Eğitim Uzmanı İsmail Kaymak'ın yazısı...


Âlemlerin sahibi olan Yüce Allah, tüm insanlığın hidayeti için ve alemlere rahmet olarak gönderdiği (Enbiya,21/107) kulu ve elçisi Hz. Muhammed'i yine tüm insanlık için en güzel örnek olarak göstermektedir; 'Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir' (Ahzab,33/21).
Resûlullah hislerine mağlup insanları memnun etmek ve onlara pratik değerden mahrum birtakım nazarî kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefinin, insanlığa amelî kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıyla izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmış olmaktadır. Binaenaleyh, onun hayatı ve sîreti incelenirken bu nokta asla gözden uzak tutulmamalıdır.
Allah Rasulü'nün örnekliğinin en fazla öne çıkan yönü güzel ahlaktır. Kur'an-ı Kerim onun bu yönüne 'Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.' (Kalem,68/4) ayetiyle dikkat çeker. Allah Rasulü güzel ahlakın önemi ve üstünlüğüne pek çok hadisinde dikkat çekmiş, özellikle 'yüksek ahlakı tamamlamak üzere' gönderildiğini beyan etmiştir. (el-Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 8)
Hz. Muhammed'in (sav) gerek Peygamberlikten önceki gerekse Peygamberlikten sonraki hayatı incelendiğinde üstün ahlaka aykırı bir davranış ve tutum görmek asla mümkün değildir. Peygamberlik öncesi dönemde inanmayanların bile kendisine 'Muhammedü'l-Emin' -Güvenilir Muhammed- lakabını vermesi büyük anlamlar ifade eder. Vahyin geldiği ilk anlarda korkan ve ürken Peygamberimize eşi Hz. Hatice'nin şu cümleleri o kutlu elçinin eşsiz ve güzel ahlakına övgüyle şahitlik eder; 'Allah'a yemin ederim ki, O seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabalarını gözetir, doğru konuşursun. Güçsüzlerin sıkıntılarını yüklenir, fakirin ihtiyacını karşılarsın. Misafire ikramda bulunur, musibete uğrayana yardım edersin.' (Buhari, Bed'ül-Vahy, 1)
Enes b. Malik'in amcasının oğlu Sa'd b. Hişam Medine'ye geldiğinde, Hz Aişe'den kendisine Rasulullah'ın ahlakını anlatmasını istemişti. Hz. Aişe 'Sen Kur'an okuyorsun değil mi?' diye sorunca Sa'd 'Evet' cevabını verdi. Bunun üzerine müminlerin annesi, 'İşte Hz. Peygamber'in ahlakı Kur'an idi' (Müslim, Müsafirin,139) dedi. Bazı rivayetlerde Hz. Aişe'nin, bu sözünün ardından, 'Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin' (Kalem,68/4) ayetini ya da Mü'minun suresinin ilk dokuz ayetini okuduğu belirtilmiştir. Zira Kur'an-ı bizzat tebliğ eden ve yaşayan Hz. Peygamber, onun öngördüğü ahlakı hayatı boyunca en ideal düzeyde temsil etmişti.
Enes b. Malik'in ifade ettiği üzere, Rasulullah ahlak bakımından insanların en güzeli idi. Bununla birlikte Hz. Peygamber, ahlakını daha da güzelleştirmeye gayret ederek kötü ahlaktan Allah'a sığınırdı. (Ebu Davud, Vitr, 32) O'nun namaza kalktığında yaptığı dua da bu amacını gerçekleştirmeye yönelikti: '...(Allah'ım!) Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlakı benden uzaklaştıracak yoktur!' (Müslim, Müsafirin, 201).
Rasulullah ashabını da her fırsatta güzel ahlaklı olmaya, bunun için de çabalamaya teşvik etmişti. Hz. Peygamber Muaz b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderirken, 'Ey Muaz b. Cebel! İnsanlara güzel ahlakla muamele et.' (Muvatta', Hüsnü'l-Hulk, 1) tavsiyesinde bulunmuştu. Ashab-ı Güzin Peygamberimizin örnekliğini ve tavsiyelerini öylesine içselleştirmişlerdi ki, onun vefatından sonra, 'O olsaydı nasıl yapardı ve ne söylerdi?' sorusunun her durumda kendilerine sormuşlar ve böylece Peygamberin ahlak ve edebini yaşatmaya çalışmışlardı.
Hz. Ali oğlu Hz Hüseyin'e Peygamberimizin ahlakını şöyle anlatır: 'Peygamberimiz güzel yüzlü, güzel huylu, nazik kalpli idi. Hiçbir vakit sert veya dar kafalı değildi. Ağzından hiçbir müstehcen kelime çıkmazdı. Başkalarının tavır ve hareketlerini eleştirmez veya kötülemezdi.... Peygamberimiz son derece cömert, özü sözü doğru, temiz, nazik kalpli, hoş sohbet birisi idi. O'nunla arkadaşlık edenler, O'na hayran olurlardı.' (Şibli,İslam Tarihi,Asr-ı Saadet,II,873-874)

Günün Duası

'Allah'ım! Senden sana teslim olan bir kalp, doğru sözlü bir dil ve dosdoğru bir ahlak istiyorum.' (Hakim, Deavat, 1872)