Yine Canımız Yandı
Pazar günü Taksim'de gerçekleşen hain terör saldırısıyla birlikte yine yüreğimize ateş düştü. Hayatını kaybeden 6 yurttaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara da Allah'tan şifa diliyorum. Görüyorsunuz işte, maalesef hayat buralarda bu kadar ucuz. Ailenizle, sevdiklerinizle güzel bir Pazar günü İstiklal Caddesi'nde yürüyüş yapıyorsunuz, sohbet ediyorsunuz, dükkanlara göz atıyorsunuz ve birdenbire yanı başınızda patlayan bir bomba sizi hayattan koparıyor ve sevdiklerinizi hüzne boğuyor. Ölüm bu kadar basit, bu kadar kolay, bu kadar sebepsiz olmamalı hiçbir zaman. Olmamalı ama oluyor işte bu ülkede, bu coğrafyada, bu topraklarda oluyor. Diyeceksiniz ki terör her ülkede var, Avrupa'da bile canlı bombalar patlıyor. Evet ama oralarda da bu kadar sık mı oluyor? Gelişmiş ülkeler arasında teröre karşı en büyük bedeli ödeyen biziz maalesef. Her gün şehit veriyoruz neredeyse. Yetmezmiş gibi onlarca saldırı, canlı bombalar, hayatını kaybeden yüzlerce, binlerce insan… Ne uğruna? Hiç uğruna…
Ne zaman bitecek bu terör belası? Ne zaman kurtulacağız? Önce kendi insanımızı eğiteceğiz, ülkenin doğusunda da ekonomik işlerliği sağlayacağız, sonra da ne idüğü belirsiz milyonlarca insanı ülkeye sokmayacağız. Sınır kapılarımızı yol geçen hanı yapmayacağız. Belki o zaman terör bu topraklardan defolup gider.
Tek Tuşla Kesilen İnternet Erişimi
Taksim'deki hain saldırının ardından internet erişimi birden kesiliverdi. Hükümet tarafından yapılan bu internet kesintisinin amacı yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesi olarak açıklanıyor. Ama yanlış bilgi karşısında resmi yayın kanalları ile doğruyu koymak yerine bu şekilde internet erişimini kesmek daha büyük bir korku ve paniğe neden olmuyor mu? Daha büyük yanlış anlaşılmaların önünü açmıyor mu? Haber alma, bilgi edinme hakkımızı elimizden almıyor mu? Ben her zaman bilgi paylaşım kanallarının, tartışma ortamlarının açık ve şeffaf olmasından yanayım. Devletimizin yanlış bilgiler karşısında doğru bilgiyi herkese ulaştıracak ve duyuracak yeterli gücü var. Ama buna rağmen girişilen internet kesintisi bana göre daha sakıncalı. İleride daha büyük olaylarda daha kötü sonuçlara sebep olabilir.
İşin ilginç yanı ise internet erişimi kesildikten sonra devletin tüm ileri gelen kişi ve kurumlarının sosyal medya üzerinden paylaşım yapmalarıydı. Buna internet erişimini kesen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu başkanı da dahildi… Sanıyorum kendi koydukları erişim kısıtlamasını VPN ile delerek bu paylaşımları yaptılar. Böylesi bir olay da ancak bizde olur zaten…
İnternete Erişim Hakkı Anayasal Güvence Altına Alınmalı
Pazar gecesi tüm ülkede internet erişiminin kısıtlanmasının ardından bilgi alamadığımız süre zarfı boyunca yaşadığımız panik ve endişeden sonra internet erişiminin de artık temel haklar arasında sayılması gerektiği fikrine kapıldım. Normalde internet erişim kesintileri hukuk kurallarına uygun şekilde mahkeme kararları ile kesilir veya kısıtlanırdı. Ancak sanırım artık bu husus dikkate alınmıyor. Ancak her konuda olduğu gibi böylesine hassas bir konuda da hukuka uygun hareket edilmeli ve bireysel hak ve özgürlükler gözetilmeli. Kişilerin bilgi ve iletişim kaynakları bu kadar kolay kesilememeli diye düşünüyorum. Son günlerde yeni anayasa tartışmaları yapılıyor. Hazır yeni anayasa maddeleri tartışılırken internete erişim hakkını da anayasal güvence altına alsak kişisel hak ve özgürlük alanında çok güzel bir adım atmış olmaz mıyız?
Kitap Tavsiyesi: Zamanın Kısa Tarihi (Stephen Hawking)
Haftanın Sözü: ''Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.'' (Atatürk)