Odunpazarı İlçe Müftüsü Hamdi Uzunharman'ın yazısı

İslam'da ilk eğitim ve öğretim faaliyetleri Mekke döneminde Darülerkam'da başlamış, Medine'de Mescid-i Nebevî'nin inşasından sonra buna hız verilmiştir. Mesciddeki öğretim faaliyetleri 'meclis' kelimesiyle ifade edilir. Hz. Peygamber'in Mescid-i Nebevî'deki derslerine 'meclisü'l-ilm' denilmiştir ki bu ilk asırda hadis derslerini ifade ediyordu. Bu meclislerde Hz. Peygamber'in etrafında iç içe daire şeklinde oturan dinleyici grubuna 'halka' denilmiştir (Buharî, 'ʿİlim', 8). Halkalara ders vermede bazı sahabîler de kendisine yardımcı olmuştur. Ubade b. Samit bunlardan biriydi ve mescidde Kur'an ve okuma yazma öğretiyordu.
Hz. Peygamber'in, bir gün mescide girdiğinde cemaatin bir kısmını dua ve zikirle, diğer bir kısmını ilimle meşgul halde görüp, 'Ben muallim olarak gönderildim' diyerek ilimle meşgul olanların yanına oturması (İbn Mace, 'Muḳaddime', 17), Asr-ı saadet'te mescidin eğitim ve öğretim alanındaki fonksiyonunu göstermeye yeterlidir.
Nebevi mescidin kuşatıcı ve işlevsel boyutunu anlatırken Ashab-ı Suffa'yı es geçemeyiz. Evleri olmayan bu sahabeler, Allah Rasülü (s.a.v) döneminde mescidin bir köşesindeki gölgelikte yaşamlarını sürdürürlerdi. Gidecek başka yerleri olmadığı için Allah Rasülü kendi evindeki yemeği onlarla bölüşürdü. Müslümanlar maddi rahatlama elde edinceye dek bazıları akşam yemeklerini Allah Rasülü ile beraber yemiştir. Abdullah İbni Mesud, Ebu Hureyre, Huzeyfe bin Yeman, Ebu Zer el-Ğıfarî, Bilal bin er-Rebah, Selman el-Farisî ve Ebu Said el-Hudrî gibi ilim öncüsü seçkin sahabelerin mensup olduğu Suffa ehli, gündelik yaşantının birçok safhasını Allah Rasülü ile geçirerek Kur'an ve sünnet muhassalasının sonraki nesillere aktarılmasında kilit rol oynamıştır. Mescidin asr-ı saadette böylesi ilim ve irfan yuvası oluşu ve helal haramlardan yeme içme adabına kadar dinin teorik yekününü öğrenmek isteyen Müslümanlara her daim kapısını açık tutması önemlidir. 5374 hadis rivayetiyle Ebu Hureyre başta olmak üzere dinin sözlü geleneğini aktaran öncü sahabelerin ekserisi Mescid-i Nebevi'deki Suffa talebelerindendir. Abdullah bin Ömer şunu söyler: 'Allah Rasülü devrinin gençleri olan bizler mescitte gecelerdik. Yetmiş vahiy talibinin rahle-i tedrisinden geçtiği Suffa mektebi, mescidin ilim ve zühd, ibadet ve eğitim birliği kazanmasında çok önemli misyona sahipti.
Mescidde eğitim ve öğretim sadece erkeklere münhasır değildi; kadınlar için de Mescid-i Nebevî'de ayrı bir gün tahsis edilmişti.
Mescidler sadece dinî eğitim ve öğretimin yapıldığı yerler değildi. Kur'an ve hadisi anlamadaki öneminden dolayı daha ilk asırlardan itibaren edebiyat, bilhassa eski Arap şiiri de bu derslerin konuları arasına girmiştir. Tabiînden Saîd b. Müseyyeb, Mescid-i Nebevî'deki meclisinde sık sık Arap şiiri üzerinde dururdu. Daha sonra camilerde nazarî tıp dersleri dahi verilmiştir. Mesela V. (XI.) yüzyılda Hakim-Biemrillah devrinde İbnü'l-Heysem Ezher Camii'nde tıp dersleri veriyordu.
Daha sonraki dönemlerde özellikle Selçuklular döneminde medreselerin inşaası ile bu gelenek devam etmiştir. Camii ve ilim hiçbir zaman birbirinden kopmamıştır. Osmanlı döneminde şehir, kasaba ve köylerde sıbyan mektebi olmayan yerlerde camilerin çocukların eğitimi için okul olarak kullanılması çok yaygındı. Bu gelenek, özellikle 1950'lerden itibaren yaz aylarında ilkokul öğrencilerine camilerde Kur'an öğretilmesi ve dinin temel kaidelerinin öğretilmesi şeklinde devam etmektedir.
Günümüzde de Yaygın din eğitiminin en kapsamlı bir şekilde uygulandığı yer camidir. Cami, her yaşta ve her düzeydeki vatandaşların hiçbir şarta bağlı kalmaksızın hayat boyu bilgilendikleri bir eğitim öğretim kurumudur. İslam toplumlarında eğitim öğretim, kurumsal düzeyde ilk önce camilerde başlamıştır. İslam'ın başlangıcından beri önemini ve etkinliğini yitirmeyen cami eğitimi, günümüzde de oldukça fonksiyoneldir. Cami eğitiminin hedef kitlesi, yaş, akıl seviyesi, eğitim düzeyi, öğrenme isteği, cinsiyet ve diğer özellikleri itibariyle birbirinden farklı kişi ve gruplardan oluşmaktadır. Söz konusu hedef kitle, camilerde gerçekleştirilen vaaz, hutbe, yaz kursları, sohbet ve akşam kursları gibi etkinliklerle çeşitli dini ve sosyal konularda bilgilendirilmektedir.
Cami eğitimi, yetişkinler için olduğu kadar çocuklar, gençler ve kadınlar için de gerekli ve önemlidir. Camide gerçekleştirilen eğitim çalışmaların en temel amacı, genç yaşlı, kadın erkek bütün insanlara doğruları anlatarak maddi ve manevi yönden huzurlu bir toplum oluşturmaktır. Nitekim Hz. Peygamber, yeni bir toplum inşa etme amacını, bütün Müslümanların rahatlıkla katılabildiği cami merkezli eğitim faaliyetleriyle gerçekleştirebilmiştir. Onun yirmi üç yıllık peygamberliği döneminde puta tapıcılığın yerine tevhid inancını, zulmün yerine adaleti, düşmanlığın yerine kardeşliği, bencilliğin yerine dayanışmayı, tembelliğin yerine çalışmayı ve cehaletin yerine bilgiyi prensip edinen bir nesil yetiştirmesinde, kadın erkek bütün Müslümanların yararlandığı cami eğitiminin rolü büyük olmuştur.
Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arası 'Camiler ve Din Görevlileri Haftası' olarak idrak edilmektedir. Bu vesileyle Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

GÜNÜN DUASI
'Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!'
(Âl-i İmran, 3/38)

İbadet ne demektir ve kaç kısma ayrılır?