Din Hizmetleri Uzmanı Sezen KONUK'un yazısı...


İyilik, istenilen, beğenilen arzu edilen biçimde olan, yarar sağlayan başka bir ifadeyle ise karşılık beklemeden davranış lütuf, ikram ve yardımdır. Dinimizde ise iyilik hayır, birr, ihsan, lütuf, fazl, kerem, ma'ruf gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Gündelik yaşantımızda iyiliği ifade etmek için daha çok hayır kavramı kullanılmaktadır.
Hayat rehberimiz Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle iyilik; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmektir. Sevdiği maldan yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyen ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcamak, namazı kılıp zekatı vermek ve verilen söze sadık kalmaktır. Darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabretmektir. (Bakara 177) Bu ayette rabbimiz iman, İslam ve ihsan kavramlarını bir bütün olarak hayatımızda uygulamamız gerektiğini tavsiye ederek bizlere güzel ahlaka, iyiliğe ulaşma bilincini ve yöntemlerini göstermektedir. Bu bilince ve güzel ahlaka sahip olabilmek için iyilik yaparken kişisel fayda ve menfaat beklenmemelidir. İyilik sadece Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapılmalıdır.
Allah Resulü (s.a.v) ise iyilik ve kötülüğün ne olduğunu soran kimseye şu hadisi ile cevap vererek iyiliğin tanımını insanın kendi irade ve vicdanına bırakmıştır. ' İyilik, gönlü huzura kavuşturan ve içine sinen şeydir. Kötülük ise gönlü huzursuz eden ve içinde bir kuşku bırakan şeydir; velev ki insanlar başka şeyler söylesin.' (Darimi, Alışveriş,2)
İyi olma ve iyilik yapma özelliği insanın yaratılışında vardır. Rabbimiz bizi bu fıtratta yaratmıştır. Dolayıyla iyilik insan için bir zorunluluktan ziyade, dünya ve ahiret mutluluğumuz için bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Peygamber efendimizin de ifade ettiği gibi iyilik gönlü huzura kavuşturur. Nitekim yapılan bilimsel araştırmalar da iyilik yapmanın beyinde mutluluk hormonunun salgılanmasına sebep olduğunu ortaya koymuştur.
İyilik, İslam'ın en temel kavramlarından birisidir ve dinimiz her iyiliği sadaka olarak saymıştır. Müslüman hayatını iyiliğe adamalı ve ömrünü iyilikle anlamlandırmalıdır.Resulullah S.A.V.: ' Allah'ım! Yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap, ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap.' ( Müslim, Zikir, 71) Duasıyla iyilik için yaşamayı var oluş sebebi olarak göndermiştir.
Dinimizde iyilik yaratılışımızın gayesidir. Allah-ü Teala bizleri yeryüzüne iyi olmamız ve iyiliği yeryüzünde hakim kılmamız için göndermiş ve bu ideal için görevlendirmiştir. Ölümü ve hayatı yaratmasındaki maksadı ise iyi ve güzel işler yapma hususunda kullarını denemek olarak açıklamaktadır. (Mülk, 2)
İyilik sadece maddi imkanların sarf edilmesiyle sınırlandırılmamalıdır. Rasulüllah'ın hayatına baktığımızda en küçük bir tebessümün, duanın, acı ve mutlulukların paylaşılmasının da iyilik olduğunu görmekteyiz.
Tarihimize baktığımızda ecdadımız İslam medeniyetinin ulaştığı her yerde iyiliği ve insana faydayı, yaşam biçimi haline getirmek için çalışmışlardır. Ulaştığı her yeri mescit, cami, vakıf, han, hamam, imarethane, yetimhane, medrese, şifahaneler, çeşme, köprü ve kervansaraylarla donatmıştır. Aldıkları bu topraklara iyiliği hakim kılarak İslam medeniyetini inşa etmişlerdir. Günümüzde de iyiliğin kurumsallaşmış hali olan vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarıyla başta ülkemiz olmak üzerine dünyanın dört bir tarafına iyilik ulaştırılmaktadır.
İyilik sadece bireysel manada yaşanan bir eylem değildir. Bu sebeple her birimizin kötülüğü iyilikle ortadan kaldırmak ve iyiliği yaymak amacıyla iyilik hareketlerinde yer almamız Rabbimizin bize yüklemiş olduğu bir sorumluluktur. 'Hayır işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz' (Hac 77) düsturu ile başta kendimiz ve ailemiz olmak üzere uzanabildiğimiz her yere iyiliği ulaştırma çabasıyla yaşamalıyız.


Günün Duası:
'Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.' (İbrahîmSûresi, 41. ayet)