ES TV ekranlarında gazeteci Hilal Eroğlu ile Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru’nun birlikte sunduğu "Kente Sivil Bakış" programı dikkat çekiyor.
Bunun temel nedeni, programın günlük siyasi polemiklerin dışına çıkarak daha çok kentin sorunlarına odaklanması. Kent yaşamını ilgilendiren konular ele alınıyor, alanında önemli isimler konuk ediliyor ve izleyiciye farklı bakış açıları sunuluyor.
Bu nedenle programda işlenen konu başlıkları benim de ilgimi çekiyor. Zaman zaman üzerinde yeterince düşünmediğimiz ya da ayrıntılarını bilmediğimiz konularda önemli bilgiler edinme fırsatı buluyorum.

Bu haftanın konuğu Murat Özcan’dı.
Kendisini uzun yıllardır tanırım. Odunpazarı Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi meclislerinde görev yapmış, AK Parti Grup Başkanlığı yürütmüş bir isimdir. Belediye meclislerinde yaptığı konuşmalarda özellikle imar, şehircilik ve belediyecilik alanındaki sorunları sık sık gündeme taşımış; verdiği soru önergeleriyle kamuoyunun dikkatini bu konulara çekmiştir.
Bugün ise Eskişehir Gelişim ve Karma Kooperatifi Başkanı olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Murat Özcan, siyasette önemli bir deneyime sahip olmasının yanı sıra güçlü bir entelektüel birikimi de bulunan bir isim. Okuyan, araştıran, neden-sonuç ilişkilerini analitik bir bakış açısıyla değerlendiren ve sürekli sorgulayan bir karaktere sahip. Bununla birlikte sadece eleştiren değil, çözüm üreten ve alternatif öneriler geliştiren bir yaklaşımı da bulunuyor.
Program boyunca İsmail Kumru’nun sorularını tek tek yanıtladı ve yürüttükleri çalışmaları anlatmaya çalıştı.
Örneğin CHP’de yaşanan gelişmeleri değerlendirirken şu dikkat çekici ifadeyi kullandı:
“Türkiye’de bu tür gelişmelerin demokrasiye katkı sağlayacağını düşünüyorum. Sonunda iyi sonuçlar doğurabilir. Bu mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu olarak görülmemeli.”
Aslında bu sözler, konuya bakış açısını tek cümlede özetliyor.
Farklı bir siyasi çizgiden geliyor olabiliriz. Ancak kentin gelişimi ve dönüşümü söz konusu olduğunda Murat Özcan’ın önemli katkılar sunduğunu kişisel olarak biliyorum. Çünkü belediye meclislerini canlı takip eden ender isimlerden biriyim. Sadece oturumları izlemekle kalmaz, kulislerde de zaman zaman görüş alışverişinde bulunur, AK Parti Grup Başkanı olarak kentle ilgili neler düşündüğünü dinlerdim.
Bazen siyasi farklılıkların ötesine geçip ortak noktalarda buluşmak gerekir. Kentin gelişimi ve değişimi de tam olarak böyle bir alan.
Bugün de Eskişehir Gelişim ve Karma Kooperatifi adı altında ortaya çıkan yapılanmayı uzun zamandır takip ediyorum. Eskişehir’de birçok kişinin de merak ettiği sorular var:
Bu oluşum neden ortaya çıktı?
Hangi ihtiyaçtan doğdu?
Kentin sıkışan yapısının hangi noktasında çözüm üretmeyi hedefliyor?
Ve en önemlisi, Eskişehir’in geleceğine nasıl bir katkı sunmayı amaçlıyor?
Programı izlerken aslında aklımda en çok bu sorular vardı.
Bazı sorunlar vardır.
Ortaya çıktığında insanlar onun bir sonuç olduğunu görür.
Ama sebebini göremez.
Bugün Eskişehir'de tartışılan depolama alanı meselesi de tam olarak böyledir.
Mesele birkaç tüccarın depo araması değildir.
Mesele birkaç firmanın yer talebi hiç değildir.
Mesele aslında Eskişehir'in son otuz yıldır çözmekten kaçtığı şehir planlama krizidir.
Çünkü şehirler sadece konut yapılarak büyümez.
Sadece park yapılarak gelişmez.
Sadece meydan düzenleyerek kalkınmaz.
Şehirler üretimle büyür.
Ticaretle büyür.
Lojistikle büyür.
Sanayiyle büyür.
Bunları destekleyen planlamalarla büyür.
İşte Eskişehir'in eksik bıraktığı yer tam da burasıdır.
Bugün Baksan Sanayi Sitesi şehir merkezinde kaldıysa...
Küçük Sanayi Sitesi şehir merkezinin parçası haline geldiyse...
Keresteciler Sitesi artık kent dokusunun içinde sıkıştıysa...
Bu bir sonuçtur.
Sebep ise yıllardır yapılmayan planlamadır.
Bir zamanlar şehrin dışında kalan alanlar bugün şehrin ortasında.
Ama onların yerine geçecek yeni ticaret bölgeleri oluşturulmadı.
Yeni lojistik merkezler planlanmadı.
Yeni depolama alanları üretilmedi.
Yeni ticaret koridorları açılmadı.
Sorun da burada başladı.
Çünkü şehir büyürken ticaret de büyüdü.
Sanayi büyüdü.
Depolama ihtiyacı büyüdü.
Lojistik ihtiyacı büyüdü.
Ama şehir planları aynı hızla büyümedi.
Bugün gelinen noktada yüzlerce işletme fiilen bir çıkmazın içinde.
Mal satıyorlar.
İstihdam yaratıyorlar.
Vergi ödüyorlar.
Ama faaliyetlerini sürdürebilecekleri planlı depolama alanı bulmakta zorlanıyorlar.
Oysa modern ekonomilerde depo dediğiniz şey dört duvardan ibaret değildir.
Depo ekonominin kalbidir.
Tedarik zincirinin merkezidir.
Lojistiğin başlangıç noktasıdır.
Bir ürün üretilmeden önce planlanır.
Üretildikten sonra depolanır.
Sonra dağıtılır.
Sonra satılır.
Siz depolamayı çözemezseniz ticareti de çözemezsiniz.
Bugün Gaziantep'in başarısına bakın.
Kayseri'nin büyümesine bakın.
Konya'nın yükselişine bakın.
Bu şehirler yalnızca fabrika yapmadılar.
Lojistik alanlar kurdular.
Toptancı siteleri kurdular.
Depolama bölgeleri oluşturdular.
Yatırımcıya "gel" demeden önce yatırım yapacağı alanları hazırladılar.
Eskişehir ise maalesef yıllardır bunun gerisinde kaldı.
O kadar ki bugün yatırım yapmak isteyen birçok firma şehirde uygun alan bulamadığı için rotasını başka kentlere çeviriyor.
Polatlı kazanıyor.
Bozüyük kazanıyor.
Ankara koridoru kazanıyor.
Eskişehir ise seyrediyor.
Sonra da neden yatırım gelmiyor diye şaşırıyoruz.
Oysa cevap çok açık.
Yatırımcıya yer gösteremeyen şehir yatırım çekemez.
Bugün konuşmamız gereken şey sadece depolama alanları değildir.
Kuzey Çevre Yolu'dur.
Güney Çevre Yolu'dur.
Kuşak yollarıdır.
Transit ulaşım koridorlarıdır.
Lojistik merkezlerdir.
Demiryolu entegrasyonudur.
Yeni ticaret alanlarıdır.
Sanayi ve depolama bölgeleridir.
Çünkü bunların tamamı aynı zincirin halkalarıdır.
Birini yapıp diğerini yapmazsanız sistem çalışmaz.
Bugün Murat Özcan ve arkadaşlarının kurduğu kooperatif aslında tam da bu gerçeği görünür hale getirmiştir.
Çünkü ortaya konulan talep yalnızca bir arsa talebi değildir.
Bir vizyon çağrısıdır.
Bir şehir planlama çağrısıdır.
Bir gelecek çağrısıdır.
Eskişehir'in önünde artık ertelenemeyecek bir soru duruyor:
Baksan'ın geleceği ne olacak?
Küçük Sanayi'nin geleceği ne olacak?
Keresteciler'in geleceği ne olacak?
Yeni yatırımlar nereye gelecek?
Yeni depolar nerede kurulacak?
Yeni lojistik merkez hangi ulaşım akslarına bağlanacak?
Eğer bu sorulara bugünden cevap verilemezse yarın çok daha büyük sorunlarla karşılaşacağız.
Çünkü şehirler günü kurtararak değil, geleceği planlayarak büyür.
Bugün Eskişehir'in ihtiyacı olan şey yeni bir bina yapmak değil...
Yeni bir vizyon oluşturmaktır.
Yeni bir yol açmaktır.
Yeni bir kalkınma haritası çizmektir.
Ve belki de en önemlisi şudur:
Eskişehir artık depo arayan bir şehir olmaktan çıkıp, lojistik üssü olan bir şehir olmayı hedeflemelidir.
Çünkü bu şehir coğrafi konumu, sanayi altyapısı, ulaşım avantajları ve yetişmiş insan gücüyle bunu başarabilecek potansiyele fazlasıyla sahiptir.
Yeter ki otuz yılın ihmallerini konuşmak yerine, önümüzdeki elli yılın planlarını yapabilelim.
Aslında konuşulan şey bir kooperatif değildi.
Bir arsa talebi değildi.
Bir depo sorunu hiç değildi.
Konuşulan şey Eskişehir'in önümüzdeki elli yılının nasıl şekilleneceğiydi.
Fakat ne yazık ki biz büyük meseleleri küçük tartışmaların içinde kaybetmeyi seviyoruz.
Oysa Murat Özcan'ın anlattıkları dikkatle dinlendiğinde ortaya çıkan tablo çok daha büyüktü:
Eskişehir'in kalkınma manifestosu...