İl Vaizi Enes FİDAN'ın yazısı...
Yeryüzünde Allah'a en sevimli mekanlar olan, imanın doruklara ulaştığı secdelere tanıklık eden, içlerinde her gün Allah'ın zikredildiği, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in 'gözümün nuru' diye nitelendirdiği namazın cemaatle eda edildiği müstesna mekanlardır mescitlerimiz.
Kurulduğu ilk günden itibaren, toplumu şekillendiren, inanan insanları cemiyetin bir parçası haline getiren, eğiten, öğreten, dini ve ilmi hayatın merkezi konumunda olan tevhidin yıkılmaz kalesidir mescitlerimiz.
Mescitlerimiz hayatın merkezindedir. İslam, hayatın merkezine mabed ve mescidi yerleştirerek cami merkezli bir medeniyet oluşturmuştur. Mekke'de Erkam'ınevini toplanma ve eğitim merkezi haline getiren Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine'ye hicret sırasında Kuba'da ilk mescidi, daha sonra Medine'de Mescid-i Nebevi'yiinşa ederek hayatın merkezine mabedi yerleştirmiştir. Bu mekanlar; toplu ibadet mahalli olma temel görevinin yanında, aynı zamanda, ilmi faaliyetlerin yürütüldüğü bir okul, idari, askeri işlerin karara bağlandığı istişare merkezi, davaların görüldüğü mahkeme, kalacak yeri olmayanlar için misafirhane gibi her türlü sosyal ve medeni fonksiyonların yerine getirildiği toplum merkezleri olmuştur.
Allah Teala (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de;'Allah'ın evlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekat veren ve yalnızca Allah'tan korkan kimseler imar eder' (Tevbe, 9/18) buyurarakinananları mescit ve cami imarına teşvik etmiştir. Mabed ve mescitlerin imarı biri maddi biri manevi olmak üzere iki türlü gerçekleşir. Ayetin ihtiva ettiği manada her iki anlam mevcuttur. Maddi imar, mabedlerin fizikî inşası, korunup gözetilmesidir. Allah Rasulü (s.a.v.); 'Kim Allah için bir mescit bina ederse, Allah da onun için cennette bir köşk bina eder'(Buhari, Salat, 65) buyurarak inananları mescit inşa etmeye davet etmiştir. Kendisi de Mescid-i Nebevi'nin yapımında bizzat kerpiç taşıyıp arkadaşlarına yardımcı olarak, cami yapımına ve eksikliklerinin giderilmesine yönelik çabaların kıymet ve bereketini ortaya koymuştur. Mescitlerin manevi imarı, içinde ve dışında din hizmetlerinin yürütülmesi, saf saf içlerini dolduracak cemaatlerin oluşturulmasıdır; secdeden alınan haz ve kürsüden dinlenen öğüt ile hayata yön vermektir;kıyamda dik dururken yalnız Allah için boyun eğileceğini hissetmektir.
Günümüzde hayatın gerçekliğinden uzak, fiziki yapıları birbiriyle yarıştırılırken manevi imarı ihmal edilen, şehrin kalıplaşmış binalarının arasında sıkışıp kalan camilerimiz mamur olmayı beklemektedir. Camilerin fiziki yapılarını, duvarlarını ve sütunlarını inşa ve imar için maddi imkanlarını seferber eden müslümanların, buraların hayat merkezi olma yönünde daha çok çaba göstermeleri gerekmektedir. Sezai Karakoç'un ifadesi ile 'Cami, yalnız duvarlardan ve kubbeden ibaret değildir. İçinde topladığı müminlerde caminin bir parçasıdır. Cami halkın hayatına kök salmış ulu bir çınardır. Cami kök, cemaat ise onun gövdesidir.'(Sezai Karakoç, Cami ve Halk)
Cami, insanlarla, cemaatle mamur olur. Camiye çocuk, genç, yaşlı, engelli, engelsiz her bir insan hayat verecektir. Allah Resülü'nün camileri şenlendiren, kalbini, gönlünü mescide bağlayan kimseler için güzel bir müjdesi vardır; 'Kalbi mescitlere bağlı olan kimse, Allah'ın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmayacağı kıyamet gününde, O'nun gölgesinde gölgelenecek 7 sınıf insandan biri olacaktır.' (Müslim, Zekat, 91)
Cami, ibadetle mamur olur. Aynı kubbenin altında duaya açılan gönüllerle 'yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım isteriz' (Fatiha, 1/4) diyen müminlerin tesbihat ve zikirleriyle günün 5 vaktinde canlanan camiler, içerisinde bulunan insanların yaptıkları zikirlerle kalplerin huzur bulduğu, kötülük ve çirkinlikleri sahibinden uzak tutan namazların kılındığı birer hayat pınarı haline gelir.
Cami kitapla, ilimle mamur olur. Hz. Peygamber'in bina ettiği mescit, aynı zamanda eğitim ve öğretim yuvası olmuştur. Burada eğitim gören Ashab-ı Suffe, İslam'ın evrensel mesajını çok kısa sürede cihana yaymıştır.
Camilerimiz, yardımlaşan ve paylaşan insanlarla, adalet ve hakkaniyetlemamur olacaktır. Cumamızın camilerimizi mamur etmeye vesile olması dileğiyle…