Anadolu için önemi en önemli değerler geleneğidir. Bu gelenek devam ediyor “Abdallık geleneği..
Bu gelenek tüm varlığı ile devam ediyor..
Abdal Nedir?
Abdal, sazı diye adlandırılan günümüzde artık terminolojiye girmiş durumda.
Abdal geleneği içerisinde olmazsa olmaz artık Horasan' dan Anadolu’ya gelen göçer erenler’ in torunları sürdürüyor.
Ahilik geleneğini Anadolu'da yaşanılabilir hale getiren, bir kültürdür abdallık geleneği. Yol eri olmak, hakkın yolcusu olmak.
Aslında yaptıkları tiyatral bir şey. Yani sahnede hikâye anlatmaları destan anlatma.
Bir de geçmişten gelen öz kültürü, günümüze o sözleri sazla aktarmak. Yani Anadolu abdallarının devamı niteliğinde.. Kalenderlik kültürü vardır aslında. Kalenderliğinde birçok kolları var.
Toros dağlarının doruklarında, yüzyıllardır rüzgârlarla taşınan bir sır var. Bu sır, bir kitapta yazılı değil, bir sazın telinde, bir dedenin dilinde bir cem meydanına sinmiştir.
Dört kapı 40 makamla amaçlanan insanın ham ervahlıktan çıkıp insan-ı kâmil olmasıdır.
Her kapı bir bilinç, her makam bir basamaktır. Son kapı ise hakikattir.
İnsanın, insan olma yolculuğunda vardığı, en derin özdür hakikat kapısı.
Kin tutan giremez. Sırrı bilmeyen o kapıyı açamaz. İşte bize, gönül kapısını açan, hakikat şerbetini sazının tellerine vurarak içeren güzel bir insan.
Bu esintileri bugüne taşımaya çalışırken, bu yolda derdimizi kendi derdi bilen dostlarımız için, tüm zorluklara rağmen pes etmediğimiz için, cesaretimiz için, kendimizi eleştirmekten vazgeçmediğimiz için, dostluklarımıza değer verdiğimiz için, her şeye rağmen gülümseyebildiğimiz için bize destek olan tüm canlara selam olsun...
Barış güvercini gibidirler. Ellerinde sazı diyar diyar dolaşırlar. Gönülden gönüle köprü kurarlar. Halkı kucaklar.
Onları kanatları bazen kırılır. Ama onların nefesleri, deyişleri Anadolu’da barış olur, dudaklarında şerbet olur, dillerinde hu olur, cem olur, ses olur yankılanır semalarda..
Bu sesler bu toprakların sırrını, hikmetinin muhabbetidir… Kardeşliğin hikâyesidir abdallık.
Bu gelenek Hikmetin sazı ile dolaşıyor diyar diyar..
Anadolu'nun mirasını dünyaya taşıyan bir sanatçı.
Anadolu erenlerinden Teslim Abdal'ın 10. kuşaktan torunu Hikmet Tosun.
Teslim abdalın bütün yükünü taşıyor sazında dilinde.
Türk halk kültürüne ve müziğine gerek derlemeleri ile bizim öz kültürümüzü yaşatıyor konserlerinde. Gerek yüksek icra yeteneği ile katkısı.
Dedesinden aldığı bu eli şimdi dünyaya tanıtmak ve taşımak yaşamını adamış bir post modern abdal.
İnsanlık bunları duysun diye koşturuyor. Belki de çıkış yolumuz bu olmalı diyorum kendime… İnsanın nesi var ki?
Doğarken aldığı bir nefes, ölürken verdiği bir nefes. Yaşam iki nefes arasına sıkıştırılmış. Müzikte nefestir. Aşk için, insanlık için abdalın sazındaki tellere söz olur yankılanır nefeslerle.
Bazen, Yunus’un şiiri olur.. Pir sultanın Abdal’ın nefesi, bazen de Kul Himmet'in 16. yy' da haksızlıklara karşı isyanını bir yaşam felsefesi öğütleyerek ölümsüzleştirdiği eserinden esinlenip "Gafil Gezme Şaşkın!" lirik şirini öztürk’ çe bu günü anlatır gibidir.
Bazen âşık Veysel benim sadık yârim kara topraktır der, Yunus emre’ de, bir ben var benden içeri der.
Yüzlerce hak yolcusu erenlerimiz vardır..
Ne diyor Teslim Abdal..
Seherde bir bağa girdim
ne bağ duydu ne bağbancı
el sundum güllerin derdim
ne bağ duydu ne bağbancı
bağın kapusunu açtım
sayın ki cennete düştüm
yar ile tenha buluştum
ne bağ duydu ne bağbancı
seherin bülbülü öttü
öttü de murada yetti
teslim abdal yükün tuttu
ne bağ duydu ne bağbancı
Bu büyük mirasın aldığı eğitim ve alan araştırmaları ile modern, dijital dünyaya taşımaya nasıl çaba gösterdiğini biliyoruz. Onu ahbaplar gurubunu özel bir sohbetinde tanımıştım.. Bir gönül eri olan teslim abdal şiirinde insanoğlunun alçak gönüllü olması gerektiğini söylüyor .Torunu hikmet’ de büyük ozanların izinden gidiyor..
Onun sesinden, sazının telinden Anadolu’nun yüzyıllar ötesinin bu toprağın sesini kalbinizle dinliyorsunuz.
Tabii Hikmet’in öyle çalışmaları var ki. Söylediği eserlerde belli bir yaş üzeri toplu çalım ve söyleme icralarının Alzheimer üzerinde pozitif yönde etki yarattığını anlattığında çok şaşırmıştım, çok etkilenmiştim.
Ve bunu hayata geçirmek istediğimden bahsetmiştim bana.
Bu çok önemli bir şey abi. Hikmet Tosun toplum barışı, sevgi, hoşgörü, müzik ve bilimsellik bağlamında kat edeceği değerler.
Müzik ve kültürel kökler ve bunları günümüze bir ozan gibi taşıması bizler için çok daha önemli. Bizler bugünü dünyasında sele kapılmış kütükler gibi gidiyoruz..
Bizi sellerden alıp tekrar toprağa döndürdü..
Değerli sanatçımızın ağzınıza yüreğinize nefesinize sağlık
Yüzyıllık yoldan aşıp gelen erenlerden teslim Abdal’ın torununa ne mutlu.. Hikmet bizlere bu değerleri tekrar hatırlattı gönül dünyamıza.
Aslında insanlığın bir var oluşun alevi-Bektaşi geleneğinin lirik hikâyesidir alevi-Bektaşilik.
Öz be öz Anadolu’nun, Türklüğün kültürüdür. Geçmişin sesi, geleceğin sözüdür..