''Gidiyorlarsa Gitsinler''
Devletler zaman zaman ekonomik kriz yaşayabilir. Zaman zaman kötü yönetimler altında ciddi sermaye kayıpları yaşayabilir. Günümüzde para, sermaye o kadar hızlı hareket edebiliyor ki tek tıkla milyar dolarlık hareketler yapılabiliyor. Para da kar potansiyelinin olduğu, adaletin olduğu, güvenin olduğu, riskin asgari düzeyde olduğu ülkelere gidiyor tabii ki. Türkiye'de adaletin, özgürlüklerin ve güvenin yok olmasıyla beraber birdenbire ülkeyi terk eden sermaye, bu olguların geri gelmesiyle beraber yine hızlıca geri gelebilir. Peki bu yönetim altında kaybettiğimiz insan kaynağını bu kadar kolay geri kazanabilir miyiz?
Tek bir tıkla kaybettiğimiz birkaç milyar doları yine tek bir banka havalesiyle geri alabiliriz ama tası tarağı toplayıp Almanya'ya giden 20 yıllık bir uzman doktorumuzu bu kadar kolay geri getirebilir miyiz? Ülkeden umudunu keserek Hollanda'ya göç eden, İki yabancı dil bilen, 15 yıllık tecrübeye sahip uzman bir mühendisimizi geri getirebilir miyiz peki kolayca? İnsan kaynağı paradan çok ama çok daha değerlidir. Uzman bir doktorun yetişmesi için yaklaşık 10 yıllık bir eğitim süreci üzerine de belki 10 yılı aşkın bir saha tecrübesi gerekiyor. 20 yıl boyunca eğitim almış, tecrübe kazanmış bir doktorun kaybı bizim için en büyük kayıplardan biridir. Geri dönüşü de yoktur.
Dediğim gibi giden para geri gelir, ekonomi yine düzelir ama bir ülkeye medeniyeti getiren asıl şey para değildir. Medeniyet parayla inşa edilmez. Eğer öyle olsaydı para içinde yüzen Orta Doğu ülkeleri medeniyetin merkezi olurdu. Medeniyetin kaynağı eğitimli, aydın insanlardır. Eğer iyi eğitimli, donanımlı, aydın insanlara sahip değilseniz paranın hiçbir kıymeti yok. Çünkü o parayı verimli kullanacak insan yok demektir. Üretecek, eğitecek insan yok demektir. Bu yüzden en değerli kaynak insan kaynağıdır.
Ciddi bir ekonomik kriz altında ezildiğimiz şu günlerde para kaybetmek bir yana, her geçen gün seçkin doktorlarımızı, mühendislerimizi, iyi eğitimli gençlerimizi Avrupa'ya ABD'ye altın tepside sunuyoruz maalesef. Durum böyle kötü bir haldeyken Sayın Cumhurbaşkanı yangına körükle gidiyor ve ''Gidiyorlarsa gitsinler'' tarzında ifadeler kullanıyor. Doktorlarımızı, sağlıkçılarımızı baş tacı etmemiz gerekirken bu şekilde onlara kapıyı göstermek ne kadar doğru? Bizleri hayata bağlayan doktorlarımızı kaybetmeyi nasıl göze alabiliyoruz? Kaybettiğimiz paraları geri getiririz illa ki ama doktorlarımızı kaybedersek sağlık sistemi onlarca yıl boyunca düzelmez.
Türk Lirası'nın değerinin tarihin en düşük seviyesini gördüğü şu günlerde doktorların, sağlık çalışanlarının maddi durumu mutlaka iyileştirilmeli. İyileştirilmeli iki İngiltere'deki bir garsondan daha iyi hayat standardına sahip olsunlar, değerlerinin bilindiğini hissetsinler ve dışarıya gitmesinler. Onlar çok değerli ve onlara her zaman ihtiyacımız var. Bu vesileyle tüm sağlık çalışanlarımızın dün geride bıraktığımız 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.

FED Faiz Ateşini Yakıyor
Ekonominin temel kurallarından biri politika faizini enflasyonun üzerinde tutmaktır. Aksi halde eksi reel faiz uygulamış olursunuz ve ekonomiyi çökertirsiniz. Maalesef Türkiye bu büyük hatayı yapıyor ve ekonominin hali ortada. Büyük yönetimsel hatalar ve pandeminin getirdiği enflasyonist ortamda arka arkaya faiz indirerek ekonominin fişini çektik. Ama dünyanın gelişmiş ülkeleri bu hatayı yapmayacak tabii ki. Pandeminin getirdiği ekonomik durgunluğu aşmak için hemen hemen tüm ülkeler ciddi miktarda para bastı. Basılan bu paralar da enflasyona neden oldu. Şimdi ise yavaş yavaş faiz arttırarak ekonominin bu temel kuralını uygulayacaklar ve faizi enflasyonun adım adım üzerine çıkartarak ekonomik dengeyi bulacaklar. ABD merkez bankası faiz kararını Çarşamba günü açıklayacak. Daha önce sinyallerini pek çok kez verdikleri gibi faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. ABD'nin faiz artışıyla birlikte güçlenen dolar bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri daha da zor duruma sokacaktır. Dolar kurundaki baskının artması ve hızlı yükselişler görülmesi muhtemel olacaktır. Beklenen faiz artışı aslında fazla yüksek değil, belki 0.25 civarında ya da 0.5 civarında olabilir ama faiz artışları döneminin işaret fişeği olması açısından önemli bir hareket olacak. Aynı şekilde bu hafta Çin, Japonya, İngiltere ve Rusya da faiz kararını açıklayacak. Dünya merkez bankaları ekseriyetle faiz artışı politikasına giderken bu durumdan en az etkilenmek ve enflasyonu biraz olsun dizginlemek için biz de faiz artışına gitmeliyiz diye düşünüyorum. Zaten gereğinden fazla faiz indirimi yaptık ve ülkeyi iflas etme noktasına getirdik. Bu inat artık bırakılmalı ve ekonominin gerekleri yerine getirilerek faiz artışına gidilmeli. Bunun için zaten çok geç kaldık ama zararın neresinden dönersek kardır. Olması gereken bu ama muhtemelen hata da ısrar edilecek ve TCMB faizi sabit bırakarak Mart ayını da pas geçecektir. Ama er ya da geç TCMB de faiz artışlarına gitmek zorunda kalacaktır.

Paralar Pul Oldu
Halk arasında enflasyonu anlatmak için güzel bir tabir var: ''Para pul oldu''. Maalesef eflasyon öyle bir yükseldi Türk lirasının değeri öyle bir düştü ki bu tabir de gerçek oldu. Geçen hafta sosyal medyada gözüme takıldı. Bloomberg güzel bir analiz yaparak madeni paraların maliyetini açıklamış. Artık paranın değeri o kadar düşmüş ki hiçbir madeni para, maliyetini karşılayamıyor. Enflasyonun bundan daha güzel bir göstergesi olamaz herhalde. İşte madeni paralarımızın güncel maliyetleri:


Kitap Tavsiyesi: Türk Devlet Geleneği (Aydın Taneri)
Haftanın Sözü: ''Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar.'' (Yavuz Sultan Selim)