Popülizm politikanın çocukluk hastalığıdır. Az gelişmiş ülkelerde kullanılan bir propaganda aracıdır. En çok, dini ve onun yansımaları kullanılır.
Gelenekler kullanılır.
Milliyetçilik ve kullanılır.
İdeolojiler kullanılır.
Her zaman kullanılacak bir argüman bulunur.


Akıl olmayan yerde, aptalların dediği olur. Aptallarda her zaman zeki- haydutları iktidara getirir..
Değişmez kuraldır..
Bu dünyada böyledir.
Demokratik ülkelerde hiç siz aşiret reisi diye bir şey duydunuz mu?

EMEKLEYİN!
Emekleme çocuklukta başlar. Emekleye emekleye ayağa kalkar. Yaşlanınca emeklemeye başlar. İşte o zaman yaşlılık aylığı bağlanır. Çalıştığının karşılığını alacaktır..
Gerçek öylemidir..
Bizim piyangocumuz vardı. Adalarda elinde MP biletleri ile dolaşır. Adı da “nah” çıkar. Bir bilet alır ona takılırdık. Bu sefer çıkar inşallah dediğimizde bize esprili bir şekilde” nah” çıkar derdi..
Emeklinin durumu da böyle oldu..

POLİTKACILARIN VASATLIĞI

Neden mi?
Son günlerde düşük emekli aylığı tartışması var ya. Tam bir cehalet tartışması yapılıyor.
CHP’ de bu kuyruğa takılmış durumda.
Sosyal güvenlik sistemi matematiktir.
Sosyal yardım başka bir şeydir. Politik bir işlemdir. Kaynağı bütçeden karşılanır.
Bu ikisi birbirine çok karıştırılıyor.

EMEKLİLİK KRİTERLERİNİ BU HÜKÜMET BOZDU

Çünkü en düşük aylık almak bir kıstas değildir. Popülist iktidar söylemidir. Her emeklide ödediği prime, çalıştığı güne göre tablodaki önceden belirlenmiş sisteme göre aylık alır. EMEKLİ aylığı “az” sa şartları oluşmamıştır. Sırf bu yüzden ekstra zam vermek, diğer milyonlarca emeklinin hakkını yok saymak demektir."
Bunu belirtelim.

SGK HAYIR KURUMU DEĞİLDİR

Sosyal Güvenlik Kurumu, Sosyal Yardım hayır kurumu değildir. Ortalama 5-6 bin iş günü tavandan yani en yüksekten prim ödemiş insan emekli olduğunda yoksulluğa mahkûm edilemez.

Yani herkes ne kadar prim, hangi oranda ödediyse ona uygun tablodan emekli maaşı almak zorundadır. İki konu var.
Emekliler kimseye muhtaç değildir ama, bunlar yoksul emekli. Bu ayrı bir konu.
Adalet herkes için. Siz tavandan en yüksek prim öde. En çok yıl çalış. Bütün şartlara uygun olarak emekli ol. Sonra bin günle, en tabandan prim öde, aradakileri boşlukları tamamla, çıkan aflarla emekli ol.
Böyle bir eşitleme yaparsan bunun hesabını sandıkta ödersiniz.

Haksızlıklar bitmiyor. Haksızlığın zaten şu anda göbeğindeyiz Türkiye'de. Gelir eşitsizliğinin zirve yaptığı, kimsenin sesinin duyulmadığı bir süreçten geçiyoruz.

Çünkü orada bir kafa karışıklığı var.
SGK’ nın Aktif pasif dengesi
Hani kaç çalışan kaç emekliye bakıyor? Bu rakam 1.56'ya geldi. Şimdi, 16 milyon emeklimiz var. Dul ve yetim maaşı alanları ayırırsanız 12,5 milyon. 26,5 milyon insanda çalışıyor. Yani şimdi kaç çalışan bir kaç emekliye bakıyor derseniz bu rasyo 1.56'ya indi.

Peki, bu oran eskiden ne kadarmış? Onu görürsek şimdiki sorunu anlayabiliriz.

70'lerde, 80'lerde, 90'larda hep 3- 4 yani 4 çalışan bir emekliye bakıyor. 2020'ye geldiğimizde 1.7'ye iniyor. Şimdi 1.56. O yüzden emeklilik sisteminde bir problem yaşıyoruz. Bütün emeklilerimize, en düşüğü alana değil, tüm emeklilerimize 12,5 milyon vatandaşımıza 10.bin TL zam yapıyor bütün sene boyunca bu zammın bütçeye maliyeti 1.5 trilyon lira. Diyeceksiniz ki 1.5 trilyon lira ne ifade ediyor? Şöyle ifade edeyim. Sadece faize verdiğimiz para 2.7 trilyon lira bütçeden çıkan.
Yani 1.5 trilyon lirayı bulabilirsek, tüm emeklilerimize 10.bin TL seyyanen zam yapabiliyoruz.
Bu parayı buluruz.

Ama o zaman sarayın harcamasını kim ödeyecek? Londra simsarlarından aldığımız kredi borçların, faizini tefecilere kim ödeyecek?
Kümeste kazlar varken zenginden mi alınacak sanıyorsunuz?
CHP’ nin bu konuda somut ne gibi bir çalışması var? Merak ediyorum.
Neyse ULUDAĞ’ da oteller tıklım tıklım doluymuş. Teleferikte kuyruklar oluşmuş. Pistler dolup taşmış.
Kış turizm patlamış..
Ne güzel!