BAŞ TACIMIZ DEDİĞİNİZ EMEKLİ, NASIL BU HALE GELDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan sonunda emekliler için konuştu: “Başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu 2027 bütçesinde biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz.”
Peki, baş tacı olmak ne demek? İnsan, baş tacı ettiği insanları geçim sıkıntısıyla baş başa bırakır mı? Ömrünü çalışarak geçirmiş insanları hayatlarının sonbaharında yeniden çalışmak zorunda bırakır mı?
Hatırlayın, millet bahçelerinde emeklilere ücretsiz çay, çörek ikram edilecekti. Çay, çörek bedavaydı ama hayat pahalıydı! Pazarda akşamı bekleyen, torununa harçlık veremediği için mahcup olan emeklinin yoksulluğu, ücretsiz ikramlarla örtülebilir miydi?
Ankara’da ilkel koşullardaki otellerde yaşayan emekliler ekranlara yansıdı. İnşaatlarda güvencesiz çalışırken sakatlanan emeklilerin haberleri gazetelerin manşetlerine taşındı. İnsan, yıllarca çalışıp emekli olduktan sonra neden yeniden inşaatlarda hayatını riske atar?
Üstelik mesele yalnızca kira, mutfak ve faturalar değil. Hastanelerde muayene ücreti ödeyen, raporlu olduğu hâlde bazı ilaçların farkını cebinden karşılayan emekli, sağlığını korumak için bile hesap yapmak zorunda.
İşte baş tacı denilen emeklinin hazin tablosu!
EMEKLİYİ ŞİMDİ Mİ HATIRLADINIZ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emekliler için yeni düzenlemelerden söz etmesi önemli. Ancak sormak gerekiyor: Emeklinin sorunları bugün mü ortaya çıktı, yoksa seçim yaklaşırken mi hatırlandı?
Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli bulunuyor. İktidardan uzaklaşan, ekonomik sıkıntılar nedeniyle başka partilere yönelen bu kitlenin oyları, siyasi dengeleri değiştirebilecek güçte.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yeni çalışmalar yapılması talimatı verdiği belirtiliyor. Üstelik daha önce bütçeye getireceği yük nedeniyle mesafeli yaklaşılan talepler için artık kaynak bulunması isteniyor.
Ankara kulislerinde dört formül konuşuluyor: Bütün emeklilere 2.000-3.000 lira seyyanen zam, enflasyon farkına refah payı eklenmesi, kök maaşların düzenlenmesi ve bu seçeneklerin birleştirildiği kapsamlı bir iyileştirme.
Temmuz 2026 itibarıyla 23.552 lira seviyesinde olduğu belirtilen en düşük emekli aylığının, olağan enflasyon artışıyla yaklaşık 26 bin liraya çıkabileceği hesaplanıyor.
Kulislerde seyyanen zam ve ek artışlarla 30 bin liranın üzerine çıkarılması hedefinden söz ediliyor.
En düşük memur emeklisi aylığının 36 bin liraya yükseltilmesi de gündemde.
Bunlar henüz kesinleşmiş kararlar değil. Fakat asıl mesele, hangi zam formülünün uygulanacağından daha büyük.
EMEKLİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR!
2008’de emekli aylıklarıyla asgari ücret arasındaki ilişkiyi güvence altına alan yaklaşımın terk edilmesinin sonuçlarını konuşmadan bu sorunu anlayamayız.
Bugün o tercihin yarattığı kayıplar, vatandaşlık maaşı, kira yardımı ve doğalgaz desteği gibi sosyal yardım formülleriyle giderilmeye çalışılıyor.
Elbette en yoksul kesimlere daha fazla destek verilmesi sosyal adaletin gereğidir. Ancak emeklilik hakkını gelir testine ve yardım başvurusuna bağlamak başka, insanca yaşamaya yetecek bir emekli aylığı sağlamak başkadır.
Emekli sadaka değil, yıllarca çalışmasının ve ödediği primlerin karşılığını istiyor!
Memur emeklilerine yansıtılmayan 8 bin liralık seyyanen zam da ayrı bir adalet sorunu. Geçmiş dönem kayıpları hesaplanmalı, emeklilerin haklı talepleri görmezden gelinmemeli.
Bayram ikramiyeleri de enflasyon karşısında eridi. Bir zamanlar anlamlı görünen ikramiyeler, bugün başlangıçtaki alım gücünü koruyamıyor.
FON SKANDALI GÖLGESİNDE EMEKLİ
Türkiye’nin gündeminde ağır bir fon skandalı iddiası varken emeklilerin yeniden gündeme gelmesi dikkat çekici. Fon iddialarının aydınlatılması, sorumluların belirlenmesi ve yatırımcıların haklarının korunması gerekirken emeklinin yoksulluğu da ülkenin en önemli sorunlarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu zamanlama, açıklamaların fon skandalını unutturmak amacıyla yapıldığını tek başına kanıtlamaz. Ancak iktidarın biriken toplumsal tepkilerle karşı karşıya olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz.
Bir tarafta geçinemediği için yeniden çalışmak zorunda kalan emekli, diğer tarafta milyarlarca liralık finansal iddialar ve denetim tartışmaları…
Vatandaşın sormaya hakkı var: Kaynaklar söz konusu olduğunda neden emekliye gelince bütçe sınırları hatırlanıyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde emeklilerin durumunu iyileştireceklerini söylüyor. Öyleyse mesele, seçim öncesi bir zam açıklamaktan ibaret kalmamalı. Emeklilik sistemindeki adaletsizlikler giderilmeli, maaşlar insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmalı.
Emekli, seçimden seçime hatırlanacak bir oy deposu değildir.
Baş tacı denilen emekliyi baş tacı yapmanın yolu, ona ücretsiz çay ve çörek ikram etmekten değil; ömrünü verdiği ülkesinde kalan ömrünü yoksulluk korkusu yaşamadan geçirebilmesini sağlamaktan geçer.
YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR