri değil /hepimizi bağlayan, sorumlu kılan bir sorundur…
Hz. Ali, 'Bir köyde bir insan açlıktan ölürse bütün köy katildir' demişti ya...
Hem iğne hazır hem de çuvaldız...
Eğer ki ben muktedir olsam çok üzülürdüm, lakin daha fazla utanırdım Mıstık emminin ölümünden...
Peki, bir ülkede, ilçede, hatta köyünüzde insanlar umutsuzluktan, ilgisizlikten, umursamazlıktan ölüyorsa?
O YÜZDEN PEŞİNEN İFADE EDİYORUM...
(KİMSE KUSURA BAKMASIN!)
Yazılacak çok şey var... Nasipse ilmik ilmik yazmaya devam edeceğiz… Bir faydası olmayacak belki Mıstık emmiye /geri gelmeyecek lakin yazacağız...
Yalan dediği dünyada olmadı belki lakin yattığı yerde rahat uyuması için yazdık kısaca…
Ve maalesef çok hayatlar var Mıstık emmi gibi /aldığımız nefesten utanacağımız...
Vicdanlarımızın utanacağı çok şeyler var inanın /okuyup anlayabilene… Ve inanın vicdanlarımızdan kaçacak, sığınacak köşe bucak aramıyorsak soralım /arayalım insan yanımızı!
Yüzümüz değil, vicdanlarımız kızarmalı Mıstık emminin hayatından…
Çünkü Mıstık emminin ölümünden bütün hepimiz sorumluyuz...
Mıstık emminin cenazesi (akrabalarının talebiyle) 02.12.2019 Pazartesi günü Öğle namazına müteakip Odunpazarı Alaaddin caminde kılınan cenaze namazına müteakip Asri mezarlığına defnedilmiştir…
Demiş ya sevi insanı dedemiz Yunusemre…
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin