Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Yangın kontrol altına alındı." dedi.

İyi de...

Mesele yangının söndürülmesi değil ki.

Mesele, Türkiye'nin en stratejik savunma sanayi tesislerinden birinde bu yangının nasıl çıkabildiğidir?

Çünkü sözünü ettiğimiz yer herhangi bir fabrika değildir.

Eskişehir'deki TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEİ), Türkiye'nin havacılık motoru üreten, milli savunmanın kritik projelerine güç veren, savaş uçaklarından helikopter motorlarına kadar stratejik üretim yapan bir tesistir.

Böyle tesisler yalnızca betonarme yapılardan ibaret değildir.

Onlar, bir ülkenin bağımsızlığının sigortasıdır.

İşte bu yüzden, burada yaşanan her olay sıradan bir iş kazası gibi değerlendirilemez.

GÜVENLİK SORUNUMU VAR?

TEI'nin güvenlik altyapısı anlatıldığında insanın aklına şu geliyor:

Her şey var.

Yangın algılama sistemleri var.

Gazlı söndürme sistemleri var.

Sprinkler sistemleri var.

Endüstriyel itfaiye var.

KBRN sığınakları var.

Acil durum ekipleri var.

Düzenli tatbikatlar var.

Uluslararası kalite belgeleri var.

Risk analizleri var.

Denetimler var.

Yönetmelikler var.

Prosedürler var.

Kısacası...

Kâğıt üzerinde kusursuz bir güvenlik sistemi var.

Peki, o zaman bu yangın nasıl çıktı?

İşte cevap bekleyen soru budur.

YANGININ HİÇ ÇIKMAMASI GEREKİYORDU!

Türkiye'de ne yazık ki son yıllarda kötü bir alışkanlık oluştu.

Bir olay yaşanıyor.

Yetkililer çıkıp "Kontrol altına alındı." diyor.

Ardından teknik inceleme başlatıldığı açıklanıyor.

Sonra...

Gündem değişiyor.

Dosya kapanıyor.

Kamuoyu unutuyor.

Gerçekler ise çoğu zaman karanlıkta kalıyor.

Oysa savunma sanayiinde unutulma lüksü yoktur.

Çünkü burada yapılacak en küçük hata, yalnızca maddi zarar doğurmaz; milli güvenliği de ilgilendirir.

OLAYIN NEDENLERİ ÇOK İYİ ARAŞTIRILMALIDIR

Şimdi kimsenin peşinen suçlanmasını istemek doğru değildir.

Ama kimsenin sorgulanmamasını istemek de doğru değildir.

Asıl sorgulanması gereken sistemdir.

Bu tesislerde görev yapan güvenlik personeli hangi kriterlerle seçildi?

Sivil savunma birimlerinde görev yapanların eğitimleri düzenli olarak denetlendi mi?

Yangın ekipleri gerçekten hazır mıydı?

Yoksa sadece yönetmeliklerde mi vardı?

Son beş yılda yapılan personel alımlarında liyakat temel ölçüt mü oldu, yoksa başka referanslar mı öne çıktı?

Çünkü liyakatin zayıfladığı her kurumda önce kalite düşer.

Sonra disiplin bozulur.

En sonunda da sistem alarm vermeye başlar.

TUSAŞ SIRADAN BİR TESİS DEĞİLDİR

Savunma sanayiinde "olur böyle şeyler" anlayışı olamaz.

Bu tesisler sıradan kamu kurumları değildir.

Buralarda hata payı, diğer sektörlerden çok daha küçüktür.

Çünkü burada üretilen her parça, yarın bir pilotun hayatını koruyacak, bir helikopteri havada tutacak ya da bir savaş uçağının görevini tamamlamasını sağlayacaktır.

Dolayısıyla güvenlik zincirindeki en küçük halka bile hayati önemdedir.

OLAY RAPORLARLA GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ.

Bu olay yalnızca kurum içi raporlarla geçiştirilemez.

TBMM'nin ilgili komisyonları devreye girmelidir.

Bağımsız teknik uzmanlar inceleme yapmalıdır.

Kamuoyu, yangının gerçek nedenini bütün açıklığıyla öğrenmelidir.

Çünkü devletin itibarı, soruların üzerini örterek değil; sorulara cesaretle cevap vererek korunur.

Savunma sanayiinin en büyük gücü ürettiği motorlar değildir.

En büyük gücü, milletin ona duyduğu güvendir.

Eğer o güven yanarsa, söndürülen yalnızca bir yangın olmaz; sarsılan, devletin en stratejik kurumlarına duyulan inanç olur.

(YENİGÜN GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR)