Eskişehir Sanayi Odası’nda seçim tamamlandı.
Sanayicilerin tercihi bir kez daha Celalettin Kesikbaş oldu.
Ancak bu seçim yalnızca bir başkanlık seçimi olarak okunmamalı.
Çünkü Eskişehir’in önünde artık çok daha büyük bir hedef var:
Eskişehir’i geleceğin teknoloji üreten kentlerinden biri haline getirmek.
Kesikbaş’ın seçim sonrasında yaptığı açıklamalarda teknoloji, küreselleşme ve nitelikli ihracat vurgusunun öne çıkması da bu nedenle önemli.
Çünkü Eskişehir’in sanayi geçmişi güçlü.
Savunma, havacılık, raylı sistemler, makine, seramik, beyaz eşya ve diğer sanayi alanlarında ciddi bir üretim kapasitesi bulunuyor.
Ama artık yalnızca üretmek yetmiyor.
Daha yüksek teknoloji üretmek, daha yüksek katma değer yaratmak ve dünyaya daha fazla teknoloji ihraç etmek gerekiyor.
İşte Eskişehir’in önündeki asıl mesele burada başlıyor.
HEDEF SADECE 2030 DEĞİL, 2039 OLMALI
Bugün konuşulan Vizyon 2030 hedeflerinin daha uzun vadeli bir perspektifle Eskişehir 2039 vizyonuna taşınması gerekiyor.
Çünkü 2039, bugünün çocuklarının ve gençlerinin çalışma hayatına gireceği, yeni nesil teknolojilerin bugünden çok daha belirleyici olacağı bir dönem.
Yapay zekâdan savunma teknolojilerine, havacılıktan uzay teknolojilerine, raylı sistemlerden ileri malzemelere kadar pek çok alanın üretim yapısı bugünden farklı olacak.
Eskişehir bu dönüşümü zamanında yakalarsa yalnızca Türkiye'nin önemli sanayi kentlerinden biri olmakla kalmaz.
Dünya çapında teknoloji üreten bir kent olma iddiasını da ortaya koyabilir.
Bu, Eskişehir için beş yıldızlı bir kent hedefinin ekonomik karşılığıdır.
Çünkü teknoloji üreten kent yatırım çeker.
Nitelikli yatırımcıyı çeker.
Nitelikli insan gücünü çeker.
Üniversitesini sanayisiyle buluşturur.
İhracatının kilogram değerini yükseltir.
Ve bütün bunların sonucunda Eskişehir’in Türkiye ekonomisinden ve milli gelirden aldığı pay büyür.
İHTİSAS SANAYİ BÖLGELERİ KRİTİK ÖNEMDE
Bunun yolu yalnızca mevcut fabrikaların büyümesinden geçmiyor.
Eskişehir’in yeni nesil ihtisas sanayi bölgelerine ihtiyacı var.
Belirli sektörlerin kümelendiği, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirildiği, Ar-Ge merkezlerinin, teknoloji şirketlerinin ve üretim tesislerinin aynı ekosistem içerisinde buluştuğu bir yapı kurulabilirse ortaya bambaşka bir Eskişehir çıkar.
Bir bölgede havacılık ve savunma teknolojileri…
Bir başka bölgede raylı sistemler…
İleri malzemeler, yapay zekâ, yazılım, enerji teknolojileri, robotik ve yeni nesil üretim sistemleri…
Bunlar yalnızca fabrika yatırımı değildir.
Bunlar geleceğin ekonomik altyapısıdır.
Eskişehir böyle bir dönüşümü başarabilirse, yatırımcı için yalnızca üretim yapılan bir şehir değil, geleceğin teknolojilerinin geliştirildiği ve üretildiği bir merkez haline gelir.
ESO’NUN ÖNÜNDE BÜYÜK BİR SORUMLULUK VAR
Celalettin Kesikbaş’ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte ESO’nun önünde yeni bir dönem başladı.
Bu dönemin başarısı, yalnızca kaç firmanın ihracat yaptığıyla değil, Eskişehir’in hangi teknolojileri ürettiğiyle ölçülecek.
Çünkü dünya artık ucuz üretim yarışından hızla uzaklaşıyor.
Asıl yarış; bilgide, teknolojide, inovasyonda ve yüksek katma değerde.
Eskişehir’in sahip olduğu sanayi kültürü, üniversiteleri, yetişmiş insan gücü ve mevcut üretim altyapısı bu dönüşüm için önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Şimdi mesele bu potansiyeli ortak bir vizyon etrafında birleştirebilmek.
ESO, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversiteler, teknoparklar, OSB’ler, meslek kuruluşları ve sanayiciler aynı hedefe bakabilirse Eskişehir’in ekonomik hikâyesi yeni bir sayfa açabilir.
2030 bir hedef olabilir.
Ama asıl mesele 2039’u bugünden tasarlayabilmek.
Çünkü Eskişehir’in geleceği yalnızca daha fazla fabrika kurmak değildir.
Geleceğin fabrikalarını kurmaktır.
Yalnızca daha fazla ihracat yapmak değildir.
Daha yüksek teknoloji ihraç etmektir.
Yalnızca yatırım almak değildir.
Dünyanın yatırım yapmak istediği teknoloji kentlerinden biri olmaktır.
ESO seçimleri geride kaldı.
Şimdi asıl seçim başlıyor:
Eskişehir, geleceğin üretim zincirinde hangi noktada yer alacak?
Eğer doğru tercih yapılır ve Eskişehir 2030 vizyonu kararlılıkla hayata geçirilirse, bu kent yalnızca Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri değil, yeni nesil teknolojilerin üretim üslerinden biri haline gelebilir.
İşte o zaman Eskişehir’in yıldızları yalnızca gökyüzünde değil, ekonominin ve teknolojinin haritasında da parlar.