Ramazan ayının ilk haftasını geride bıraktığımız şu günlerde, rahmet ve bereket iklimi evlerimize iyice yerleşti. Sahur ve iftar sofralarıyla bedenen bir terbiye sürecinden geçerken, diğer yandan ruhumuzu mali ibadetlerle arındırmanın vaktine yaklaşıyoruz. Ramazan’ın 8. günü itibariyle, pek çok müminin zihninde “Fitremi ne zaman vermeliyim, kime vermeliyim?” soruları belirmeye başladı. Halk arasında fitre olarak bilinen Sadaka-i Fıtr, sadece bir miktar paranın el değiştirmesi değil; yaratılışımızın bir şükrü ve orucumuzun manevi tamamlayıcısıdır.
Fıtratın Şükrü ve İbadetin Mahiyeti
Kelime anlamı itibarıyla “fıtrat” yani yaratılışla bağdaştırılan bu sadaka, her ferdin Yüce Yaratıcı’nın kendisine bahşettiği varlık nimetine karşılık sunduğu bir teşekkürdür. Fıkhi açıdan ise Sadaka-i Fıtr, oruçlunun oruç tuttuğu süre zarfında farkında olmadan işlediği hataları, ağzından kaçan nahoş sözleri temizleyen manevi bir telafi hükmündedir. Aynı zamanda, bayram neşesinin toplumun her kesimine eşit şekilde yayılmasını sağlayan toplumsal bir köprüdür.
Kimler Vermekle Yükümlüdür?
İslam fıkhına göre Sadaka-i Fıtr’ın hükmü vaciptir. Bir kimsenin bu ibadetle mükellef sayılabilmesi için; temel ihtiyaçlarının ve borçlarının dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi şartı burada aranmaz. Bayram sabahına sağ salim ve belirli bir varlık düzeyinde ulaşan her Müslüman; hem kendisi hem de bakmakla yükümlü olduğu küçük çocukları adına bu yükümlülüğü yerine getirmelidir. Aile reisinin, imkânı olmayan eşi ve çocukları için de bu sadakayı vermesi dini açıdan bir zaruriyet olmasa da, genel kabule göre bu örfi bir nezakettir.
Miktar ve Zamanlama: Ne Zaman, Ne Kadar?
Şu an Ramazan’ın henüz başlarındayken bu konuyu gündeme getirmemizin fıkhi bir hikmeti vardır. Fitrenin vacip olduğu an her ne kadar bayram sabahı olsa da, önceden verilmesi daha faziletli görülmüştür. Zira erken ulaştırılan fitre, ihtiyaç sahibi kardeşimizin bayram gelmeden önce ihtiyaçlarını karşılamasına ve o büyük güne mahzun girmemesine vesile olacaktır.
Miktar meselesine gelince; belirlenen rakamlar her zaman bir kişinin bir günlük asgari gıda ihtiyacını temel alan “alt limit”tir. Bu limit Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2026 yılı için 240 TL olarak belirlenmiştir. Ancak fıkhi derinlik bize şunu söyler: Kişi, kendi refah düzeyine göre fitresini belirlemelidir. Yani kendi sofrasında neyi tüketiyorsa, fitresini de o standart üzerinden hesaplaması ibadetin ruhuna en yakışan davranıştır. Zira amaç, yoksulu sadece doyurmak değil, onu kendi soframıza davet etmektir.
Kimlere Verilmeli, Kimlere Verilmemeli?
Fitrenin geçerli olabilmesi için gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması esastır. Fıkhi kural gereği kişi; annesine, babasına, dedesine, ninesine, çocuklarına ve torunlarına fitre veremez. Çünkü bunlara bakmak zaten kişinin asli vazifesidir. Bu yüzden fitrelerimizi öncelikle yakın çevremizdeki yoksul akrabalarımıza, mahcup komşularımıza, geçim darlığı çeken dürüst kimselere veya ilim yolundaki öğrencilere ulaştırmak, hayrın bereketini artıracaktır.
“Hâsılıkelam Sadaka-i Fıtr; imkânın ihtiyaca tebessümü, bir gönlün diğerine uzattığı kardeşlik elidir. Bayram sabahı omuz omuza saf tutarken kalbimizde duyacağımız derin huzur; aslında Yüce Yaratıcı’nın bize bahşettiği varlık ve sağlık nimetine sunduğumuz şükrün ta kendisidir. İşte bu şükür duygusu, Ramazan ayının bizlere emanet ettiği en kıymetli manevi mirastır. Cenab-ı Hak, bu müstesna günlerin hürmetine; tuttuğumuz oruçları ve infak ettiğimiz sadakaları dergâh-ı uluhiyetinde ahsen-i kabul ile makbul eylesin...”

Atakan DÜDEN
Dini İhtisas Merkezi Eğitim Görevlisi

MEAL OKUYORUM
Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!
(Al-i İmran 3/191)

HER GÜNE BİR HADİS

Üç şey öleni (mezara kadar) takip eder; ikisi geri döner, biri kalır. Ailesi, malı ve ameli onu takip eder. Ailesi ve malı geri döner, ameli kalır.” (Müslim, Zühd, 5)

GÜNÜN DUASI
Allah’ım, fakirlikte de, zenginlikte de tutumlu olmayı nasip et! Allah’ım, borç altında ezilmekten ve düşmanın galebesinden sana sığınırım. [Nesai ,Buhari]

BİR SORU-BİR CEVAP

Oruçlu iken böbrek taşı kırdırmak orucu bozar mı?
Oruçlu olan bir kimsenin, vücuduna gıda verici bir madde enjekte edilmeden böbrek taşı kırdırmasıyla orucu bozulmaz. Bu operasyon esnasında böbreklere kan akması da orucu bozmaz. (Fetvalar,DİB Yay.syf.276)