ASAL Araştırma’nın 5–10 Ağustos 2026 tarihleri arasında 26 ilde, 18 yaş ve üzeri 2 bin kişiyle gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de seçmenin gündemi ile siyasetin gündemi arasındaki mesafeyi ortaya koyması bakımından dikkat çekici.
%95 güven sınırında ve ±%2,5 hata payıyla gerçekleştirildiği belirtilen araştırmanın üç rakamı özellikle öne çıkıyor:
Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı: %61,5.
Kararsız seçmen: %32,6.
“Türkiye’nin sorunlarını hiçbir siyasi parti çözemez” diyenler: %39,5.
Asıl hikâye de bu üç rakamın arasında gizli.
SEÇMENİN GÜNDEMİ: GEÇİM
“Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda ekonomi ve hayat pahalılığı %61,5 ile açık ara birinci sırada.
Adalet ve hukuk sistemi %11 ile ikinci sırada gelirken; eğitim %4,1, işsizlik ve istihdam %4, emekli maaşları ve asgari ücret %3,2 seviyesinde kalıyor.
Göç ve mülteci sorunu %1,8, terör %1,5, Kürt sorunu ise %1,2.
Rakamların söylediği oldukça açık:
Seçmenin önceliği ideolojik tartışmalardan önce geçim.
Bu, diğer sorunların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ancak siyaset açısından önemli olan, seçmenin sorunları hangi öncelik sırasına koyduğudur.
Dolayısıyla siyasi partilerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:
Siyaset neyi konuşuyor, seçmen neyi yaşıyor?
Çünkü vatandaşın mutfak, kira, fatura ve geçim hesabı yaptığı bir ülkede siyasal söylemin de bu gerçekliğe cevap vermesi gerekiyor.
ASLINDA SEÇİMİN EN BÜYÜK PARTİSİ: KARARSIZLAR
“Bu pazar milletvekili seçimi olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?” sorusunda kararsızlar dağıtılmadan önce tablo daha da çarpıcı.
Kararsızlar %32,6.
AKP %22,5, YENİ Parti %14,3, DEM Parti %6,4, CHP %6,2, MHP %5,7 seviyesinde.
Kararsızlar dağıtıldığında ise AKP %33,4, YENİ Parti %21,2, DEM Parti %9,5, CHP %9,2 ve MHP %8,5 olarak görülüyor.
Ancak burada kritik nokta, dağıtılmış rakamların bir seçim sonucu olmadığıdır. Bunlar, belirli bir tarihteki seçmen eğiliminin fotoğrafıdır.
Ve o fotoğrafta %32,6’lık kararsız kitle, bütün siyasi partilerin üzerinde duruyor.
Bu yalnızca “kararsız seçmen” meselesi değildir.
Aynı zamanda seçmenin önemli bir bölümünün mevcut siyasi seçeneklerden henüz herhangi biri konusunda ikna olmadığını gösteren bir işarettir.
DAHA SERT MESAJ: “HİÇBİRİ”
Araştırmanın belki de en önemli sonucu şu soruda ortaya çıkıyor:
“Bugün Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?”
Cevap:
Hiçbiri: %39,5.
AKP %22,6 ile ikinci sırada. YENİ Parti %14,2, CHP %4, DEM Parti %2,9, MHP %2,4 seviyesinde.
İşte siyasetin üzerinde düşünmesi gereken asıl rakam budur.
Çünkü seçmen yalnızca kararsız değildir.
Seçmenin %39,5’i mevcut siyasi partilerden hiçbirinin Türkiye’nin sorunlarını çözebileceğine inanmamaktadır.
Bu, doğrudan bir güven ve çözüm üretme kapasitesi sorunudur.
Özellikle muhalefet açısından önemli bir uyarıdır.
İktidarı eleştirmek, otomatik olarak muhalefete güven yaratmıyor.
CHP’nin “sorunları hangi parti çözebilir?” sorusunda %4’te kalması da bu nedenle yalnızca bir oy oranı olarak okunmamalıdır.
Seçmen, “İktidardan memnun değilim” demekle “Muhalefete güveniyorum” demek arasında büyük bir mesafe bırakıyor.
YENİ PARTİ’NİN ÖNÜNDEKİ SINAV
YENİ Parti’nin dağıtılmış kararsızlar sonrasında %21,2’ye ulaşması, araştırmanın ayrıca dikkat çeken sonuçlarından biri.
Ancak yüksek bir potansiyel ile kalıcı siyasi desteğin aynı şey olmadığı unutulmamalı.
YENİ Parti’nin bundan sonraki söylemi, örgütlenme kapasitesi, aday tercihleri ve özellikle seçmene sunacağı somut çözüm programı, bu desteğin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek.
Çünkü Türkiye’de artık seçmenin yalnızca “Kim kazanacak?” sorusunu değil, “Kim benim sorunumu çözecek?” sorusunu sorduğu görülüyor.
SONUÇ: ANKETİN EN BÜYÜK PARTİSİ “HİÇBİRİ”
ASAL araştırmasının verdiği mesajı üç rakamla özetlemek mümkün:
%61,5 ekonomi ve hayat pahalılığı.
%32,6 kararsız seçmen.
%39,5 “hiçbiri” diyen seçmen.
Bu tablo siyasi partilere açık bir uyarıdır.
Seçmen geçim derdini konuşuyor.
Adalet istiyor.
Çözüm bekliyor.
Ve siyasi partilere aslında çok basit bir soru soruyor:
“Beni ikna etmek için ne söyleyeceksiniz değil, benim hayatımı değiştirmek için ne yapacaksınız?”
Siyasetin bundan sonraki sınavı slogan üretmek değil, güven veren ve uygulanabilir çözüm üretmek olacaktır.
Çünkü bu araştırmanın en sert sonucu, herhangi bir partinin aldığı oy oranı değil:
Türkiye’de seçmenin önemli bir bölümü artık yalnızca iktidara değil, bütün siyasi sisteme “Bana çözüm göster” diyor.
Ve siyasetin asıl tehlikesi de burada başlıyor:
Sandıkta kararsız olan seçmen, siyasete karşı kararını vermiş olabilir.