Eskişehir İl Müftü Yardımcısı İsrafil İğde'nin yazısı...                                                                                


Hicri takvime göre Mübarek Recep ayının 27.gecesi /Miladi takvime göre 27 Şubat Pazar gününü Pazartesiye bağlayan gece Miraç Gecesi'dir. Miraç, sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz'in gecenin bir vaktinde Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği, en sonunda da alemlerin sahibi olan Yüce Rabbimizle mülaki olduğu mübarek bir gecenin adıdır.
Her şeyin sahibi ve her şeye gücü yeten Allah Kur'an-ı Kerim'de, 'Kulu Muhammedi bir gece Mescid-i Haram'dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür'(İsra,1) buyurmuştur.

Yani Allah-u Teala insanlar arasından peygamber olarak seçtiği kulu Hz. Muhammed Mustafa'yı (s.a.s.) huzuruna davet edip adeta görev fermanını vermek için Mescid-i Haram'dan bütün peygamberlerin toplandığı yer olan Mescid-i Aksa'ya götürüp bütün peygamberlerle görüştürmüş, onların tebliğ etmekle görevli olduğu dinlerine varis olduğunu gösterdikten sonra Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Kab-ı Kavseyn'e kadar mülk ve melekûtunda gezdirmiştir. Gördüğümüz ve görmeden iman ettiğimiz dünya ve ahiret alemlerini göstermiştir.
Sevgili peygamberimizin hadislerinde detaylı bir şekilde anlatılan bu mucize ile müşrikler hemen Hz.Peygamber (s.a.s.)'i suçlayarak ve alaya alarak onu inananlar arasında küçük düşürmeye çalıştılar. Miraç olayı müşriklerin batılda inatlarını ve Müslümanlara olan düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Ama bu olay Hz. Ebu Bekir (r.a.)'ınHz.Peygamber (s.a.s.)'e olan bağlılığından dolayı 'Sıddîk' lakabıyla onurlandırıldığı gibi bütün Müslümanlar açısından da İslam'a olan sadakatlerinin şeref madalyası oldu.
Bu olay çok açıdan değerlendirilmeye tabi tutulmakla birlikte görmeden iman ettiğimiz dünya ve ahiret alemlerinin sırlı taraflarının bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olan Hz.Peygamber (s.a.s.) tarafından bir beşer olarak görülmesi, İslam akidesine inanmalarını kolaylaştırmıştır. Özellikle Miraç mucizesinde davet edilen sevgili peygamberimizin insanlar arasından seçilerek imanın şartlarından olan ve görülmeyen alemin ardındaki ahiret, cennet, cehennem gibi bilinmeyenleri görmesi ve bilmesi tereddüt halinde olan insanların inanmalarına yardımcı olmuştur.
Sevgili peygamberimizin 'dinin direği' diye nitelendirdiği namaz Miraç mucizesinin hediyesidir. Namazda her ibadetten bir parça bulunur. İmam Rabbani Mektubat`ında namazın, kulu Allah'a yaklaştıran ibadetlerin başta geleni olduğunu izah eder. Miraç gecesinde sevgili peygamberimize cennette nasip olan rü'yet (Allah'ı görme) dünyada ona, bu alemin durumuna uygun olarak ancak namazda mümkün olmuştur.Bu sebeple'Namaz müminin miracıdır' buyurmuştur. Yani namaz insanı mana aleminde alabildiğine yükselten bir asansördür. Ona tutunmayanlar aşağıların aşağısında kalacaklardır.
İnsanın bedeninin gıdaya ve çeşitli vitaminlere ihtiyacı olduğu gibi, ruhunun da gıdaya ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Ruhun temel gıdası namazdır. Ve insanın bedeni çeşitli kirlerle kirlendiği gibi ruhu da kirlenir. Namaz bu her iki kiri de temizler.Bu yüzden Allah (c.c.); 'Dosdoğru kılınan namaz insanları her kötülükten alıkoyar.' (Ankebût,45) buyurur.
Namaz insanı yalnızlık duygusundan kurtarır. Günde en az beş defa tekbir alırken dünyayı ve içinde bulunanları arkasına atan insan bu hareketiyle en azından şunları demek ister: 'Bütün dünya bir yana olsa bana Allah'ım yeter. Ben ondan başka boyun eğecek kimse tanımıyorum.'
Dünyada en üst makamdan en aşağı görülenine kadar herkesi aynı safta toplayıp, Allah'ın karşısında hepsinin insan olarak eşit olduklarını namaz kadar vurgulayan başka bir hareket yoktur.
Allah-u Teala 'Beni anmak için namaz kıl.'(Taha,14) buyurur. Demek ki namaz Allah'ı anmak yani zikretmek ve hatırlamak için kılınır.
İslam'ın imandan sonra gelen en önemli emri olan namaz imanın en mühim alametlerindendir.
Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir bağdır, yüce bir münasebettir.
Namaz, Allah'ın kudretini idrak eden ve büyüklüğü karşısında hayranlık duyan insanın, bu hürmet ve hayranlığını boyun bükerek, önünde eğilerek, huzurunda secdeye kapanarak dile getirmesidir.
Sonuç olarak; Miraç olayı sevgili peygamberimize ihsan edilmiş, Müslümanların imanını arttıran mucizevî bir olaydır. Namaz bu harikulade olay esnasında Müslümanlara ikram edilmiş olan bir hediyedir. Bize düşen, kainatın sahibi olan Malik-ülMülk'ün hediyesini büyük ilgiyle, dikkatle, hürmetle kabul etmek, bütün ibadetleri içinde toplayan namazın anlamını idrak etmek, namazın anlamına ve gayesine uygun en güzel şekilde kılmaktır.
Miraç gecemiz mübarek olsun.

GÜNÜN DUASI
'Allahım !Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.' (Müslim, Zikir 72)