Artık eskisi kadar şaşırabiliyor muyuz? Ya da şöyle sorayım; şaşkınlıklarımız eskisi kadar uzun sürüyor mu?
Bir düşünün... En son okuduğunuz bir haber ya da öğrendiğiniz yeni bir bilgi günlerce aklınızda kaldı mı? Ya da bir manzaranın karşısında durup sadece onu izlediğiniz, zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğiniz anlar ne kadar geride kaldı?
Soru ilk anda biraz tuhaf gelebilir, biliyorum. Ama durup düşündüğümüzde insan ister istemez fark ediyor; artık eskisi gibi şaşırmıyoruz. Belki de daha doğrusu, şaşkınlığımızın içinde yeterince kalamıyoruz. Bir şeye hayret ediyoruz ama birkaç dakika sonra o duygu yerini başka bir şeye bırakıyor.
Çünkü her şey çok hızlı akıyor…
Bir haber görüyoruz, bir gelişmeye şaşırıyoruz, sosyal medyada ilginç bir videoya denk geliyoruz. Tam üzerine düşünecekken yeni bir bildirim geliyor. Sonra başka bir içerik, başka bir haber, başka bir gündem... Parmağımız ekranın üzerinde bir kez daha kayıyor ve birkaç dakika önce bizi etkileyen şey çoktan geride kalıyor.
Galiba çağımızın en belirgin özelliği bu: hız.
Bilgi hızlı, gündem hızlı, tüketim hızlı... Ve belki de en çok duygularımız bu hızdan nasibini alıyor. Hayatın ritmi öylesine arttı ki, hissettiklerimiz bile eskisi kadar uzun süre bizimle kalamıyor.
Bir zamanlar insanlar bir olayı günlerce, hatta haftalarca konuşurdu. Bir haberin etkisi kolay kolay geçmezdi. Şimdi ise ülkeyi, hatta dünyayı ilgilendiren önemli gelişmeler bile birkaç gün içinde gündemin gerilerine düşüyor. Yeni bilgiler kapıyı o kadar sık çalıyor ki, dün bizi şaşırtan şey bugün sıradan görünmeye başlıyor.
Aslında daha az şaşırdığımızdan değil, şaşırmaya vakit ayıramadığımızdan…
Zihnimiz sürekli yeni bilgilerle meşgul. Bir şey öğrenip onun üzerine düşünmeye, bir duygunun içinde biraz oyalanmaya fırsat bulamıyoruz. Daha bir şeyi anlamlandıramadan yenisi geliyor. Böyle olunca da hayret duygusu derinleşemeden kaybolup gidiyor.
Oysa şaşırmak, insanı canlı tutan duygulardan biridir. Merakı besler. Yeni sorular sordurur. Öğrenmenin ve değişmenin kapısını aralar. Bazen tek bir şaşkınlık anı, insanın dünyaya bakışını bile değiştirebilir.
Sanırım yavaş yavaş kaybettiğimiz şey şaşırma yetimiz değil.
Hayret etmenin tadını çıkarma becerimiz azalıyor.
Çünkü dünya hâlâ şaşırılacak şeylerle dolu. Gökyüzü aynı gökyüzü, insanlar aynı insanlar, hayat hâlâ beklenmedik sürprizler çıkarıyor karşımıza.
Eksilen şey dünyadaki şaşırtıcı olaylar değil.
O anların içinde kalabilmek için kendimize ayırdığımız zaman.