Bugün bir gence “Gelecekte kendini nerede görüyorsun?” diye sorsak, acaba kaçımız gerçekten bir cevap duyabiliriz?
Eskiden bu sorunun içinde bir meslek olurdu. Bir ev, bir araba, bir aile, uzun bir yolculuk, kendi işini kurmak…
Şimdi ise cevapların çoğu daha kısa.
“Bir iş bulabilirsem…”
“Biraz para biriktirebilirsem…”
“Kirayı karşılayabilirsem…”
“Borçlarımı bitirebilirsem…”
Gençlerin hayalleri küçüldü diyoruz… Ne kadar kolay kuruyoruz bu cümleyi, değil mi? Fakat unuttuğumuz bir şey var: küçülen hayalleri değil, hayal kurabilecekleri alan…
İşsizlik oranları açıklandığında önümüze çeşitli rakamlar geliyor. Mesela, 15-24 yaş grubundaki gençlerin istihdam oranı yüzde 40,3, işsizlik oranı ise yüzde 15,3. İlk bakışta birkaç rakamdan ibaret gibi görünüyor.
Ama o rakamların içinde sabah alarmını kurup işe gitmek isteyen bir genç var. Üniversiteden mezun olmuş ama ne yapacağını bilemeyen başka biri var. Aylarca iş başvurusu yapıp cevap alamayan biri var. Bir yandan çalışıp bir yandan sınava hazırlanan, ailesinin yanında yaşadığı için kendisini geride kalmış hisseden biri var. Bunların arasında belki de en önemlisi, kendisine ait bir hayat kurmaya çalışan insanlar var.
Genç olmak zaten zor…
İnsan hayatının en çok soru sorduğu dönemlerden biri gençlik. “Ben kimim?”, “Ne yapmak istiyorum?”, “Nasıl bir hayat yaşayacağım?”
Bir de bu sorulara, geçmişe oranla daha ağır bir şekilde karşılaşılan “Nasıl geçineceğim?” sorusu ekleniyor.
Bugün birçok genç, hayatının geri kalanını planlamadan önce bu ayı nasıl tamamlayacağını düşünüyor. Ev almak mı? Çok uzak bir ihtimal. Araba almak, sürekli ertelenen bir hayal. Kendi evinde yaşamak ise bazen yalnızca bir istek değil, ekonomik bir hesap haline geliyor. Bu yüzden gençlerin bir kısmı artık geleceği kurmaktan önce bugünü kurtarmaya çalışıyor.
Üstelik sorun yalnızca iş bulmak da değil. İş bulduğunda ne kadar kazanacağın, kazandığın parayla nasıl yaşayacağın ve yaptığın işin eğitimine, yeteneklerine ve hayallerine ne kadar karşılık geldiği de önemli.
Üniversiteyi bitirmek, hayatın kapısını açan son anahtar değil artık. Diploma var ama beklemek de var. Başvurmak var. Mülakatlar var. “Tecrübeniz var mı?” sorusu var. Tecrübe kazanmak için önce işe girmen gerekiyor. İşe girmek için ise tecrübe isteniyor.
Gençler daha yolun başında, hayatın kendilerine sürekli “henüz hazır değilsin” dediğini hissediyor…
Gençlerin bugün en çok ihtiyacı olan şeylerden biri de kendilerine “Bir gün olacak” diyebilecekleri bir hayat ihtimali. Çünkü gençlik sadece çalışıp para kazanılan bir dönem değil. Hata yapılacak, âşık olunacak, şehir değiştirilecek, yeni insanlar tanınacak, bazen yanlış kararlar verilecek, yeniden başlanacak bir dönem.
Hayatın en güzel taraflarından biri olan “deneme hakkı”, ekonomik kaygılar yüzünden gençlerin elinden alınıyor.
Bir gencin bütün enerjisi geçinmeye yetiyorsa, geleceğini kurmaya ne zaman sıra gelecek?
Bir ülkenin gençleri yalnızca iş arıyorsa, mesele sadece işsizlik değildir. Bir ülkenin gençleri gelecek hayali kuramıyorsa, asıl konuşmamız gereken şey geleceğin kendisidir. Gençler geleceği düşünmeyi bırakmadı. Sadece gelecekten önce ay sonunu düşünmek zorunda kaldı.