SİYASETTE HESAP DA DÖNER
Siyasette en tehlikeli şey muhalif olmak değildir.
En tehlikelisi, dün alkışladığınız yöntemin bir gün size uygulanacağını hesap edememektir.
Türk siyasetinin en eski atasözlerinden biri boşuna söylenmemiştir:
"Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner."
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'ın ihracı, yalnızca bir disiplin kararı değildir. Bu karar, CHP'nin uzun yıllardır çözemediği parti içi iktidar mücadelesinin yeni bir perdesidir.
Bir zamanlar kurultaylarda başlayan tartışmalar artık disiplin dosyalarında sonuçlanıyor.
Fikirler sandıkta değil, ihraç mekanizmalarında tasfiye ediliyor.
İşte asıl sorun da burada başlıyor.
Çünkü bir siyasi partiyi güçlü yapan, herkesin aynı şeyi söylemesi değildir.
Farklı düşüncelerin aynı çatı altında yaşayabilmesidir.
Talat Yalaz yaptığı açıklamada, ihracı "yok hükmünde" saydığını söylüyor.
"CHP işgal edilmiştir."
"Butlan yönetimi meşru değildir."
"Özgür Özel'in yanında mücadeleye devam edeceğiz."
Bunlar yalnızca bir il başkanının kişisel tepkileri değildir.
Bu sözler, CHP içerisinde yaşanan meşruiyet krizinin dışa vurumudur.
Bir tarafta mahkeme kararını esas alan bir yönetim...
Diğer tarafta siyasi meşruiyetin sandıkta oluştuğunu savunan bir anlayış...
Ortada ise bölünmüş bir parti görüntüsü...
Ve en önemlisi; bu kavganın artık yalnızca parti örgütlerini değil, seçmeni de yormaya başlaması...
Türkiye'de siyasi partilerin ortak bir hastalığı vardır.
Lider değişir.
Kadrolar değişir.
Sloganlar değişir.
Ama parti içi demokrasi anlayışı hiç değişmez.
İktidardayken disiplin kutsaldır.
Muhalefetteyken demokrasi...
Koltuğa oturunca itiraz eden "hain" olur.
Koltuktan kalkınca aynı kişi "demokrasi kahramanı" olur.
Türk siyaseti yıllardır bu kısır döngünün içinde dönüp duruyor.
Bugün CHP'de yaşananlara bakarken yalnızca bir partiye bakmamak gerekir.
Çünkü dün aynı eleştiriler başka partiler için yapılıyordu.
Bugün CHP konuşuluyor.
Yarın başka bir parti konuşulacak.
Sorun kişiler değildir.
Sorun siyasal kültürdür.
Partilerimiz kurumsallaşamıyor.
Liderlerin gölgesi, kurumların önüne geçiyor.
Disiplin kurulları hukuk üretmek yerine siyaset üretmeye başladığında ise parti içi adalet duygusu zedeleniyor.
İşte asıl kırılma burada yaşanıyor.
Talat Yalaz'ın dikkat çeken açıklamalarından biri de yeni parti tartışması oldu.
Toplumun yeni bir siyasi oluşum beklediğini söyledi.
Belki gerçekten böyle bir beklenti vardır.
Belki de yoktur.
Bunu zaman gösterecek.
Ancak şu gerçek değişmez:
Türkiye'de yeni parti kurmak kolaydır.
Yeni bir siyaset kültürü kurmak ise çok zordur.
Eğer kurulacak yapı da eleştiriye tahammül etmeyecek, farklı sesleri disiplin sopasıyla susturacaksa, tabela değişir ama zihniyet değişmez.
Millet artık sadece yeni bir parti değil, yeni bir siyaset dili arıyor.
Eskişehir ise bu tartışmanın tam merkezinde bulunuyor.
Çünkü CHP'nin en güçlü kalelerinden biri olan bu kentte yaşanan her kırılma, yalnızca yerel siyaseti değil, genel merkez dengelerini de etkiliyor.
Bugün ihraç edilen bir il başkanıdır.
Yarın belediye başkanları ne yapacak?
Örgüt nasıl hareket edecek?
Seçmen hangi tarafta duracak?
Bunların cevabı henüz belli değil.
Ama kesin olan bir şey var:
Parti içi hesaplaşmalar uzadıkça kazanan kimse olmuyor.
Kaybeden ise siyaset kurumu oluyor.
+++++
Demokrasi yalnızca seçim kazanmak değildir.
Demokrasi, seçimden sonra farklı düşünenlerle birlikte yaşayabilme kültürüdür.
Eğer bir parti kendi içinde bunu başaramıyorsa, ülkeye bunu vaat etmesi de inandırıcılığını kaybeder.
Bu nedenle Talat Yalaz'ın ihracı, sadece bir disiplin dosyasının kapanması değildir.
Bu karar, CHP'nin önündeki en büyük soruyu yeniden gündeme getirmiştir:
Cumhuriyet Halk Partisi, parti içi demokrasiyi yeniden inşa edebilecek mi; yoksa tasfiye siyasetinin yeni halkalarını mı ekleyecek?
Çünkü tarih bize defalarca aynı dersi vermiştir:
Keser döner... Sap döner... Ama eninde sonunda hesap da döner.
Koltuğu kurtarmaya kalktın, partiyi yedin lokma lokma,
Dost diye sarıldığın el vurdu sırtına tokmakla.
Görevden almak kolay da, vicdanı nereye koyacaksın?
Keser döner, sap döner; tarih güler en son kahkahayla.
Dün alkış tuttuğun adama bugün kurdun darağacı,
Meğer koltukmuş davandan daha büyük ilacı.
İhraçla, görevden almayla bitmez hiçbir kavga;
Ruhun çürükse temelden, yıkılır en son tacı.
(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)