TV tartışmalarında artık baygınlık veren konuşmalar oluyor. Bir kaç yorumcunun dışında konuşanlar boş teneke.
Hele Hukukçu TİTRİ ile konuşanlara bakıyorum.
Vay vay!
Ekonomiden spora, tarımdan hayvancılığı, moleküler biyolojiden, astronomiye kadar maşallah bilmedikleri hiçbir şey yok.
Nazar değmez inşallah.
Başka.
Artık, gazeteciliğin de cılkını çıkarttılar. Bir de sözde gazeteciler var. Açıkça taraflar, yandaşlar. Başka türlüsünü beklemek saflık olur.
Kekeleyerek yaptıkları konuşmalarda, sık sık birbirlerinin sözünü kesmekte pek mahirler.
Şöyle bir geçmişlerine göz attım.
Boş teneke.
Ellerinde akıllı telefonlar. Onlara bakarak yanıtlıyorlar..
Hafızaları bom boş.
Birde, bilirkişi pozometrik pozlar takınmaları yok mu?
Kimisi güvenlik uzmanı, kimisi uzmanda uzman.
Ekranlar maşallah uzmanlardan geçilmiyor.
Her eve lazım.
*****
Boş gündemlerle uğraşırken birçok şeyi ıskalıyoruz. AK Partinin içinde bir propaganda makinesi var.
Şakır şakır çalışıyor.
Maksat kafaları karıştırmak.
Merak etmeyin CHP' nin durumu da pek farklı değil.
11 tane Belediyeyi ittifakla aldılar ya.
Her şey güzel olacaktı ya.
Her şey güzel oluyor.
CHP' nin içinde güç savaşları yaşanırken, AK parti ise, daha da karmakarışık..
Sözde genel başkan vekilleri var 2 tane.
Genel başkan yardımcıları sayısını ben unuttum. AKP özel beka için bir aparat. Günü geldiğinde lazım olur.
Başka?
Herkese bir unvan.
Hamdolsun.
Çevremde, o kadar çok unvan 'özlem' i' çeken var ki...
Değerlendirmem şu; Bu günkü AK Parti 2002' deki AK Parti değil.
2011 yılındaki AK parti değil. 2015' deki AK Parti değil.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'da 2002' deki Erdoğan değil. O zaman halkçıydı. Çay simit hesabını yapıyor halkın nabzını tutuyordu.
Asgari ücretlinin düşük emeklilerin yaşamanın derdini dile getirip hükümetleri yerden yere vuruyordu.

Peki ne? Ne oldu?
Her partinin başına gelen onlarında başına geldi.
Kibir ve güç zehirlenmesi hastalığına yakalandılar. Gerçekleri görmezden gelmeye başladılar. Yapılan eleştirileri düşmanca karşılamaya başladılar.
Hukuk dışına çıktılar.
Adaletli davranmaya başladılar.
Oy veren kesimlerde artık AK Partiye inanmıyor. Açıklamaları samimi bulmuyor. Bu AK Parti için büyük bir tehlike.
İlk işaret fişeği Belediye başkanlık seçimlerinde açığa çıktı. AK parti kendi ayağına sıktı.
İstanbul'u alan Türkiye'yi alır.
AK parti evrensel ve kendi değerlerinden vazgeçti.
Dün ne dediyse bu gün tersine yapıyor.
Kısacası başarısız.
Recep Tayyip Erdoğan olmasa, ortada AK Parti diye bir şey kalmaz.
Gerçi muadilleri olsa da fark etmez.
Onlar şimdi, 'sityofik bitkiler' gibi. Gölgede asalak gibi duruyorlar..
AK PARTİ KENDİSİNİ 'DEVLET' OLARAK GÖRÜYOR..
AK Parti kendisini DEVLET partisi olarak görüyor. Türkiye'yi de kendi mülkü, halkı da kendi 'tebaası' olarak görüyor.
O hatayı İsmet paşa yapmıştı zamanında.
Menderes çıktı yeter söz milletindir dedi ve reyleri süpürdü. İktidar oldu. Sonrasında aynı hatayı Menderes yaptı ve çok acı bir şekilde darbeyle devrildi.
Adalet gasp edildi..
Bundan en çok dersi çıkarması gereken AK partililer.
AK parti bağımlılık? Bu sorunu aşmak lazım.
Daha mantıklı, matematiksel analitik düşünmek lazım.
Kısacası, kontrolsüz, denetimsiz sürdürülemez bir REJİM.
Bunun en somut örneği yargı mekanizmasının kafa karışıklığı. Hiç kimse yargıya güvenmiyor.
Bunun temel nedenleri var.

Geriye doğru bir gidişi, geçte olsa mütedeyyin-muhafazakar kesimde görmeye başladı.
*****
Somut göstergesi anayasa mahkemesi başkanın açıklamaları çok önemli.
AYM Başkanı Prof. Zühtü Arslan, 'Adli Yargılanma Güvencesi Olarak Silahların Eşitliği İlkesi' başlıklı sempozyumda, 'Bu sayı ve oranlar bize adli yargılanma hakkı konusunda önemli bir meselemiz olduğunu söylemişti.
Önemli mesele sayılarla açıklamış.
Gerçeklerle yüzleşin demek istiyor.
Saptamaları önemli.
ADİL YARGILAMA HAKKI VE MASUMİYET İLKESİ.
Başkan Arslan'ın bu tespiti, AYM' nin bireysel başvuruları incelemeye başladığı 2012 yılından bugüne dek verdiği 'ihlal kararları' içinde 'adil yargılanma hakkı' üzerinden çıkan kararları konu alıyor.
Bu konuya dikkat çekiyor.
En başında ihlal kararları geliyor. Bireysel başvuru istatistiklerinin endişe verici olduğunu üstüne basarak söylüyor.
Yani, ilk kademe mahkemeleri lehte ve aleyhte delilleri toplamadan kararları veriyor anayasayı ve yasaları çiğniyor, demek istiyor.
Oranlar çok yüksek.
Peki, bu durum nasıl kim düzeltecek?
Hadi anladık AK Partinin düzeltmeye niyeti yok anladık. Peki. CHP; İYİ Parti ve diğerleri siz nasıl düzelteceksiniz. Programınızda ne var.
Bomboş. Ceklerin, cakların dışında hiç bir şey yok.
İHLALLERİN YÜZDE 77'Sİ ADİL YARGILANMAMA HAKKINDA
2021 yılında mahkemeye yapılan 66 bin civarında başvurunun % 73'ten fazlasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikayeti yer alıyor. Yani vatandaşlar, mahkemelerde hakkaniyete uygun bir yargılama görmedikleri, mağdur edildikleri şikayetiyle soluğu AYM' de alıyorlar.
AYM başvuruları değerlendiriyor ve dosyada şikayet sahiplerini haklı buluyor.
İlk sırada bunlar var.
Hak ihlalleri.
Bu oran çok yüksek.
Laik, sosyal bir hukuk devletine hiç yakışmayacak sonuçlar. Fotoğraf bu.
Bunları ben söylesem biraz başım ağrır. Söyleyen, AYM başkanı.
Kimlerin dikkate alması lazım.
Cumhurbaşkanın, yargı kurumları, siyaset kurumları, devletin kurumları, bürokrasi.
Peki, alıyorlar mı?
Boş ver salla gitsin?
****
Peki, AYM başkanın açıklamaları ne alama geliyor. Kısacası mahkemelerin Dört ihlal kararlarından üçü yanlış kararlar.
Maalesef, durum bu.
Adil yargılanmamışlar...
Ondan sonra, bu davalar neden bu kadar uzuyor diyoruz.
Demek ki, bizi yargılama sistemimizde çok önemli sorunlar var..
Peki, bu sorunlar bir günde mi ortaya çıktı.
Hayır!
O kadar çok sözde adalette reformlar yaptık ta, neden bu sonuçlar ortaya çıkıyor sorusunun cevabı çok basit.
Sistem sallantıda ve iktidar daha da sertleşecek. Biz hukuk devleti olmadık.
Oluyormuş gibi rol yaptık.
Şeffaf olmayan bir yönetim sisteminde bunlar olur. Hacı cav cavların ekranlarda ahkam kestiği bir ülkede bunlar olur. Ondan sonra dini bir argüman olarak Cuma hutbesinde siz istediğiniz kadar 'adaletle hükmediniz' ayetin mealini okuyun.
Kim diniliyor?
Kim uyguluyor? .
Hepsi hikaye.
*****
AİHM istatistiklerinde de durumumuz daha da vahim. İnsan ihlallerinde de birinci sırada yer alıyoruz. Türkiye'yi hak ihlal ile Rusya izliyor. Tescil edilmiş.
Türkiye hakkında çıkan ihlallerin toplamının yüzde 49'una, yani yaklaşık yarısına ulaşıyor.
İşin gerçeğine bakarsanız siyasi iktidarlar denetlenmeyi hiç istemezler. Bu konuda en dürüst açıklama Bahçeli'den geldi.
AYM kaldırılsın. İşte MHP'nin açığa çıkaran düşüncesi. Bahçeli sözü yazıyor ,Tayyip Erdoğan uyguluyor..
Sezen Aksu olayında görmedik mi?
Hukuk, adalet içinde yürümüyor. En kötü tarafı adalet 'ideolojik' davranırsa işte beka sorunumuz o zaman.
Herkesin adil yargılama hakkı vardır. Masumiyet karinesi en temel ilkedir..
.'Herkesin kendisine yöneltilen suçlamaların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir...
'Masumiyet Karinesi' ni en temel ilkelerden 'Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.'
Bugün Türkiye'de mahkemelerde iddia makamı ile savunma arasında tam bir eşitlik var mı?
Yok.
O zaman ne konuşuyoruz.
Bir arpa boyu yol alamadık.
Türkiye birden büyüktür.
Sadece zaman kaybediyoruz..
Giresun' daki düğün salonuna sığacak parti miydi AK Parti? AK Partiyi böyle düğün salonlarına sıkıştırmayın.
Yazık, çok yazık oluyor..
Bunları da bulamayacaklar!..