Vaiz Tuba DÖNMEZ'in yazısı...

ÇOCUKLARDA SORUMLULUK BİLİNCİ

Yüce Yaratıcı insanı topraktan var etmiş, onu en güzel şekilde yaratmış, çeşitli kabiliyetlerle donatmış, ona değer verip kendi ruhundan üflemiş, onu yeryüzünün halifesi kılmış ve ağır bir sorumluluk vermiştir. 'Biz emanetigöklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler.(Sorumluluğundan korktular).Onu insan yüklendi, doğrusu o çok zalim çok cahildir.' (Ahzab,33/72) Ayette geçen 'emanet' insanın bedenî, ruhî, dinî ve ahlakî bütün yükümlülüklerini dile getiren önemli bir kavramdır.

Sorumluluk bir görevi üstlenme, yapılan işin sonucuna katlanma ve hesaba çekilme olayıdır. Bu bilinç insan tabiatında vardır. Bu çerçevede insan başta kendisini var eden yaratıcısına, birlikte yaşadığı ailesine ve çevresine karşı sorumludur.

Sorumlulukların en başta öğrenildiği yer şüphesiz ki ailedir. Dolayısıyla ailede ahlaki değerlere yatırım yapmak, en az çocukların geleceği için bir kenarda para biriktirmek kadar önemlidir. 'Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan, edep ve erdemden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.' (Tirmizî, Birr, 33)Sorumluluklarının farkında olan nesiller yetiştirebilmek istiyorsak en başta onların Allah'ın emaneti olduğunun bilincine varmak gerekir. Çocuklarımız, üzerinde hüküm sürebileceğimiz topraklar değildir. Onların da kendilerine özgü kişilikleri, düşünce dünyaları, hayalleri, idealleri, öncelikleri, yetenekleri, ilgileri vardır. Özgüvenli, güçlü, ayakları yere sağlam basan çocuklar yetiştirmek için önce ebeveyn olarak bizim onlara güvenmemiz, saygı duymamız gerekir.

Küçük yaşlardan itibaren çocuğun yaşına ve cinsiyetine göre altından kalkabileceği görevler verilmelidir. Unutulmamalıdır ki 'Ağaç yaşken eğilir.' …Çocuğun kendi işlerini ve sorumluluklarını koruyuculuk duygusu ile üzerine alan anne babalar çocuklarına iyilik değil kötülük yaptıklarının farkına varmalıdırlar. Çocuklar tabi ki bu sorumlulukları yerine getirmeye çalışırken başarısız olabilirler. Bu durumda hatalarını yüzüne çarpmak ve onları aşağılamak yanlış olur. Küçük yaşlarda Hz.Peygamber'in (s.a.v.) hizmetine verilen Hz.Enes peygamberimiz(S.a.v.)hakkında 'Resûlullah'a (sav) on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun 'Öf!' bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı, 'Niçin böyle yaptın?' demediği gibi, 'Şöyle yapsaydın ya!' da demedi.'(Buharî, Edeb, 39)

Verilen küçük sorumlulukları takdirle takviye edilen çocuklarda 'Ben değerliyim!' hissi oluşur. Önemli ve değerli olduğunu hisseden çocuklar derslerini kendi başlarına yapar, sabah kendileri kalkar, okullarına hevesle giderler. Yaşamları boyunca karşı karşıya kalacakları zorluklarla baş edebilme gücünü içlerinde hissederler.

Evde kurallar belli olmalı, uyulmadığında verilecek cezalar da belli olmalıdır. Hakkını arayan, 'Armut piş, ağzıma düş' demeyen çocuklar için kurallar yeri geldiğinde, makul seviyede esnetilebilmelidir. Katı, değişmeyen kurallarda çocuk çaresizliği ve çabalamamayı öğrenir. Çocuk gözünü açtığında gördüğü ilk otorite olan ebeveynle mücadele verecek, bazen kazanacak bazen kaybedecek ve bir kişilik yapısı oluşacak, alanını korumayı öğrenecektir. Otoriteye karşı sürekli kaybediyor, hiç kazanamıyorsa boyun eğici, pasif bir kişilik yapısına sahip olacaktır.
Sağlıklı ve huzurlu bir toplumun teşekkülü sorumluluklarının farkında olup bunları yerine getirme çabasında olan bireylerle mümkündür.Bunun da okulu ailedir.Kur'an insanlara şöyle bir ikazda bulunuyor:'Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olacak olan bir ateşten koruyun.'Buradaki ateşten kasıt sadece öbür dünyadaki ateş olmasa gerek…Eğer kişi gerekli maddi ve manevi tedbirleri alıp kendisini ve yakınlarını korumazsa yaşadığı mekan ve çevre ateş çemberi haline gelebilir.

Günün Duası:
'Allah'ım! Senden istenen şeylerin hayırlısını, duanın hayırlısını, kurtuluşun hayırlısını, işlerin hayırlısını, hayatın hayırlısını, ölümün hayırlısını istiyorum.' (Hakim, Deavat, No: 1911)