Son yıllarda EYT lafını duymayan veya görmeyen yoktur.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar
Son yıllarda EYT lafını duymayan veya görmeyen yoktur. Hepimiz yüzeysel olarak EYT'nin ne anlama geldiğini biliyoruz ve EYT'lilerin hak arayışına şahit oluyoruz. Ama EYT'lilerin ne kadar büyük sıkıntılar çektiğini, yıllarının nasıl heba edildiğini, haklarının nasıl yendiğini bilmiyoruz. Geçen hafta sağlık çalışanlarının yaşadığı zorlukları ve talep ettiği hakları anlattığım yazımı gören Eskişehir Emeklilikte Yaşa Takılanlar Dayanışma Derneği Başkanı Sayın Mustafa Kara benimle iletişime geçti ve EYT'lilerin sıkıntılarından bahsetmek istediğini söyledi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Mustafa Bey'i dinledikçe EYT meselesinde aslında ne kadar az şey bildiğimi fark ettim. Hükümetin kazanılmış olmasına rağmen vermediği haklar ve bu yüzden yaşanan mağduriyetler karşısında fazlasıyla üzüldüm. Üzüldüm çünkü yaşanan kayıplar sadece maddiyatla ölçülebilecek boyutta değil. İnsanlar emekliliği hak ettikleri halde, hem hak ettikleri emeklilik ücretini alamıyor hem de çalışmak zorunda kalıyor. Tabii bu ekonomide iş bulabilirlerse. İşin en kötü yanı da bu durumda çalışmaya devam edebilirlerse çalıştıkları yıl kadar emekli maaşlarında kesinti yapılıyor. Şimdi durumun saçmalığını basit bir örnek vererek anlatmak istiyorum.
Olayı Mustafa Bey üzerinden örnekleyelim. Mustafa Bey 1992 yılında işe başladığında aynı zamanda 25 yıl çalışıp emekli olma hakkını da elde etmişti. Yani 2017 yılında emekli olma hakkına sahipti. Ancak çıkarılan bir yasadan sonra 25 yıl olan çalışma süresi yaklaşık 35 yıla çıktı ve kendisinin 25 yılda emekli olma hakkı elinden alındı. Şu anda Mustafa Bey 5500 sigorta prim gününü doldurup emekli olarak maaş ve ikramiye hakkı elde etmesine rağmen bu hakları alamıyor. Bunları almak için yaklaşık 10 sene daha beklemek zorunda. Burada açık bir hak kaybı var. Ama asıl saçmalığı şimdi söylüyorum. Eğer Mustafa Bey emeklilik günü gelene kadar çalışırsa, ki çoluk çocuğunu geçindirmek için çalışmak zorunda, çalıştığı süre kadar emekli maaşı azalıyor. Emekli maaşı miktarı karma bir sistemle hesaplanıyor ve belli bir yıldan sonra çalıştığınız süre arttıkça emekli maaşınız azalmaya başlıyor. Yani devlet diyor ki belli bir yaşa kadar emekli olamazsın, ama bu emekli olamadığın süre boyunca çalışırsan da seni maaşından keserek cezalandırırım! Hükümetin kendi vatandaşına karşı giriştiği bu uygulama kabul edilemez derecede büyük bir haksızlık. EYT'liler bu haksızlığa karşı sesini çıkarmakta ve haklarını talep etmekte sonuna kadar haklılar. Ama maalesef onları dinleyen yok.
Son olarak bir de EYT'lilerin ne kadar büyük bir kitle olduğunu anlamak açısından bazı rakamlara bakalım. Resmi olmayan verilere göre Türkiye'de yaklaşık 5.5 milyon EYT'li var. Rakamlar resmi değil çünkü hükümet resmi rakamları gelen taleplere rağmen açıklamıyor. Bu yüzden belki de bu sayı tahmin edilenden de fazla olabilir. 2019'da İstanbul'da düzenlenen EYT mitingine yaklaşık 1.8 milyon kişi katıldı. Mitingin büyüklüğüne bakar mısınız? Türkiye'de bu çapta miting düzenleyebilecek sadece birkaç siyasi parti, bir de EYT'liler var… Bu açıdan bakarsak EYT'lilerin oy potansiyeli gelecek seçimlere çok büyük bir etki yapacak ve haklarını yiyenlerin iktidarına büyük bir darbe vuracak. Peki hükümetin EYT'lilere vermek istemediği para ne kadar bir de ona bakalım ve biraz daha şaşıralım. Eğer EYT'lilere hak ettikleri emeklilik verilirse bunun devlete yıllık maliyeti 113 milyar lira civarı olacak. Bu açıdan bakınca çokmuş gibi görünüyor. Ama devletin Suriyelilere şu ana kadar harcadığı paranın yaklaşık 320 milyar TL olduğunu düşünürsek hiçbir şey değil. Suriyelilere gözü kapalı 320 milyar TL harcayan devlet bunun 3'te birini kendi vatandaşına harcamak istemiyor. Bu arada devletin son yıllarda 120 milyar dolarlık dövizi batırıp merkez bankasındaki parayı çarçur ettiğini de hatırlatayım. AKP'nin hiç ettiği bu para ile EYT'lilerin 8 yıllık maaşı ödenebilirdi. Ben sadece EYT'lilerin devletin sırtına çok fazla yük olmayacağını anlatmak için iki tane basit örnek verdim. Bu iki basit örnek bile EYT'lilerin devlet bütçesine çok büyük bir yük olmayacağını anlatmaya yeter de artar. Son olarak şunları da belirtmek isterim ki EYT'liler faaliyetlerini tamamen gönüllülük esasıyla yürütüyorlar ve tüm dernek faaliyetlerinin finansmanı için kendi ceplerinden fedakarlık yapıyorlar. Yürüttükleri mücadele bu baskı ve fakirlik ortamında gerçekten hiç kolay değil ancak cesaret ve fedakarlıkla haklarını aramaya devam ediyorlar. Ayrıca seçimden seçime hatırlanmak istemediklerini de belirtmeden geçmeyelim. İnşallah çok geç olmadan haklarını alırlar. Biz de bu haklı mücadelede EYT'lilerin her zaman yanında olacağız.

Kuru Ekmek
Hafta başında TBMM'deki kuru ekmek tartışması tüm Türkiye'de gündem oldu. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ''Millet aç, kuru ekmek yiyor'' ifadelerini kullanıyor. Bu ifadeye karşılık AKP Denizli milletvekilinin cevabı şu: ''O zaman aç değiller demek.''. İktidar partisi milletvekili, milletin açlığı ve fakirliği ile alenen dalga geçiyor. TBMM'de halkın hayatını iyileştirmekle görevli bir milletvekilini halkın açlığı ile dalga geçerken görmek gerçekten kanıma dokunuyor. Herkesin farkında olduğu bir gerçek var. AKP zenginlik ve şatafat içerisinde yaşarken milletten koptu. Saraylar, altın varaklar, Mercedesler, ihaleler... Artık milletin fakirliğini, yakarışlarını görmüyor ve duymuyorlar. Vatandaşın fakirliğini görmezden gelip lüks içinde yaşayanları, günü geldiğinde de vatandaş görmezden gelecektir.

Cumhurbaşkanı'na Hakaret Davaları
Cumhurbaşkanına hakaret davalarına artık iyice alıştık. Cumhurbaşkanlığı makamının bu işlere büyük mesai harcadığını biliyoruz ve şaşırmıyoruz. Ama dün gözüme takılan bir haber beni bayağı bir şaşırttı ve yok artık o kadar da değil dedirtti. Haber şu: Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2014 yılından beri 903 çocuk Cumhurbaşkanı'na hakaretten yargılandı. Hatta 7 çocuk hapse girdi. Gerçekten el insaf. Koskoca Cumhurbaşkanlığı makamı işi gücü bırakmış çoluk çocukla uğraşıyor. Çocuğun biri bu makama küfretti diye makamın itibarı zedelenmez. Ama bu makam çoluk çocuk seviyesine inip bunların peşine düştüyse sıkıntı büyük demektir.
Profesör
Geçtiğimiz akşam bir TV kanalında Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu ''Üniversiteler Fuhuş Yuvası'' ifadesini kullandı. Dikkat edin bu ifadeyi kullanan adam bir Profesör. Türkiye'nin akademik seviyesinin ne kadar düştüğünü siz hesap edin artık. Peki şimdi bu Profesöre soruyorum: Üniversiteler fuhuş yuvası ise senin orada ne işin var? Madem böyle düşünüyorsun bir daha hiçbir üniversitenin kapısından bile girme. En azından üniversitelerimiz kirli bir zihniyetten kurtulmuş olur.

Kış Saati Uygulaması
Kıymetli ve bilge eski Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak'ın ülkemize getirdiği ''kış aylarında da yaz saatinde kalma'' uygulamasından herkes şikayetçi. Sabah zifiri karanlıkta kalkarak işe/okula gitmeyi kimse istemiyor. Bakın burası çok önemli; kıymetli bakanımızın gidişinden ne kadar memnun olduysak, şu saat uygulaması değişirse yine o kadar memnun olacağız.

17-25 Aralık Rüşvet Ve Yolsuzlukla Mücadele Haftası
Devlet Bahçeli 2014 yılında 17-25 Aralık haftasını 'Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele haftası ilan etmişti. Kendisi bu ilanı yaptıktan sonra yolsuzluk ve rüşvetle çok güzel mücadele etti. Hala da etmeye devam ediyor. Kendisini yıllardır azim ve kararlılıkla dosdoğru bir şekilde yürüttüğü mücadelesinden dolayı kutluyoruz.



Kitap Tavsiyesi: 50 Politika Klasiği (Butler Bowdon)

Kitap bugüne kadar siyaet literatürüne giren ve klasikleşen 50 fikri inceleyerek özet halinde okurlara aktarıyor. Sabit fikirlere hapsolmadan tüm politik fikirler üzerinde düşündürerek bakış açımızı genişleten harika bir eser. Bana göre bir insanın politik görüşü ne olursa olsun ön yargıya kapılmadan diğer politik fikirler üzerine de düşünmeli, onları da öğrenmelidir. Çünkü ben demokratım, cumhuriyetçiyim demenin ön şartı; farklı fikirlere karşı cahil kalmamaktır.
Haftanın Sözü: Problemleri, onları üreten kafalarla çözemeyiz. (Albert Einstein)

Haftaya yine önemli gündem maddeleri ile bu köşede buluşmak üzere. Bu köşenin haksızlığa uğrayanların sesini duyurabileceği bir köşe olduğunu ve mağdurların sesini duyurmaktan memnuniyet duyacağımı her zaman bilmenizi isterim. Sağlıkla kalın.