Görkemli hatıralar Eskişehir' deydi. Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı Amfi Tiyatro'da gerçekleşen ve Halk TV'den canlı yapılan program, Cüneyt Arkın'a ithaf edildi. Hocamızın, Atatürk lisesinden arkadaşı. Bana anlatmıştı. Fahrettin edebiyat kolundaydı ve çok güzel öyküler yazardı. Birlikte çok anıları vardır.
Cüneyt'in kalbinde Büyükerşen'in yeri her zaman çok farklıdır. Cüneyt Arkın arkadaşı olan Yılmaz hocamızı öve öve bitirememiştir. Kader ağlarını örmüştür.
Dert ortağı gibidir.
VEFA böyle bir şeydir. Başkanın çevresinde vefalı insanlar sınırlı sayıdadır. Ama kendisi çok vefalıdır.
Kimlerin? VEFALI olduğunu da iyi bilir.
Çok özel bir insandır. Toplum –insan odaklı hizmet etme güdüsü onu başarıların zirvesine taşımıştır.
O hep zirvededir.
Şimdi arkadaşına düşen adını bir sanat merkezine vermek ve büstünü yapmak.
Necati Bey'deki sanat merkezi uygun olur, hem de baba ocağının semti.

****
Serkan Asker bizlerden çok küçük. Bizler,12 Martı-12 Eylül'ü gördük, yaşadık. Deyim yerindeyse üzerimizden devlet postu giymiş hainler geçti.
Yılmaz Hoca bir LİDER... Bir BİLGE.
Barakalardan oluşan yüksekokulları, görkemli bir ANADOLU Üniversitesi yaptı. Yeniden baştan başa kurdu.
Bozkırın ortasında taşlıklardan tepelerden oluşan alanı vaha yaptı.
Şimdi yemyeşil.
Yeşiltepe'nin adı Anadolu üniversitesinin yeşilliği ile anlam kazandı.
Onun için kurucu REKTÖR derler.
Tıpkı kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi..
Hayat öyle bir şey. Bilinmeyen verilerin denklemlerin içinde çarpışması gibi bir şey.
Hayat böyle güzel.
'Allah' böyle yaratmış kozmik yaşamı.
Dünya, bir tasarım harikası.
****
Yılmaz Hocayı. Zaten Eskişehirliler, bizler gurur duyduğumuz için sürekli seçiliyor. Hem de her seçimde oylarını arttırarak.

ATATÜRKE BORCUMU ÖDEMEYE ÇALIŞIYORUM
Hocamız Büyükerşen ise, 'Kendimi Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e, silah arkadaşlarına, onun ilkelerine, Cumhuriyete ve bu güzel topluma borçlu hissediyorum. İşte o borcumu ödemeye çalışıyorum' deyince izleyiciler ayakta alkışladı.



Hocamız orkestra şefliğini her zaman yapıyor. Demek ki yeni fark ediliyor. Eskişehir'e bakın. Orkestra şefliği anlayışı ile şehri kasaba görüntüsünden nasıl bir Avrupa kenti olduğunu fark edemediniz mi?

*****
Bir sanat ruhunun olması lazım.
Bizdeki sanat ruhu arabeskti. Allahın bildiğini kuldan mı saklayacağız. Gazino-pavyon kültüründen geliyoruz.
Eskiler, Hane-i berduş derlerdi.
Ağır abiler böyleydi. Âlem-racon böyleydi. Çemberin içine kısılmış gibiydik.
Ama Yılmaz Hoca bir 'dahi', bir toplum mühendisi, pragmatist eylem adamı. Neden sonuç ilişkisini çok hızlı düşünen ve kuran bir aksiyon insanı.
Onu sadece akademisyen olarak düşünmeyin..
Tek eksiği yanına gelip tavaf edenlerin onun ne düşündüğünün kavrama yeteneklerinden, algılama ve değerlendirme merkezlerinin yeteri hızda çalışmaması..
Yoksa benim ısrarla ve inatla söylediğim Ülkeye yakışacak Bir CUMHURBAŞKANI adayı olması.
CHP en azından Ekmelettin sendromunu üzerinden atar..
Nedeni belli. Ülkenin bir orkestra şefine ihtiyaç var. Bütün seslerle uyumlu ve ahenk içinde birlikte yönetmek.
Bunu adı yönetişim diyorlar. Vallahi bunaldık. Bir avuç özgürlüğün adıdır Yılmaz Büyükerşen.
Onun için, kimse görmek istemese de, yazmaya cesaret edemezse de bıkmadan yazacağım.
Çağdaşlık için.
Türkiye de saatler dursun. Zaman dursun..
Özgürlükler gelinceye kadar..
Cumhuriyetimize sahip çıkıncaya kadar..
Yoksa karanlık kuyulara gömüleceğiz. Hep birlikte!

Başkan yılmaz Büyükerşen'in misafirleri hiç eksik olmaz. Toplumun büyük bir sevgisi vardır. Edirne'den Kars'a kadar bu sevgiye tanık olursunuz.
STK'lara çok önem verir.
Geçenlerde , '29 Ekim Kadınları Derneği' yönetim kurulunu ağırladı. Derneğin Kurucusu Sibel Erenoğlu. Aynı zamanda Odunpazarı CHP belediye meclis. Divan katibi.
Çok aktif. Sinema dergisinden tutunda, KADER' e kadar uzanan bir çalışması var.
Sosyal bir kadın.
YILMAZ hocayı ziyaret ettiler. Meclis salonunda 29 istem kitapçığını, derneğin çalışma raporlarını ve tanıtım broşürlerini takdim ettiler. Yönetim kurullarını tek tek tanıttı..
Fakat büyük sürprizi sona saklamıştı.
FATO.
Bu kitabın orijinalini takdim ederken Yılmaz Büyükerşen'in anıları canlandı. Neredeyse gözyaşlarını tutamayacaktı.
Hocam, anlatmaya başladı..

'Atatürk'ün ulusal Kurtuluş Savaşımızda Onbaşısı olan Hıfzı Tan, Atatürk tarafından görevlendirildiği Eskişehir İtfaiye Amiridir. Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamalarında patlamayan bir havai fişek bir itfaiye eri tarafından Hıfzı Tan'a getirilir. O sırada patlamak üzere olan havai fişeği çocuklar ve halk zarar görmesin diye iki eliyle başının üzerine kaldırır. Ellerini kaybeder. Bundan sonra Atatürk onu Viyana'ya çeliktenprotezeller yaptırmak üzere gönderir. Hıfzı Tan savaştaki anılarını elleri olmadığı için daktilo ile dikte ettirir. Ben de, Hıfzı Tan'a senaryo ve kitap çalışmalarında daktiloda yazarak yardımcı oldum'.
İşte böyle.
****

Vatan partisi güdümündeki Cumhuriyetçi kadınlar Doğu Perinçek de Taliban'a destek vermiş, 'Taliban, Mustafa Kemal Paşa'nın Türkiye'de yaptığı gibi Afganistan'ın Kurtuluş Savaşını başardı' ifadesine tepki göstererek ayrılan kadınlar 29 Ekim kadınlar derneğini kuruyorlar.



Ya İstiklal ya ölüm.

Sibel Erenoğlu konuşmasında, Başkan Büyükerşen'in insan haklarına duyarlı projeleri ile Eskişehir'e güven ve demokrasi getiren, kültür, sanat, eğitim, çevre gibi alanlarda yaptıkları büyük hizmetlerle var ettikleri yaşanabilir Eskişehir'de yaşamaktan mutlu olduklarını belirterek teşekkür etti.

HIFZI TAN...
Hıfzı TAN kimdir bilir misiniz? Eminim ki birçoğunuz bilmiyor olabilirsiniz. Ben de Hocamdan öğrendim.
Eskişehir' belediyesinde itfaiye eri. Aslında çok yönlü bir kişilik. Kimse tanımaz. Ufak bir hatırlatma yapalım.
Yılmaz Hoca vardır onun hayatında. Büyükerşen'in daktilosunun tuşlarında parmak izlerini görürüz.
Tek başına. Bir tarihin sayfaları gibidir, dipnotları iyi okursanız, Eskişehir'in, aydınlık tarihinin yansımalarını görürsünüz eserlerinde.
Mesela bu önemli isimlerden biri de Ahmet Yuşa'dır..Rektörlük ana binası girişinde büstü vardır onu Yılmaz Büyükerşen yapmış
Büyükerşen mütevazıdır. Atatürk'e olan borcunu ödemeye çalışıyor. Biliyor ki bu vatan topraklarında yaşayabiliyorsak onun ışıklı yolundaki gitmek vardır.
Anılarında saklanmış hazineler gibidir Büyükerşen.
Yüzbaşı Tahsin...



1950 yılında çekilmiş. Yönetmen Orhon. Arıburnu.. Müzik. A Baki. Çallıoğlu. Sanatçı Perihan Altındağ Sözeri..