Berata ermek adına gelin sizinle bir hasbihal yapalım. Düşünelim ve kendimizi hesaba çekelim. Yanlışlarımızla, hatalarımızla yüzleşelim. Gönül dünyamıza yönelelim. Soralım kendimize günah nedir, günahlarım nelerdir diye…
İnsan yaratıldığında onunla beraber bir kavram da ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca insanların acı çekmelerine, dünyalarını ve ölümden sonraki sonsuz hayatlarını karanlıklar içinde bırakmalarına sebep olabilecek bir kavram; günah kavramı! İsyanın kardeşidir günah… Bu itibarla Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytan ilk günahı işleyendir. Aynı zamanda ilk günahın cezasını gören, rahmet-i ilahiden kovulan, bu mahrumiyete sebep olarak kibrini görmeyen, kusuru insanda bulan; ilk insana tuzak kuran ve onun cennetten çıkarılmasına sebep olan şeytan…
Kur’an’da anlatılır bu olaylar. Genel geçer kaideleri ilk kez ortaya koyar Kur’an-ı Kerim. Günah mahrumiyet demektir. Rahmet-i ilahiden mahrumiyet, cennetten mahrumiyet… Tarih hep bu doğrultuda aktı, günah işleyenler, günahta ısrar ettikçe, tövbe dillerden düştükçe, isyan sedâları semaya yükseldikçe hep mahrumiyetler, zilletler yaşandı.
Dünyaya hâkim olan büyük imparatorluklar, toplumlarının günah bataklıklarına dalmasıyla tarihin karanlıkları içinde kayboldular, yok oldular. Çünkü devletleri ayakta tutan ahlaktı. Günah öyle bir yangındır ki hem kişiyi hem toplumu yakar, yok eder, zillete düşürür. Tarih boyunca tüm peygamberlerin getirdiği mesajlar insanı yüce, rahmeti sonsuz olan Biricik Allah’a karşı tertemiz ve edepli olmaya çağırır, bu yangından insan korunsun diye…
“Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler” (Âl-i İmrân 3/135) ayeti bu hakikati anlatmaktadır. Cennete giden yolda, iyilikte ısrar vardır; yanlışta, günahta değil…
Mümin günahta ısrar etmez, tövbeyle yücelir. “Berat” sadece bir zaman dilimi değil, nefsin prangalarından kurtularak insanın aslına rücu etme sürecidir. Günah, kul ile Allah arasındaki perde halidir. Günahta ısrar ise, bu perdenin katılaşarak kir pas haline gelmesidir. Berat gecesi, bu kirin silinmesi için ilahi bir ikram vaktinin yaklaştığının müjdesidir.
Bizler ruhlarımızın, günahın soğuğunda ölmemesi, yok olmaması için can bedendeyken, Rahim olan Allah’a sığınmalıyız. Severek, yalnız Allah için severek… Mahrum olmamak için rahmetten ve merhametten… Berata ermek için gönülden söyleyerek, kalbimizi o kalbin sahibine çevirerek; “Tövbe Ya Rabbi yanlışa gittiğime, hataya düştüğüme, bilerek ettiğime, bilmeden ettiğime…”
Sacit EKERİM
İl Müftü Yardımcısı