Eskişehir’in tarihî miraslarından Kurşunlu Külliyesi üzerinden yürütülen tartışmanın asıl sorusu budur. Mülkiyet Vakıflar Genel Müdürlüğünde olabilir. Ancak bir yapının tapusuna sahip olmakla onu yaşatmak aynı şey değildir. Tapu hukukî mülkiyeti, işletme ise sorumluluğu ifade eder.

Külliye, AK Partili Burhan Sakallı döneminde Odunpazarı Belediyesine kiralandı.

CHP’li Kazım Kurt döneminde ise tahliye tartışmaları başladı. 2016’da Eskişehirlilerin tuttuğu halk nöbetiyle hafızalara kazınan süreç, bugün yeniden gündemde.

Vakıfların kira ve sözleşme gerekçeleriyle başlattığı tahliye girişimine karşı belediyenin hukuk mücadelesi sürüyor. Son açıklamaya göre tahliye işlemi, yürütmeyi durdurma davasında karar verilinceye kadar durduruldu.

Peki, tartışmanın özü ne?

AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, belediyenin esnaftan 419 bin lira kira toplarken Vakıflara 123 bin lira ödediğini açıkladı. Gelir-gider tablosunun açıklanmasını istedi.

Rakamlar elbette açıklanmalı. Kamu kaynaklarının hesabı sorulmalı. Ancak hesabın yalnızca gelir hanesine bakarak hüküm verilemez. Belediyenin açıklamasına göre külliyenin bakım, temizlik, elektrik, doğal gaz, yeşil alan düzenlemesi ve gece güvenliği giderleri de bu gelirlerden karşılanıyor. Yaklaşık 50 personel çalışıyor.

Üstelik burada yalnızca dükkânlar yok. Ahşap Eserler Müzesi, Lületaşı Müzesi, yaklaşık 400 cihazın bulunduğu Fotoğraf Makineleri Müzesi ve Cam Sanatları Merkezi var. Kadın girişimcilerin işlettiği yaklaşık 20 küçük işletme var.

Şimdi soralım: Odunpazarı Belediyesinden burayı devralmak istiyorsunuz. Peki, ne yapacaksınız?

Belediyenin yerine hangi işletme modelini koyacaksınız? Bu kadar personelin ücretini, bakım ve güvenlik giderlerini hangi bütçeyle karşılayacaksınız? Müzeleri, sanat merkezlerini ve küçük işletmeleri nasıl yaşatacaksınız? Hazır bir alternatifiniz var mı?

Yoksa mesele, belediyenin elinden bir yeri almakla mı sınırlı?

Çünkü bir alanı devralmak kolaydır. Onu yaşatmak ise para, personel, uzmanlık, sürekli bakım ve etkili denetim ister.

ÖYLEYSE SORUYORUZ: KURŞUNLU KÜLLİYESİ’Nİ BELEDİYEDEN ALIP NE YAPACAKSINIZ?

AK Parti, Odunpazarı Belediyesinden yetkiyi devralmak istiyor. Peki, sonra ne yapacak? Bu kültür merkezini hangi bütçeyle, kaç personelle, nasıl işletecek?

Hangi bütçeyle işleteceksiniz? Kaç personel çalıştıracak, bakımını ve güvenliğini nasıl sağlayacaksınız? Müzeleri, sanat merkezlerini ve kadın girişimcilerin işletmelerini nasıl yaşatacaksınız? Mevcut modelden daha iyisini ortaya koyacak bir projeniz var mı?

Yoksa belediyenin elinden almak, yönetmekten daha mı kolay geliyor?

Unutmayın: Bir yerin anahtarını teslim almak, o yerin hakkını verebilmek demek değildir.

Eğer amacınız kamu yararıysa, belediyeden kira almayın; külliyeyi kültür ve sanat merkezi olarak yaşatması şartıyla devredin. Denetiminizi düzenli yapın, eksikleri giderin, hesabını sorun. Böylece mülkiyet Vakıflarda, hizmet belediyede, kazanç Eskişehir’de kalır.

Ama belediyeden alıp daha kötüsünü ortaya çıkaracaksanız, bunun hesabını kim verecek?

Kurşunlu Külliyesi siyasi bilek güreşinin değil, Eskişehir’in kültürel hafızasının emanetidir.

Şimdi söz sizin: Külliyeyi yaşatacak bir projeniz mi var, yoksa yalnızca tahliye kararınız mı? Anahtarı istiyorsanız, önce ne yapacağınızı açıklayın. Çünkü Eskişehir’in ihtiyacı yeni bir mülkiyet kavgası değil, kültürel mirasını geleceğe taşıyacak akıl, kaynak ve sorumluluktur.

DEDE KORKUT PARKI'NA, ŞEHR-İ DERYA'YA BAKIN!

Eskişehir’deki başka alanların durumu da bu tartışmada dikkate alınmalı. Daha yeni düzenlenen Dede Korkut Parkı’ndaki sorunlar ortada. Zübeyde Hanım Caddesi’ndeki Devlet Demiryollarına ait gezi alanının görünümü de eleştirileri beraberinde getiriyor. Şehr-i Derya’nın mevcut durumu da sorulması gereken soruları çoğaltıyor.

Bunlar, her kamu kurumunun her alanı kötü yönettiğinin kanıtı değildir. Ancak açık bir gerçeği hatırlatır: Kamuya ait bir yeri yönetmek, onu kendiliğinden güzel, bakımlı ve işlevsel hâle getirmiyor.

Üstelik yerel yönetimler, bu tür alanları kentin gündelik yaşamıyla bütünleştirme konusunda önemli bir deneyime sahip. Kurşunlu Külliyesi de yıllar içinde yalnızca bir tarihî yapı olmaktan çıkarak kültürün, sanatın, zanaatın ve turizmin buluştuğu bir merkez hâline geldi.

Buranın tahliyesini isteyenler, bu birikimin yerine ne koyacaklarını açıklamak zorunda değil mi?

Kültürel mirasın korunması, kira cetvelindeki rakamları büyütmekten ibaret değildir. Bazen kamu yararı, gelir elde etmekten vazgeçmeyi gerektirir.

Ben olsam, hiçbir kira bedeli almadan devrini yapmayı bile değerlendirirdim.

Şartım açık olurdu: Belediye burayı kültür ve sanat merkezi olarak yaşatacak, bakımını yapacak, denetime açık olacak; Vakıflar da belirli aralıklarla denetim yetkisini kullanacaktı.

Böylece Vakıflar mülkiyetini korur, belediye hizmeti sürdürür, Eskişehirli de kültürel mirasına sahip çıkardı. Elbette bunun hukukî ve idarî şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Nitekim eski AK Parti İl Başkanı Dündar Ünlü’ nün de mevcut sorunlar giderilerek külliyenin belediye tarafından işletilmeye devam etmesini halkın ve bölgenin yararına gördüğü belirtiliyor.

Öyleyse mesele parti meselesi değil, kamu yararı meselesidir.

KÜLTÜREL MİRAS, SİYASİ KAZANÇ HESABI DEĞİLDİR!

Kurşunlu Külliyesi’nin kapısına tahliye yazısı asmak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Aksine yeni sorumluluklar doğurur. Müzeler nereye taşınacak? Eserler nasıl korunacak? Esnaf ne olacak? Kültür turizmi nasıl sürdürülecek?

Bu soruların cevabı verilmeden yürütülen tartışma, çözüm üretmekten çok yetki kavgasına benzer.

Kamu yönetimi, anahtarı kimin taşıdığıyla değil, kapının ardında neyi yaşattığıyla ölçülür.

Kurşunlu Külliyesi’ni belediyeden almak istiyorsanız, önce alternatifinizi açıklayın. Bütçenizi, personelinizi, işletme modelinizi ve denetim planınızı ortaya koyun.

Çünkü Eskişehir’in kültürel hafızası, bir kira hesabından çok daha değerlidir. Mülkiyet devredilebilir; ama kaybedilen kültürel birikimi yeniden oluşturmak her zaman mümkün değildir.

YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.