İl Müftü Yardımcısı Dilaver Şahin'in yazısı...
İman, kelime olarak 'verilen haberi kabul ve itiraf ederek haber sahibini yalanlamamak' tır. Dini terim olarak ise, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Allah (c.c.) tarafından getirdiği ve dinden olduğu zaruri ve kesin olarak bilinen haber ve hükümleri kendi irade ve ihtiyarı ile kabul ederek tasdiketmektir.
İman etmek, ben müslümanım demek bir iddiada bulunmaktır. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. O halde iman eden imanını görünür kılmalıdır. Kalpteki iman insanın dili, sözü, davranışı ile görünür olmaktadır. İnsanın sözleri, fiilleri, davranışları kalpteki imanın rengine boyanarak anlam bulmaktadır. Söz doğru, fiil düzgün, davranış uygun olduğunda kalpteki iman da hem doğru hem düzgün hem de güçlü olmaktadır. İman söz, fiil ve davranışların tutarlılığını ne kadar etkilerse insan iradesiyle ortaya konan tüm tutum ve davranışların niteliği de imanı etkilemektedir.
İman ve Salih amel el eledir Kuran-ı Kerim'de. 100'ün üzerinde ayetlerde omuz omuzadır. 'İman edenler ve salih amel işleyenler' şeklinde yazılıdır. Salih amel doğru yerde durur ve haddini sınırını bilir, iman kavramını hep takip eder. Salih amel; söz, fiil ve davranışların salih olmasına özen gösterir, dilden dökülen kelimelerin hak olmasına dikkat kesilir, yürürken, bakarken, kaşını kaldırırken, tebessüm ederken, iyilikte bulunurken hep özenli ve dikkatli olmaya önem verir. Bilir ki, yapılacak her yanlışlık saygıyla takip ettiği İman'a zarar verir.
İman ve Salih amel birlikteliği Rabbimizin imanla birlikte amel etmeyi bize emrettiğini ve ona çok önem verdiğini göstermektedir. Bir Müslümanın günlük hayatta ibadetlerine dikkat etmesi ve kardeşleriyle münasebetleriyle dinini yaşaması gerekmektedir.Amelsiz imanında bir gün tehlikeye gireceğini unutmamak lazımdır. İman mutlaka dışa yansımalı, kişi, salih amel işleyerek bunu hal ve hareketlerinde açıkça göstermelidir.
Yüce Mevla Kuran-ı Kerim'de buyuruyor ki, 'Onlar ki, iyice pekiştirdikten sonra da Allah'a verdikleri sözden dönerler, Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini ayırırlar, yeryüzünde fesat çıkarırlar; işte sonunda zararlı çıkacak olanlar da yalnız bunlardır.' (Bakara 2/27).Ayette, 'Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şey' ifadesi ile, iman ile amelin bütünlüğü vurgulanmıştır. Sadece iman ettim demekle işin bitmediği, imanın mutlaka salih amel ile taçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.'Allah'a verdikleri sözü pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği bağı koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya, işte rahmetten mahrum olmak da onlar içindir; dünyanın kötü sonu da onlar içindir.' (Rad 13/25).
Yukarıdaki ayetten anlaşılıyor ki iman ile amel arasında, et ile tırnakta olduğu gibi ayrılmazlık vardır. Allah (c.c.),'Onlar Allah'ın, korunmasını emrettiği bağı koruyan, Rablerine saygıda kusur etmeyen, hesabın kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir.'(Rad 13/21) emriyle iman ve amelin ayrılmazlığına, Müslümanların iman ve salih amelin arasını ayırmamaları gerektiğine dikkat çekmiştir.
Dinimiz İslam'ın imandan sonra salih ameli çok önemsediğini şu ayetlerden de anlıyoruz:'Onlar, Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapmazlar; haksız yere, Allah'ın dokunulmaz kıldığı insan hayatına kıymazlar, zina etmezler. Zira (bilirler ki) bunları işleyen kimse cezasını bulacak. Ancak tövbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler bunun dışındadır. İşte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.' (Furkan 25/68-70).
Ayeti kerimeler gösteriyor ki, iman amelden bağımsız, soyut bir şey değildir. Allah yolunda mücadele, iyiliği emir, kötülükten nehiy, namaz, oruç, infak, tövbe ve benzeri salih ameller - ki bu saydıklarımız kulluk görevleridir- iman ile aynı kefede tartılmaktadır.'Müminler ancak, Allaha ve Rasûlü'ne iman eden, sonrada şüpheye düşmeyen ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad eden kimselerdir. İşte bunlar sadıkların ta kendisidir'(Hucurat49/15). Bu ayetlerden de anlaşıldığına göre, insanlar kesinlikle inandık demekle kurtulamayacaklardır. Çünkü iman aynı zamanda inandığını yaşamak ve salih amel yapmakla kuvvetlenir.Kur'an'ın ve dinimizin üzerinde durduğu mesele,inandığımız doğruların hayatımızda pratiğe yansımasıdır.
Kur'an'ı Kerimbizden inandığımızı bizzat yaşayarak göstermemizi istemektedir. Ayet-i kerimelerden de anlaşıldığına göre cennet, sadece 'iman ettik' diyenlere değil, imanla birlikte salih amel işleyenlere, müttakilere, Allah (c.c.)'ın koruması altına girmişlere, salihlere, muhsinlerevaad edilmektedir. Kısacası amel, imanın bir gereğidir, icabıdır, dışa vurmasıdır. İmansız amelin hiçbir şeye yaramadığı gibi amelsiz iman da eksiktir.
Rabbimiz bizlere, önce iman etmeyi sonrada kendi rızası doğrultusunda salih amel işlemeyi nasip etsin.