Mesela bu konuda önerilerim var.
Nasıl olsa, partiler üye yapmak için şehrin belli yerlerine çadır kuruyorlar. Eski Türklerden gelen bir geleneği de yaşatarak buna güzel bir örnek olsun diye, partiler üye yazmak için 'Millet bahçesinden' başlansın. Politik 'medyumlar' şehrin önemli parklarına çadırlar kursunlar.
Çadırların önünde, LED ekranlarda şu yazı geçsin...
Gelin, size 'milletvekili' olup olamayacağınızı, aday gösterilip gösterilemeyeceğinizi, listelere girip girmeyeceğinizi geleceğinizi söyleyeyim.
Metaverse falcılık.
Zaten, birçok kafelerde kahve falları bakan yok mu? Var...
Biz, köşe kadıları ve müneccim yazarlar ve seçim dönemlerinde pırt diye ortaya çıkan ve gazetelerde endam eden, köşe yazarları politik müneccimlik yapmıyor muyuz?
Listeleri hazırlarız. Sonra listelerde yer alması muhtemel aday adaylarını sıralarız.
Onda, bunda şundadır diyerek 'ahkam' keseriz. Daha da ileri giderek aday belirleme 'seanslarına' bile başlarız.
Utanmazlığın bu kadarı olur mu demeyin! Olur, olur bal gibi olur!
Bu bir adap meselesidir beyler.
Hem bu sistemde 'ucube' gibi 'totemler' yok. Bastırıyorsun parayı. Falcı, 'ibana' geldiğini görünce hemen Transa geçiyor, başlıyor anlatmaya…
Sen politika' da çok yenisin. Evlisin belli bir yaşa gelmişsin ama, nedense bir yere daha gelmek istiyorsunuz. Senin, 'aklına' girmişler milletvekili olmak istiyorsun. Rozet takıp hava atmak istiyorsun. Herhangi bir partinin ne programını biliyorsun, nede doğru dürüst teşkilatlarında çalışmışlığın var.
Gerçi bunları bilmene de gerek yok!..
Yanı başındaki 'akıl daneleri lobiler' olduğunu, 'kulağına üflemişler' senin. Belliki paran çok.
Üç beş milyon harcaman seni belki pek etkilemez. Besbelli ki adının 'dolaşıma' sokulmasını istiyorsun.
Biraz kamuoyunun önünde tanınırlığın artsın, popüler olmak istiyorsun ama sıkıntı şurada, 'teşkilatlarda' hiç yoksun.
Teşkilatçılık nedir? Bilmiyorsun.
Teşkilatı bilmemen çok büyük bir dezavantaj. Demek istiyorsun ki, genel merkez düzeyinde tanıdıklarım var. Onlarla irtibat halindeyim. Liste işini siz düşünmeyin diyorsan, o zaman daha bir vahim durumla karşılaşırsınız. Kümese girmeye görün. Adamı,tavuk gibi yolarlar.
Bakın bu yaşta kalbiniz, yüksek tansiyon problemleriniz ritim bozukluğunuz var. Yakın görme sorunuz da var. En az 2.5 numara gözlük kullanmanız lazım..
Neden lazım? Diye soruyorsunuz bak kardeşim. Aday olduğunu duyulduğunda, çevrenizi 'ahtapotlar', yalakalar sarar. Siz onları göremezsiniz. Görmeniz için, yakını 'gösteren gözlüğe' ihtiyacınız olacak. En zor anlarınızda yardımcı olacak. Daha birçok faydalarını göreceksiniz.
Çocuklarınızı daha sıkı güvenlik çemberine alacaksınız. Sık sık toplantılara katılacaksınız. Muhafazakar kanattan iseniz, Cuma çıkışlarında, cüzdanınız da en az onluk, deste kağıt paralarınız olacak. Yok, seküler kanatta politik adaysanız, restoranlarda sürekli geleni, gideni ağırlamak zorundasınız. Bu durum senin hoşuna gitmemeye başlayacak. Yanına gelen herkes seni 'keselemek' ne planlar yapacak. Ne!Yalanlara, palavralara tanık olacaksınız.
Sık sık sosyal yardım derneklerini ziyaret edeceksin. Onların senden beklentileri olacak. Onlar da ellerini ovuşturarak seni kapılarda karşılıyor olacaklar.
Kolay değil. Kadın kolları, gençlik kolları senin broşürlerini dağıtacak. Onların günlük yiyecek, içecek ve ulaşımın masraflarını karşılayacaksınız.
Para musluklarını açacaksın merkez bankası gibi.
Konuşma yeteneğin yoksa iyi bir hocadan hızlandırılmış 'diksiyon' ve hatiplik dersleri alacaksın. Daha ağzını açmadan 'yağdanlıkların' seni alkışlamaya başlayacak. Brova sesleri yükselecek. Abim ne kadar güzel konuştun diye elleri patlayıncaya alkışlayacaklar, kadar seni efsane yapacaklar.
Daha profesyonel bir kampanya düzenleyecek isen çok iyi iletişimcileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, imaj markerleri, fotoğrafçını, moda uzmanını, kuaförünü, sosyal medya uzmanlarından oluşan özel bir ekip kurmak zorundasın.

Söylediklerimin hepsi bire bir doğru…
Hayatında hiç görmediğiniz insanlarla tanışacaksın.

Kendi kendine, 'İyi ki de falcıya geldim. Müthiş bir insan. Her şeyi bildi' yorgun bir şekilde evine döneceksin..
Seans bitti, 'gong' sesinden sonra politika medyumun çadırından çıkacak 'temiz havayı millet bahçesinde' alacaksın.
Oh! Be diyeceksin dünya varmış.
Başkaları giriyor sırayla çadıra…
Aklından şu soru geçecek? Yahu neler söyledi bana. Bunların hiç birinden haberim yoktu. Demek ki ben, yaşamımı bu 'çadıra' gelinceye kadar çok şey biliyormuşum zannetmiştim. Şimdi farklı düşünüyorum.
Çakralarım açıldı.Gözümde, cüzdanım da açıldı.
Hepsi, aynı şekilde şaşırmış ve büyülenmiş bir vaziyette çıkıyor çadırdan.
Zira…
İçeride adamın kendileri ile ilgili söyledikleri tamamen doğru.
Her biri tüm tanıdıklarına anlatıyor konuyu.
'Aslında bu çadır, millet çadırının deneysel bir medyum platformuydu'.
Hepsinin önünde bir bilgisayar ve her bilgisayarda bir sosyal ağ açık vaziyette duruyor.
Adamla görüşmeye gelen insanların çadıra girmeden önce, haberleri olmadan, çaktırmadan kamera ile görüntüleri alınıyor.
Yüz tarama programı ile o insanların sosyal medya sayfalarına ulaşılıyor.
Sonuç olarak, sosyal medya sayfalarındaki tüm bilgiler 2-3 dakikada toplanıyor.
Falcı pozisyonundaki adam 'trans' haline geçme süresi istiyordu ya, işte o süre içinde bu bilgiler adamın mateversine aktarılıyor ve adam da karşısındakine takır tıkır söylüyor tüm bilgileri.
Sanki gizli her olayı bilirmiş gibi, sanki gelecekten haber alırmış gibi…

Şu sıralar sosyal medya ile ilgili olarak, 'Aman bilgilerimi paylaşacaklarmış' gibi bir korku, bir telaş var ya…
Aslına bakarsanız, o bilgiler zaten yıllardır dolaşımda…
O yüzden korkuya ve paniğe gerek yok sanki…
Siz yine şansınızı deneyin.
Size de, Milletvekili olma piyangosu çıkabilir. Hem de' genelmerkez korumalı' listede önde yer alırsınız.
Kendinizi kandırmayın.
Gerisi kolay!

EŞSİZ KONUK
Padişah Kanuni Sultan Süleyman, şehzadelerine muhteşem ve büyük bir sünnet düğünü yapmıştı. Bu düğün uzun müddet dillere destan oldu. Bundan önce de veziri İbrahim Paşa, evlenmesi münasebetiyle büyük bir düğün yapmış ve Kanuni'yi davet etmişti.

Bir gün Sultan Süleyman, Paşa'ya sordu:
- Paşa! Senin düğünün mü, benim düğünüm mü daha muhteşem oldu?

Paşa:
- Benim düğünüm, diye cevap verdi. Sultan Süleyman üzülerek ve hiddetlenerek sordu:
- Neden?
- Zira efendim, benim düğünüme dünyanın en büyük padişahı geldi. Sizin düğününüze ise böyle bir konuk gelmedi.