''Yeniden Kuruluş Anayasası''
Yeni anayasa tartışmaları hepinizin malumu. Daha üç sene önce yaptıkları anayasa ile başımıza gelenler yetmiyormuş gibi bir de şimdi bu anayasayı daha da berbat hale getirmek için kolları sıvadılar. İki haftadır gündemde olan bu meseleyi fazla dikkate almadım. Çünkü bu girişimi hem bir gündem değiştirme çalışması olarak görüyorum hem de kamuoyundan destek görmeyeceğini ve hayata geçirilemeyeceğini düşünüyorum. Ancak geçtiğimiz günlerde bir kırmızı çizgimiz aşıldı.Yeni anayasa ile ilgili konuşan AKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan, yeni anayasadan bahsederken ''Yeniden Kuruluş Anayasası'' gibi talihsiz bir ifade kullandı. İşte burada dur dememiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne zaman yıkıldı ki yeniden kuruluyor? Yeniden kuruluştan kasıt nedir? Geçmiş yıllarda bazı AKP'li yöneticilerin dediği gibi yeni bir devlet şekli mi oluşturmak isteniyor? Lafın nereye gideceği belli olmayan bu ifadeyi şiddetle kınıyorum. Demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayaktadır ve yeniden kuruluşu falan söz konusu değildir.
Şimdi gelelim anayasa konusuna. 16 Nisan 2017 tarihindeki referandum ile hayatımıza giren başkanlık anayasası, Türkiye'de zaten özürlü olan yargı bağımsızlığı, demokrasi, basın özgürlüğü, bireysel özgürlükler ve daha birçok hayati kavramı bitme noktasına getirdi. Bunların peşinden de kaçınılmaz olarak ekonomik zorluklar yaşandı tabii ki. Başkanlık sistemi referandumundan ''Hayır'' sonucunun çıkması için aylarca bilfiil uğraşıp koşturanlardan biriyim. Bu süreçte birçok yazı kaleme aldım, bazı konuşmalar yaptım, stantlarda görev aldım ve bildiriler dağıttım. Yeni anayasanın başımıza bunları getireceğini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ancak itiraf etmeliyim ki sahip olduğumuz tüm demokratik değerlerin ve ekonominin bu kadar çabuk kötü duruma gireceğini ben bile beklemiyordum.
Mevcut anayasa Cumhurbaşkanı'na sınırsız yetkiler veren ve tüm denetimlerden muaf tutan bir anayasa. Çünkü tüm yargı mensuplarını keyfine göre atama veya görevden alma yetkisi var. Aynı zamanda bu anayasa ile meclisin denetleme ve dengeleme gücü tamamen elinden alınmış durumda. Cumhurbaşkanı'nın istemediği hiçbir yasa meclisten geçemiyor, geçse bile kanunlaşamıyor. Hatta birçok kanun meclisin onayı bile olmadan kararnameler ile yasalaşıyor. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bir araba hızlı ve güçlü olabilir ancak freni yoksa gaza basmak felaketle sonuçlanacaktır. Şu anda bizi yöneten sistem tam da budur işte…
Başkanlık anayasası ülkenin çıkarlarına hizmet amacıyla değil, bir kişi ve bir grubun isteği doğrultusunda, o grubun keyfine göre hazırlanmış bir anayasadır. Yeni yeni öğreniyoruz ama bu anayasanın yazıldığı dönemlerde AKP içinde bile bu sistemi aşırı yetkili bulan ve karşı çıkan çok sayıda milletvekili ve yönetici olmuş ama işe yaramamış. Tıpkı o zamanlarda olduğu gibi şu anda yazılan anayasa da ülkenin çıkarlarına göre değil, bir kişinin çıkarına göre hazırlanıyor. AKP'nin yeniden seçilebilmesi için yüzde elli artı bir olayını kaldırmak ve anayasa mahkemesinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırmak gibi maddeler üzerinde çalışılarak kendilerinin çıkarına hizmet eden bir metin ortaya çıkarılacaktır. Yani bu bir anayasa değil, banayasadır.
İdeal Bir Anayasa Nasıl Olmalı?
Gelecek ilk seçimlerde vatandaşın mevcut iktidarı değiştirmek istediğine dair çok kuvvetli bir inancım var. İktidar değiştiği taktirde mevcut tek adam anayasası değiştirilecek ve yerine modern dünyaya uygun, demokratik bir anayasa getirilecektir. Bunu konuşmak için belki şu an erken ama ben yine de ideal bir anayasanın nasıl olması gerektiği ile ilgili naçizane görüşlerimi birkaç madde ile sizlere aktarmak istiyorum: