Cottarelli, 2000'li yılların başında IMF Türkiye Masası'nı yönetmişti. Bir dönem IMF Türkiye Masası'nın başındaki isimdi.
Hatırladınız mı bu ismi. Neredeyse ezberlemiştik. Basının manşetlerinden inmiyordu. TV'ler de haber oluyordu. Ne yalakalıklar yaptılar bizim yerli basın ve o günkü iktidarın temsilcileri...
Adam, Ankara'da üs kurmuştu. Ekonominin MR'nı çekiyor, bizim yalaka basın magazinleşerek yok! 'Cotarelli' İskender yedi, Hacıhasanoğlu baklavasını yedi çok beğendi, hele Hacı Bekir lokumuna bayıldı şeklinde haberler yaparken, gazetecilik yaptıklarını sanıyorlardı.
NEDEN YAZDIM!..
İtalya'da 4 Mart'ta seçimler olmuştu... Hiçbir parti ya da ittifak parlamentoda çoğunluğu elde edememiş, koalisyon çalışmaları da partilerle, Cumhurbaşkanı arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle başarısız olmuştu.
Geçen sürede, hükümetin bir türlü kurulamaması sonrasında Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, erken seçimlere gidilene kadar bir 'tarafsız hükümet' kurulmasına karar verdi. Mattarella, hükümeti kurmak üzere tanınmış ekonomist Carlo Cottarelli'yi görevlendirmişti...
PEKİ, İTALYA'DA NEDEN KRİZ ÇIKMIŞTI?
4 Mart seçimlerinde seçimlerde tek başına ne fazla oyu alan parti olan 5 Yıldız Hareketi ile ittifak halinde en çok oyu alan sağ kanadın lider partisi 'Lig', koalisyon hükümeti üzerinde anlaşmıştı. Ne var ki, 'değişim hükümeti' adı verilen bu koalisyonun Ekonomi Bakanı adayı Paolo Savona, Cumhurbaşkanı Mattarella 'veto' etmesi üzerine, hükümet kurma çalışmaları son aşamasına gelinmişken çökmüştü.
Çünkü, ekonomi bakan adayı Paolo Savona 'Euro karşıtı' idi...
Yaşanan kriz üzerine, 5 Yıldız-Lig koalisyonunun başbakan adayı 'Giuseppe Conte ' hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı'na iade etmişti. Bu gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Mattarella 'Carlo Cottarelli' ile görüşerek hükümeti kurma görevini verdi.
İşte, yıllardan beri İtalya da buna benzer birçok kriz yaşamıştı. Krizin temel nedeni Parlamenter sistemden kaynaklanıyor. Tıpkı bizim eski sitemdeki gibi. Sürekli koalisyonlar dönemi. Bakalım Coterelli ne yapacak? Koalisyon partileri güven oylamasında 'hayır' vereceklerine göre, yine bir 'erken seçim' olacak...
İTALYA'nın da durumu bu. Sistem orada da tartışılıyor... 'Büyük Roma' hayali onlarda da var. Güçlü İtalya diyenler Diktatör Sezar dönemi gibi olsun diyorlar!
Parlamenter sisteme dayalı Hükümet modelinde krizler bazen kaçınılmaz olur. İstedikleri kadar demokrasi kültürünü içselleştirsinler, içinde olsunlar.
Aramızdaki fark şu...
Onlar sistemi işletebilme refleksleri var, koalisyon kültürleri var. Birbirlerini suçlamıyorlar, iftira atmıyorlar...
İşte, Yunanistan, İtalya, Belçika, Almanya ve birçok örnek vardır...
Şeffaf ve hesap verebilir bir siyaset anlayışı var. Orada, iddiayı ortaya koyan ispatla mükelleftir. Bizde tam tersine... İddia makamı seni suçlar, yargılar, içeri tıkar, aylarca kalırsın. Sonra, kusura bakma bizi de kandırmışlar der salıverilirsin.
Onun için biz de adalet yok. Hukuk güvenliği yok. Bizde tam tersine oluyor.
Fark bu!..
W. Buffet'in.
Günümüzün en popüler, en deneyimli spekülatörlerinden... Söylediği çok güzel bir söz var...'Sular çekilince denize kimin donsuz girdiği ortaya çıkar'..
Türkiye, 2002 -2009 yılları arasında konjöktürel olarak şanslıydı. Geçtiğimiz 10 yıl içinde, ABD genişleme politikalarını başlattı. Bunun temel nedeni 'dünyadaki finans sisteminin çöküşünü engellemeyi amaçlıyordu'. Düşük faiz, bol kredi dalgasından Türkiye' de yararlandı..
Şimdi, FED bu politikalarını terk ediyor. Yükselen piyasalarda, Arjantin ve Türkiye var. Arjantin önlem almaya başladı. Bunu öngörerek 'faizleri' çok yukarılara çekti. AKP ekonomistleri bu 'realiteden' kaçma eğilimi çabasında!
Faiz-dolar lobisinden bahsediyorlar ama o dönemlerde şimdi suçladıkları bu lobiler AK Parti hükümetini sürekli desteklemişlerdi.
Şimdi, ucuz ve bol kredi dönemi kapandı. Özel sektörün borçları ve riskleri de çok artı. Cari açıkta aynı oranda arttı. Zaten en büyük sıkıntı buradan kaynaklanıyor...
Türkiye ekonomisinin, 'borçlanarak büyüme sarmalı' artık sona gelindi... Yani, 'ucuz' borçlanma ile TL'ye dön ve içeride piyasaları fonla...
Rüya bitti. Denizin dalgaları geri çekiliyor...
PEKİ BU PARALAR NERELERE AKITILDI?
İnşaat sektörüne… Bunu bilmeyen mi var...
İçeride, AK Partili belediyelerde, 'müteahhitlerin' ele geçirdikleri arazilerde emsal artışları yaparak 'imar rantı' oluşturuldu... İnşaat sektörünü bankalar 'faizlerle' destekleyerek, harekete geçirdi. Konut ve ticaret binaları yapımını hızlandırıldı. Bankalar; Kredi Havuzlarının musluklarını sonuna kadar açtılar. Yapılan binaları neredeyse % 100 karlarla sattılar. Elde ettikleri şehir rantın bir bölümünü politik yandaşlarla paylaştılar.
Düzen buydu...
Şimdi bu'balon' patladı...
Çöken sistem bu...
HAVA-ALANI, MARMARA RAY, KÖPRÜLER ÖZ KAYNAKLARLA YAPILMADI...
Kamuda, yap-işlet devam et modelinde yer alan ayrıntılarda, hava alanlarında yolcu garantileri, Şehir hastanelerinde hasta garantileri, köprülerde, tünel geçişlerinde araç garantileri 'dolar' üzerinden verildi..
Projelerin, dolar üzerinden yapılması, olması gereken'gelirlerinin' çok üstünde garanti edilmesi bizleri sıkıntıya soktu...
Rakamlar bunu söylüyor...
Kamuda inanılmaz savurganlıklar var... Sonra bunu halkın sırtına yükleme açıkgözlülüğü yap. Muhafazakar mütedeyyin sosu ile kaplat. Sonra, yerliyim, milliyim de.
Eleştirilere kulak tıka...
Kim inanır?
EKONOMİDE DARALMA OLACAK...
Ekonomide ilk önce daralma başlar, sonra piyasalar depresyona girer. Resesyon döneminde ise her şey durur. Enflasyon içinde, durgunluk hayatın her alanına yansır. Er veya geç bunu anlamak zorundayız...
Onun için, yabancı kaynak artık eskisi gibi gelmiyor... Gelmediği için de ekonomi artık yürümüyor...
Çünkü tüketici kredilerin faizleri çok arttı. Bir de üzerlerine binen bankacılık işlemleri. Maliyetlerin altından kim nasıl kalkacak?
Sanayici bunun altından nasıl kalkacak?
Kalkamazlar ki!
DÖVİZİNİZİ BOZDURUN DEDİLER...
Yastık altındaki, banka hesaplarınızdaki Dolarınızı, Euro'nuzu, altınınızı bozdur dediğinde bu memleketin evlatları bozdurmadı mı? Bozdurdu...
TL'ye güvenin denildi mi? denildi... Kaçtan bozdurdu? 3.45 TL ..
Bono faizleri kaçtı? % 11.40...
Vatandaş devlet büyüklerinin sözüne güvendi mi güvendi. Peki, güvenince ne oldu?
Dolar, Euro, altın fırladı gitti... Kim? zararlı çıktı... Devlet büyüklerine güvenenler... Kim? karlı çıktı, güvenmeyenler.
Onlar en zirvede altınlarını, Dolarlarını, Eurolarını satıp hemen faize geçiverdiler.
%16.50 den çoktan repoladılar bile. Çift taraflı kaymaklı kadayıf...
Halk arasında hani bir laf vardır. Memleketin 'ne kerizi biter ne krizi!'...
Buffet'in sözünü tekrar hatırlatmak isterim...
'Sular çekilince denize kimin donsuz girdiği ortaya çıkar'... Şimdi donsuz kalanları görüyoruz...
Bakalım 24 Haziranda ne göreceğiz...