Dünden devam.

Mustafa ÖNDER, Belediyecilik böyle bir şeydir. Makarayı geri saramazsınız. Heba ettiğin zamanı,geri alamazsın. Yaptıysan, herkesin gözün önündedir. Yapmadıysan gösteremezsin. Mesela, Eskişehir. Pasaportsuz gidilen Avrupa şehri haline geldi. Kimse inkar edebilir mi? Diye başlıyor sözlerine..

KONUŞMALARINDAN SATIR BAŞLARI..
-Porsuktan, senfoni orkestrasında denizi yok plajı var dedi. Yüzülüyor, deniz kumunda güneşleniyor yelken kursu veriliyor, kano şampiyonası düzenleniyor.
Milyon metrekare den büyük Tematik parklar yapıldı. Bilim deney merkezi var akvaryum var, padok var, siz hiç hayvanat bahçesini gezdiniz mi?

-Tramvay yapıldı şehir bir baştanbaşa raylı sistemlerle donatılıyor. Belçika'da en iyi raylı sistemler ödülüne layık görüldü.
Kalabak suyu isale hattı, hükümetten tek kuruş almadan yapıldı. Modern şişeleme fabrikası kuruldu şişelenerek satılıyor.

-Şehir tiyatrosunu bir buçuk milyon kişi izledi. Masal şatosuna Kapadokya'dan daha fazla turist geliyor. Şu anda her yer beş yıldızlı otellerle doldu. Balmumu heykelleri müzesi, çağdaş cam müzesi, kent belleği müzesi, kurtuluş savaşı müzesi, yapıldı. Bu müzeleri 600 bin kişi ziyaret etti. Devletten bir kuruş almadan bu işler yapıldı..

-Kendi şehrin parası kendi iş makine parkıyla iki büyük baraj yapıldı.Engelliler, engele takılmadan sadece Eskişehir'de dolaşabiliyor.

-Devletten tek kuruş almadan katı atık ayni çöpten dönüşüm ve enerji tesisi kuruluyor enerji üretiliyor. Bu enerjiyle bu tesislerde kurulan seralarda elde edilen ısı ile şehrin peyzajında kullanılıyor. Çiçek fideleri yetiştiriliyor.


- İpek böcekçiliği hayat buldu.
- Bir avuç tohum bir ömür boyu bağımsızlık felsefesiyle yerli tohum üretiliyor. Fideler çoğaltılıyor çiftçiye ücretsiz dağıtılıyor.
- Büyük ve küçükbaş hayvan hibe ediliyor. Halk süt kuruldu. Kooperatif marifetiyle ucuza pastörize süt içiliyor.



MUSTAFA ÖNDER....
-Kamu kaynakları etkin mi kullanılıyor. Kullanılıyor tabii. Sadece Türkiye'de değil dünyada bu kadar sürede, böylesine olumlu yönde dönüşen bir başka şehir yok. İnsana, insan olduğunu hatırlatan şehirdir Eskişehir. Başını nereye çevirsen estetik, güzellik yeşillik. Elinde fotoğraf makinesiyle dolaş, ağaçsız tek bir kare çekemezsin.

-Aklın, bilimin, kültürün, sanatın, saygının, hoş görünün, vicdanının, emeğin, bağımsızlık ruhun neticesidir. 25 senedir ülke için heba edilen zamanı, heba edilen milyar dolarları düşünün bir de, Eskişehir'i gözünüzün önüne getirin lütfen. Belediyecilik bizim işimiz diyenlerin 20 senedir devletin bütün maddi imkanlarını kullananların, bakın şu şehrimizi nereden aldık nereye getirdik diye gururla gösterebilecekneresi var.

-Vizyoner, yurtsever varlığı ile onur duyduğumuz Profesör Dr. Yılmaz Büyükerşen' mucizesidir.


Sözlerime son verirken hepinize sabrınızdan ve dolayı verdiğiniz demokratik katkılardan dolayı hepinize teşekkür ederim. Müzakere sonlandırmak istiyorum.
Değerli meclis üyeleri başkanlık faaliyet raporunu oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler, etmeyenler oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Hepinize hayırlı iftarlar diliyor oturumu kapatıyorum!



FARKLI BİR MECLİSTİ..
Geçmişte bu eleştiriler yapılmış ve seçimlerde, Eskişehirli seçmenler tekrar Yılmaz Büyükerşen'i % 54 rekor oy oranı ile tekrar seçmiştir.

Dolayısıyla anlamsız ve mantıksız eleştireler ve bir an önce oylansın gidelim anlayışı yanlıştı. Eleştireler, tespitler doğru olması ihtimaline rağmen, konuşmalar içerik açısından çok politikti ama analitik ve etkili değildi.

Herkes konuştu.
CHP'li Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan'ın sataşma gerekçesiyle söz aldı, fakat konunun dışına çıkması, Mustafa Önderi ikazı ile, sözünü nezaket sınırları içinde kesti.
Sataşmaların önüne, 'ustalıkla' geçti Mustafa Önder, Büyükerşen'in eksikliğini aratmadı.

Önder'in, AK Partililere hitaben yaptığı konuşmasında, meclis üyelerinin yaptığı işin temsili nitelikte bir kamu görevi olduğunu hatırlatması ve oturum ücretlerinden az veya çok olmasının pek önemli olmadığını,sadecegörev hatırlatması yaparak halka yapılan hizmetlerden bahsetmesi,halk tarafından seçilen meclis üyelerinin üzerlerinde oy veren seçmenlerin hakları olduğunu, gerekirse sabaha kadar konuşalım demesi, konuşmaya değil, bilgiyi değil, rozet akarak hava atma alışkanlığı olan bazı meclis üyelerini oldukça rahatsız etmiş anlaşılan.

AK PARTİ GURUBU MECLİSİ TERK ETTİ..

Önder'in konuşmalarına dayanamayan ve söz haklarını sınırsız bir şekilde kullanan AK Partiler anlaşılamayan bir nedenle meclis' i terk ettiler.
AK Partili meclis üyelerinden Orhan Durmuş, salonu ilk terk edenlerdendi.
Sonrasında, Mustafa Birsen ayağa kalkarak diğer arkadaşları ile birlikte Meclis'i terk ettiler.
Halbuki hiçbir sataşma yoktu..
Murat Özcan ve Özlem Yalçın sonuna kadar meclisi terk etmediler. Özlem Yalçın, Gurup Başkanını yalnız bırakmadı.
Çalışma raporlarının oylanmasında, Murat Özcan ve Özlem Yalçın hayır oyu kullandılar. 2 muhalefet oy vardı..
MUSTAFA ÖNDER, yönetimindeki mecliste, demokratik bir tavır sergiledi.
İftar saatine daha bir saat zaman vardı.
Koltuğu doldurdu.
Meclis'e, tam hakimdi.
Hitabeti güçlü, metaforları yerindeydi. Divanda, Pozometrik duruşuyla 'belagat' sanatını konuşturdu.
100 üzerinden 100 puan aldı.
Konuştuğunda nedeni benim anlayamadığım AK Partili sıralarında suratlar asıldı.
Divan katip üyeleri Nuray AKÇASOY, Figen KÂHYA Önder'in konuşmalarından etkilenmiş olmalılar ki mutluydular. Mustafa Önder'in ironilerine, esprilerine tebessüm ettiler. Balkonda oturan daire başkanları ve kadınlar, misafirler mutlu oldular, çaktırmadan güldüler..
Fark burada.
Kısacası, Mustafa Önder tarihi şovunu yaptı. Hocasını hiç aratmadı. Eeeeee! Nede olsa...Kimin talebesi değil mi?
Veya Hocası kim?
Kendisini affettiriyor!
****
Sözüm onlara; Arkadaşlarım beni, zaman zaman eleştiriyorlar. Çok memnun oluyorum eleştirilerden..Çok laf sokuyorsun diyorlar! Ben de, ne yapayım diyorum. Hayatıma 'burnunu' sokmaya çalışanlara,'şiir' mi yazayım?
Çaterella...