İbadet; “itaat etmek, boyun eğmek, kulluk etmek, tevazu göstermek, ilah edinmek” anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ise; “Fiil ve niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Allah’a tazim ve yakınlık ifade eden şuurlu itaat” demektir. Allah’a ibadet, itaat etmenin ve saygı göstermenin zirvesidir. Kur’an’da insanların, Allah’a ibadet için yaratıldıkları (Zâriyât 51/56); bütün peygamberlerin, insanları Allah’a ibadete davet ettikleri (Bakara 2/83) bildirilmiştir. Uygulama olarak beden ile yapılan ibadetlerin en başında gelen beş vakit namaz, Müslümanların eksiksiz olarak yerine getirmeleri gereken farz ibadettir.
“Namaz müminin miracıdır” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 36/344) buyuruyor Sevgili Peygamberimiz. Nasıl ki Efendimiz (s.a.v.) miraca çıkmış, Rabbimiz ile buluşmuş ise; mümin kul namaz kılarken tam huşu ile Rabbinin huzuruna vardığında, Cenab-ı Hak ile adeta huzur-u ilahide bir araya gelir. Günde beş defa kılınan namaz, müminin hayatını düzenli yaşamasında büyük rol oynar. Sürekli belli vakitlerde namazı îfâ etmesi, onu ruhen ve bedenen, maddeten ve manen disipline eder ve bu disiplin, ömür boyu devam eder.
Peygamberimiz (s.a.v.), “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın himayesi altındadır” (Müslim, Mesâcid, 262) buyurmuştur. Allah (c.c.) ise Kur’an-ı Kerim’de: “... Muhakkak ki namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar...” (Ankebût 29/45) buyurmuştur. Her kötülük insanoğlunu Allah’tan uzaklaştırır. Ancak namaz, kişiyi Allah'a yakınlaştırdığı için, her türlü günahtan korur. Ayette de ifade edildiği gibi gerçek manasına ve ruhuna uygun olarak îfâ edilen namaz, her türlü kötülükten, hayâsızlıktan ve taşkınlıktan alıkoyar. İnsan namaz kıldığı halde hayâsızlık ve taşkınlıktan uzaklaşamıyorsa, kıldığı namazları gözden geçirmeli, şuurlu bir şekilde namaz kılmaya gayret etmelidir. Nitekim Mâûn suresinde Allah (c.c.) “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler” (Mâûn 107/4-5) buyurmuştur.
Ferdî ve ruhî bir ibadet olduğu kadar, namazın sosyalleştirici bir yönü de vardır. Özellikle farz namazların cemaatle kılınmasının lüzumu, ondaki içtimaî muhtevanın boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. İslâm'da camilerin, tarih boyunca Müslüman fertlerin sosyalleşmesinde büyük hizmeti ve rolü olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine'ye hicret ettikten sonra orada mescidi inşa ettiğinde, Müslümanların -bugünkü ifade ile- plan ve projeleri, ferdî, ailevî, sosyal ve uluslararası ilişkileri adına bütün sorunları mescitte görüşülüyor, istişare ediliyor ve karara bağlanıyordu. Mescitler, Müslüman bireylerin sosyalleşmesinde ve kamusal bir şuur edinmelerinde temel fonksiyonlar icra etmiştir. Bu bakımdan namaz, İslâm'da yalnızca bir ibadet değildir. Namaz, bireylerin sosyalleşmesinde ve ilk şehir ve kentlerin oluşmasında merkezi bir role sahiptir. İslâm'da ilk şehirler, camiler etrafında toplanmıştır.
İslâm ibadet sistemi; fakir-zengin, âlim-cahil, memur-sivil, devlet başkanı ve sıradan bir vatandaşı aynı safta eşit bir statüye kavuşturmaktadır. İslâm tarihinde sınıfsal ve ırksal çatışmadan ve farklılaşmadan söz edilemez. Bunun sebeplerinden birisi ve belki de en önemlisi, cemaat halinde kılınan namazların bireylere kazandırdığı kardeşlik ve eşitlik ruhudur. Çünkü inanan kişi, kültürel ve sosyal mevkii ne olursa olsun; birlik, beraberlik, ortak düşünce ve hazzı bu namazlar sayesinde elde eder.
Kim namaz kılma yolunda istekli ve gayretli olursa, Allah onun yolunu kolaylaştırır. Ne mutlu bu şiar üzerine son nefesine kadar yaşayan ve yaşatanlara...
Mücella YILMAZ
İl Müftülüğü Murakıbı