Köprülerin, oto yolların 30 yıllık geleceğin gelirlerine mi göz dikildi?
Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Nihat Çuhadar, aynı zamanda Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bulunmadığı zamanlarda vekillik görevini üstlenen, mali müşavir kimliğiyle de rakamlara yabancı olmayan bir isim. Eskişehirspor yöneticiliği nedeniyle kamuoyunun yakından tanıdığı Çuhadar, Büyükşehir Meclisi’nde Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı başta olmak üzere çeşitli komisyonlarda görev yapıyor.
Mecliste, gündem dışı yangın, köprüler AKM ve porsuk festivali tartışıldı.
Eylül ayı olağan meclis toplantısında gündem dışı söz alan Çuhadar’ın dikkat çektiği konu, köprü ve otoyolların mülkiyetinin satılması değil, uzun süreli işletme haklarının özel sermayeye devredilmesi girişimiydi.
Çuhadar’ın verdiği rakamlar, tartışmanın yalnızca bugünkü bir gelir arayışından ibaret olmadığını gösteriyor.
Devletin geçmişte kamu kaynaklarıyla yaptığı, maliyeti büyük ölçüde karşılanmış ve milyonlarca insan tarafından kullanılan köprü ve otoyollar, bugün de gelir üretmeye devam ediyor. Dolayısıyla burada yeni bir yatırımın finansmanından çok, mevcut kamu varlıklarının gelecekte yaratacağı gelirlerin nasıl değerlendirileceği tartışılıyor.
Çuhadar konuşmasında sosyal güvenlik ve bütçe rakamlarına da dikkat çekti. 2026 bütçesinde sosyal konutlar, çalışanlar, memurlar ve sosyal güvenlik alanında yaklaşık 1,16 trilyon liralık kaynak aktarımından söz ederken, bunun yaklaşık 380 milyar lirasının sosyal güvenlik sistemine yönelik olduğunu belirtti.
Ağustos sonu itibarıyla bütçe açığının 3,4 trilyon lira seviyesine ulaştığına dikkat çeken Çuhadar, sosyal güvenlik sistemine ayrılan kaynağın yaklaşık 780 milyar liralık bölümünün Hazine’ye aktarıldığını ve bunun sonucunda bütçe açığının muhasebe açısından yaklaşık 2,6 trilyon liraya gerilediğini ifade etti.
Ardından şu soruyu sordu:
“Güçlü hükümet bunu yapar mı? Güçlü lider bunu yapar mı?”
Aslında bu soru, yalnızca bugünkü hükümetin tercihlerini değil, devlet yönetiminin ekonomik mantığını da tartışmaya açıyor.
Rant bitti, kasa boşaldı, sıra oto yollara, köprülere geldi!
GELECEĞİNGELİRİNİ BUGÜNDEN KULLANMAK
Ortada satılan bir köprüden çok, gelecekte gelir sağlayacak bir kamu varlığının uzun süreli işletme hakkının devri söz konusu. Fakat ekonomik açıdan asıl tartışılması gereken nokta burada başlıyor:
Geleceğin kamu gelirini bugünün ihtiyacı için ne ölçüde kullanıyoruz?
Köprüyü devlet yaptı. Otoyolu devlet yaptı. Bu yatırımların arkasında yıllarca vatandaşın ödediği vergiler var. Araçlar bugün de geçiyor, gelir bugün de oluşuyor.
Şimdi devletin paraya ihtiyacı varsa, gelecekte elde edeceği gelirin bir bölümünü bugünden nakde çevirmek kolay bir yöntemdir.
Ama bunun adı her zaman “kaynak yaratmak” değildir.
Bazen bunun adı geleceği tüketmektir.
Biraz çek kırdırmaya benziyor.
Elinizde gelecekte tahsil edeceğiniz 100 liralık bir gelir var. Bugün paraya ihtiyacınız olduğu için bunu 80 liraya devrediyorsunuz. Kasaya 80 lira giriyor ve açık biraz kapanıyor.
Fakat 100 liralık geleceği 80 liraya tüketmiş oluyorsunuz.
İşte kamu yönetiminde asıl mesele budur.
Bugünün bütçe açığını azaltırken yarının gelir kapasitesini zayıflatıyor muyuz?
Türkiye bu hesabı daha önce de pahalı biçimde yaptı. Bugünün ihtiyacını karşılamak için geleceğin kaynaklarına yüklenmek, ekonomide geçici rahatlama sağlayabilir; fakat fatura daha sonra daha ağır gelebilir.
Oysa başka modeller düşünülebilir.
Köprü ve otoyolların gelirleri üzerinden gelir ortaklığı senetleri çıkarılabilir, bunlar halka arz edilerek vatandaşın kamu altyapısının gelirine ortak olması sağlanabilir.
Böylece devlet varlığın uzun vadeli gelir üretme kapasitesini tamamen devretmeden kaynak yaratabilir.
Devletin vatandaşla ortaklık kurması, vatandaşın cebine el uzatmasından daha akıllıca değil midir?
Çünkü kamu malı, iktidarların seçim bütçesi değildir.
Devletin varlıkları da seçim kazanmak için açılan bir ATM değildir.
Bugün köprünün mülkiyeti satılmayabilir. Ancak gelecekte sağlayacağı gelir uzun yıllar boyunca özel sermayeye bırakılıyorsa, tartışmamız gereken asıl mesele budur.
Köprü yalnızca beton ve çelik değildir.
Üzerinde dünün vergileri, bugünün siyasi tercihleri ve yarının vatandaşının ödeyeceği geçiş ücretleri vardır.
Bugünün siyasetçisi sandığı kazanabilir.
Ama hesabı gelecek kuşaklar ödeyebilir.
Çünkü devletin gerçek bilançosunda en tehlikeli açık, bugün görünen bütçe açığı değil; yarının gelirlerinin bugünden tüketilmiş olmasıdır.
Köprüyü devredebilirsiniz; fakat geleceğin gelirini çocuklarımızın cebinden bugünden harcayamazsınız. Faturayı bugünün siyasetçisi değil, torunlarımız öder.
(Yenigün Gazetesi'nden alıntıdır.)