İnsan; sadece et ve kemikten ibaret bir varlık değil; aynı zamanda ruh, kalp ve vicdanı da olan bir canlıdır. Ramazan ayı geldiğinde kalplerimiz yumuşar, dualarımız ve ibadetlerimiz artar. Müslümanlar olarak camilerimizi doldurur, ümmet olma bilincimizi canlı tutarız. Birlik ve beraberlik duygularımız, Ramazan ayında daha da coşar. Bu durum gönlümüzdeki imanı da gösterir aslında. Böylelikle Ramazan ayını ümmet olarak yaşamaya çalışırız.
Bizler evimizde, kendi konfor alanımızda huzurlu vakitler geçirirken, İslam coğrafyasında zulüm görmekte olan kardeşlerimiz var. Kudüs ve Mescid-i Aksâ mahzun maalesef. Peygamberler şehri Kudüs… Hz. Ömer (r.a.)’in adaletiyle İslam beldesi yaptığı mukaddes şehir... Bir şehir olmaktan ziyade; o bir mukaddes belde, o içerisinde Peygamber (s.a.v.) Efendimizin Miraç hatırası Mescid-i Aksâ’yı barındıran bir emanet. İslam ümmetine bırakılmış en değerli miraslardan biri Kudüs. Kalbinde iman taşıyan her Müslüman’ın sorumlu olduğu, son dönemlerdeki en ağır imtihanımız... Kalbimizde müstesna yeri olan beldelerden biri…
Mescid-i Aksâ’nın, İslam âlemi nezdindeki değerini ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Yolculuk ancak şu üç mescit için yapılır: Mescid-i Haram, benim şu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksâ” (Müslim, Hac, 511) buyurarak ifade etmişti. İlk kıblemiz, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Miraç mucizesinin gerçekleştiği, bizlere bırakılmış en kıymetli emanet, İslam ümmetinin kalbi Mescid-i Aksâ...
Bizler için bu denli öneme sahip olan Kudüs ve Mescid-i Aksâ bugün zalimlerin zulmüyle inlemekte, asırlardır huzur içerisinde yaşayan Müslümanlar oradan çıkartılmak istenmekte, inançlarının gereği olan ibadetlerini bile özgürce yapamamaktalar. Genç-yaşlı, kadın-erkek, çocuk-yetişkin demeden, bırakınız ibadetlerini özgürce yapmak, beşeri ihtiyaçlarını bile gideremeyecek hale düşürüldüler, maalesef. Vicdanları daha da yaralayan ise, dünyanın gözü önünde işlenen bu zulme, insan haklarından bahseden dünya milletlerinin sessiz kalması, hele ki “Müslüman’ım” diyenlerin…
Onlar; evlerinden uzak bir şekilde çadırlarda soğuk, yağmur, kar gibi olumsuzluklarla mücadele ederlerken, bizler rahatımızın kaçmasına bile tahammül edemiyoruz. Onlar; sabırla vatan mücadelesini sürdürürken, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mirasına canları pahasına sahip çıkarken, sabırla her türlü olumsuzluğa göğüs gererken, bizler alışkın olduğumuz rahatlıktan taviz vermeyip sadece iç geçiriyoruz. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya, bu zulmü dünyaya duyurmaya gayret etmiyor, hatta boykotu bile gerektiği gibi yapamıyoruz. Biz günlük işlerimizi rahatça yaparken, ibadetlerimizi özgürce yerine getirirken onlar onurlu duruşlarıyla İslam âleminin mirasına sahip çıkmaya gayret ediyorlar.
İşte, bunca haksızlık ve zulmün olduğu o mukaddes belde Kudüs ve içinde bulunan Mescid-i Aksâ sadece üzülerek, izleyerek, kınayarak bu zulümden kurtulmayacaktır elbette. Asıl olması gereken, Müslümanların birlik ve beraberlik şuuruyla, ümmet olma bilinciyle hareket etmesi; oradaki baskı ve haksızlıkları dünyaya duyurması, zalimlerin mallarını satın almaması, aldırmaması, bu bilinci evlatlarına da aşılamasıdır. Rabbimiz (c.c.)’in; “...İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın...” (Mâide 5/2) emriyle hareket etmesidir. Kısaca, her zaman Müslüman’ın gündeminde olmalıdır Kudüs ve Mescid-i Aksâ.
İçerisinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı bizlere birlik ve beraberliği hatırlatmalı, kardeşimizle paylaşma ahlakı kazandırmalı değil midir? Nerede bir mazlum varsa onun yanında ve desteğinde olmalı değil miyiz? Kudüs bizim namusumuz, Mescid-i Aksâ kalbimizdir. İmanı muhafaza etmek, kalbi korumaktan geçer. Öyleyse, İslam ümmetinin bu önemli mirasına sahip çıkmaya, zulme destek olan ürünleri boykot etmeye devam edelim. Kudüs özgür olmadıkça ümmetin kalbi atmayacaktır. Mescid-i Aksâ’da özgürce secde edeceğimiz günler görmek dileğiyle…


Muhammed Ali YAVUZ
Vaiz

MEAL OKUYORUM


Eğer (kullarımız) hak yolda dosdoğruyürürlerse kendilerini, içinde denemek üzere nimetlere boğarız; kim de Rabbini anmaktan yüz çevirirse Allah onu gitgide artan bir azaba uğratır. (Cin, 72/16-17)

GÜNÜN DUASI
“Allah’ım, beni bağışla, bana merhamet eyle, beni dosdoğru yola ilet, bana sıhhat ver ve beni rızıklandır!” (Müslim, Zikir, 35-36)

HER GÜNE BİR HADİS

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” (Buhârî, Rikak 1.)

BİR SORU-BİR CEVAP

Çay ve pancar gibi ürünlerden zekât vermek gerekir mi?

Tercih edilen görüşe göre her türlü toprak mahsulleri ile meyveler için zekât/öşür vermek gerekir (Kâsânî, Bedâî’,II, 53). Dolayısıyla çay ve pancar da zekâta tâbidir. (Fetvalar,DİB Yay.syf.243)