ORC Araştırma’nın 200 ilçede 13 bin 699 kişiyle gerçekleştirdiği araştırmada Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yüzde 64,7’lik başarı oranıyla büyükşehir ilçe belediye başkanları arasında ilk sırada yer aldı. Ancak asıl mesele, bu rakamın arkasında nasıl bir belediyecilik anlayışının bulunduğu…
Siyasette rakamlar bazen çok şey anlatır.
Ama bazen de asıl hikâyeyi anlatabilmek için rakamın arkasına bakmak gerekir.
ORC Araştırma’nın 25-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında 200 ilçede, 13 bin 699 katılımcıyla gerçekleştirdiği “Yerel Yönetimler Performans Ölçümü” araştırması, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u yüzde 64,7’lik başarı oranıyla Türkiye’nin büyükşehir ilçe belediye başkanları arasında zirveye taşıdı.
İkinci sırada yüzde 63,2 ile İstanbul Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, üçüncü sırada yüzde 62,5 ile Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal bulunuyor.
Yani rakam açık:
Kazım Kurt birinci.
Fakat gazetecilik açısından daha önemli soru şu:
Neden birinci?
Çünkü belediyecilik yalnızca asfalt dökmek, kaldırım yapmak, park açmak değildir.
Bunlar elbette belediyenin asli görevleridir. Fakat sosyal demokrat belediyeciliğin farkı, belediyeyi yalnızca beton, asfalt ve imar hizmetlerinden ibaret görmemesidir.
Belediye, insana dokunduğu ölçüde belediyedir.
Kazım Kurt’un Odunpazarı’ndaki belediyecilik pratiğine bakıldığında da bu anlayışın önemli bir karşılığı görülüyor.
Odunpazarı Belediyesi bugün sosyal hizmetlerden eğitime, kültürden sanata, spordan gençlik çalışmalarına, kadın politikalarından yaşlı ve engelli hizmetlerine kadar geniş bir alanda çalışma yürütüyor. Belediyenin Halk Merkezleri; kadın, çocuk, genç, yaşlı ve engellilere yönelik eğitim ve atölye çalışmalarının yapıldığı merkezlere dönüşmüş durumda.
Aşevi, Halk Market, Koca Çınar Yaşam Merkezleri, Engelsiz İletişim Masası, evde bakım hizmetleri gibi uygulamalar da “sosyal belediyecilik” kavramının yalnızca seçim dönemlerinde kullanılan bir slogan olmadığını gösteriyor.
Burada özellikle gençlere ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Çünkü Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri gençlerin geleceğe ilişkin umudunu kaybetmesi.
Bir belediyenin gençlere yalnızca konser düzenleyerek değil; eğitim, kültür, spor, kişisel gelişim ve sosyal yaşam alanları oluşturarak yaklaşması gerekiyor.
Odunpazarı Belediyesi’nin Emek Gençlik Merkezi, Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi ve Gelecek Atölyesi bu anlayışın somut örnekleri arasında. Belediyenin açıklamasına göre bu merkezlerden kuruluşlarından bu yana on binlerce genç yararlandı; merkezlerde atölyelerden spor faaliyetlerine, gezilerden aydınlanma toplantılarına kadar farklı çalışmalar gerçekleştiriliyor.
İşte sosyal demokrat belediyecilik tam da burada başlıyor.
Genç insana “müşteri” gibi değil, kentin geleceğini kuracak yurttaş olarak bakmak…
Yaşlıyı yalnızca yardım bekleyen biri olarak değil, kentin hafızası olarak görmek…
Kadını yalnızca sosyal yardımın konusu değil, üretimin ve toplumsal yaşamın aktörü olarak değerlendirmek…
Engelliyi kentin kenarında tutmak yerine kentin merkezine taşımak…
Ve bütün bunları yaparken vatandaşa “Ben yaptım oldu” demek yerine, “Birlikte yönetelim” diyebilmek.
Kazım Kurt’un başarısının arkasındaki esas mesele biraz da burada aranmalı.
Çünkü eser belediyeciliği ile sosyal belediyecilik birbirinin alternatifi değildir.
Tam tersine, iyi belediyecilik ikisini aynı potada buluşturabilmektir.
Bir yanda yol, park, tesis, kültür ve spor yatırımları…
Diğer yanda aşevi, Halk Market, gençlik merkezleri, halk merkezleri, kadın ve aile hizmetleri, yaşlılara yönelik Koca Çınar Yaşam Merkezleri…
Biri kentin fiziksel yüzünü değiştirir.
Diğeri kentin sosyal dokusunu.
Ve ikisi birleştiğinde ortaya yalnızca “hizmet veren belediye” değil, yaşayan kent çıkar.
Üstelik bu sonuç Kazım Kurt açısından ilk başarı araştırması da değil.
Odunpazarı Belediyesi, ORC’nin mayıs ayında açıkladığı “Bağlı Bulundukları Büyükşehirlerde En Başarılı Metropol İlçeler” araştırmasında yüzde 60,2 başarı oranıyla dikkat çekmişti.
Şimdi oran yüzde 64,7’ye yükselmiş.
Demek ki mesele yalnızca bir araştırmada zirveye çıkmak değil.
Zirvede kalabilmek.
Elbette hiçbir araştırma belediyeciliğin bütün karnesi değildir. Anket sonuçları tartışılabilir, yöntemleri sorgulanabilir, farklı araştırmalar farklı sonuçlar ortaya koyabilir.
Ama vatandaşın memnuniyetini ölçmeye yönelik araştırmaların tamamını bir kenara atmak da doğru değildir.
Çünkü sandıkta oy veren vatandaş, gündelik hayatında belediyenin hizmetini de görür.
Çöpünü toplar mı?
Sokağını yapar mı?
Çocuğuna eğitim olanağı sunar mı?
Genç için alan açar mı?
Yaşlıya el uzatır mı?
Dar gelirliyi yalnız bırakır mı?
Kültüre, sanata ve spora erişimi artırır mı?
Ve en önemlisi…
Vatandaş belediyeyi kendisine ait hisseder mi?
Kazım Kurt’un araştırma sonrasında söylediği “Bu başarı hepimizin” cümlesi bu nedenle önemlidir.
Çünkü belediyecilik tek kişinin fotoğrafından ibaret değildir.
Başkan vardır.
Meclis vardır.
Çalışanlar vardır.
Ama bütün bunların üzerinde kent halkı vardır.
Başarı varsa, onun gerçek sahibi de halktır.
Bugün Türkiye’de yerel yönetimler üzerinden yürüyen tartışmalarda çoğu zaman siyasi hesaplar, parti kimlikleri ve günlük polemikler öne çıkıyor.
Oysa belediyeciliğin en basit ölçüsü çok daha başka:
Kentte yaşayan insanın hayatı kolaylaşıyor mu?
Kazım Kurt’un ORC araştırmasında yüzde 64,7 ile zirveye çıkması, bu soruya Odunpazarı ölçeğinde verilmiş önemli bir cevap olarak okunabilir.
Siyaset değişir.
Partiler değişir.
İttifaklar değişir.
Başkanlar gelir, başkanlar gider.
Ama geride eser kalır.
Geride sosyal hizmet kalır.
Geride gençlere açılmış bir kapı, yaşlılara uzatılmış bir el, çocuklara bırakılmış bir kültür merkezi, yurttaşa verilmiş bir değer duygusu kalır.
Asıl başarı da budur.
Çünkü belediyecilikte en yüksek makam başkanlık koltuğu değil; vatandaşın gönlündeki yerdir.
ORC’nin rakamları bugün Kazım Kurt’u zirveye taşıyor.
Asıl sınav ise yarın başlayacak:
Zirvede kalmak değil, zirvenin hakkını vermek…
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)