Bu yazının orijinali on bir ay önce 20 Aralık 2021 tarihinde gece yarısı 00:39 da yazmıştım.
Arzu edenler köşe yazılarım arşiviminden okuyabilirler.
Geçiş süreci önemli başlıklı yazıyı tekrar köşeme aldım.

GEÇİŞ SÜRECİ ÖNEMLİ.
Geçiş süreci önemli. Yani hiçbir egosu olmayacak. Bilge olacak. O fırsatı CHP, 2014 seçimlerinde kaçırdı.
Çünkü o kazığı MHP, Ekmelettin İhsanoğlu'nu ortak adayımız olsun diye, CHP'yi nasıl ikna etmişti.
Aslında bu durum CHP'ye atılan örtülü bir kazıktı.
YILMAZ BÜYÜKERŞEN adı, Ankara ve İstanbul kulislerinde ve basının usta kalemlerinde yankı bulmuştu. Kamuoyu araştırmalarında, Yılmaz Büyükerşen'in adaylığı olumlu bakılıyordu.
Fakat olmadı.
****
Hatta TV ekranlarında yapılan analiz programlarında ismi sık sık ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen tarafından gündeme getiriliyordu.
Kim? ne derse desin, CHP'nin adayı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'di.
Her kesimden oy alabilecek durumdaydı. Zaten öyleydi.
Siyaset üstü samimi bir Cumhuriyetçiydi.
Seçmenin tüm renklerinden oy alabilecek bir 'karizması' vardı. Kamuoyunda beklenti günden güne artıyordu.
Ne olursa olsun ihtimal şuydu. Seçimler 2. tura kalır ve Büyükerşen Cumhurbaşkanlığı koltuğuna otururdu.
*****
Türkiye'nin 'kaderi' değişirdi. Cumhuriyetçi ve Demokratik kadrolar yönetimlerde yer alır, Türkiye aydınlık yolda yürürdü.
Olmadı. Neden?
Çünkü 'stratejik akıl devre dışı' bırakılmıştı.
Neden olmadı? Arka planda ne gibi oyunlar oynandı.
Büyükerşen'in adaylığına MHP'den eski toplardan kimler, neden karşı çıkmıştı?

Türkiye, şimdi o günden daha tehlikeli bir durumda.
Cumhur ittifakı aşağıya doğru gidiyor. Ekonomide, sosyal yaşamda bunun olumsuz etkilerini hissetmeye başladık.
Cumhur sistemi güvensizlik 'sendromu' yaşatıyor. Böyle bir tablo hiç yaşanmadı.
Güvensizlik AK Partiye oy veren seçmende de görülüyor. Çok ciddi bir oy kayması var. İlginç tarafı bu oylar, CHP'ye gitmiyor. CHP'nin alacağı oy maksimum % 27 bandına takılmış durumda..
Bu durum, Cumhur ittifakı için beka sorunu gibi görünse de, aslında Millet ittifakı için BEKA sorunu.
Ankara çıkış yolu arıyor. Hemen her gün çok farklı bir politika izler olduk. Her taraftan sıkıştırılıyoruz ve çağdaş dünyadan hızla uzaklaşıyoruz.



CUMHURBAŞKANI GEÇİŞ DÖNEMİN CUMHURBAŞKANI OLACAK.
Bu bir yeni yol.
Kısacası,CUMHURİYET değerleri güvence altına alınmış bir demokratik parlamenter sistem.
Doğal olarak eskisi gibi olmayacak..
Yani,siyasal istikrarsızlık olmayacak.
Temsilde adalet olacak.
Adalet sistemi çalışacak.
Yolsuzlukların hesabı sorulacak.

Çözüm var.
Geçici bir restorasyon hükümet dönemi.
O isim aslında belli.
Evrensel ölçütlerde başarıya imza atmış Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen.
MAKUL SÜRE...
Parlamenter sistemine geçiş hazırlıklarında makul bir sürede gerçekleştirilir. Millet ittifakı ile zaten eş güdüm için de olacak?
O kadar büyük bir sorumluk alacak ki.
Ama, olmaz diye bir şey yok.
Türk siyasetinin en olmaz denilen anlarda neler olmuştur!
Şurası belli.
Karanlık zindanlarda yaşamaya mahkûm kılınmış bir tutuklu mu olacaksınız! Ya da, kendi bekasının kararını yine kendi elleri ile verecek bir yurttaş mı olacaksınız?
Hızlı bir çalışma ile yaklaşık azami, 4 yıl sürer ve denklem yerine oturur.
Türkiye de, yeni bir siyasal iklim değişikliği olur.
Yüzyılın en büyük Türk 'DEVRİMİ' yapılmış olur.
Cumhurbaşkanlığı 'Hükümet modeli' de böylelikle rafa kaldırılmış olur.
Bu modelde, Yılmaz Büyükerşen olması halinde, Türkiye Avrupa ligine taşır.
Evrensel değerlere sahip çıkılır.
Kolay değil tabii.
Bu kadar enkazdan, travmadan sonra Türkiye'nin raydan çıkan Türkiye'nin kriterlerde neler var?
****
Aday kriterleri aslında belli.
Partiler üstü akılcılığı öne alan bir lider olacak.
Ülke ve uluslararası tanınırlığı olacak.
Bilge olacak.
Egoları olmayacak.
Vatana, millete son görevini yapacak.
Peki, Kim?

****
Ankara kulislerinde çeşitli isimler dolaştırılıyor. Bazen İmamoğlu, bazen Mansur Yavaş ismi gündeme getiriliyor.
Algı yönetimini yapanlar hiç şüphesiz belli. Asıl isim özenle korunması lazım. Çünkü linç kültürü bu kesimlerde acımasız.
Kılıçdaroğlu,süreci şimdiye kadar doğrusu çok iyi yönetti. Artık, gündemi millet ittifakı belirliyor. Gündemi ilk defa AKP'nin elinden alınmış durumda.
Asgari ücrette yapılan artışlar bizleri fakirlikten kurtarmıyor. Yokluklar, fakirlik, ikiye katlamış durumda. Bu durumda, görev almak elbette 'ateşten gömlek'gibi bir şey.

Bu gömleği giyecek elbette birçok yurtsever yurttaşımız var. Ancak, seçilebilecek konumda olan ve Ulusal bütünlüğümüzü sağlayacak bir tek Yılmaz Büyükerşen hocamız var.




YILMAZ HOCA ÇALAR SAATTE
Fox TV'de yayınlanan İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programına konuk olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunmuştu.
Siyasal krizden nasıl çıkılır önerisini ciddiye almak lazım.
GÜVEN NASIL KAZANILIR SORUSUNA NET YANITLAR.
ADİL VE ADALETLİ OLMAK.
Günün sorusunun, 'Güven Nasıl Kazanılır' sorulduğunda, Başkan Büyükerşen bu soruyu, 'Güven, adil olmakla kazanılır. Beraber çalıştığınız insanlar da bunu iyi bilecek. En önemlisi ise, partizan olmayacaksınız. Ben de bir siyasi partinin Belediye Başkanıyım ama, hiçbir zaman partizanlık yapmadım. Göreve seçildiğimden bu yana parti rozeti bile taşımadım. Herkese eşit hizmet bizim en önemli görevimiz. Ayrıca güven kazanmak için verilen sözlerin tutulması gerekiyor.
SANDIK HEMEN GELSİN..
Türkiye'nin içinde bulunduğu krizden kurtulabilmesi için sandığın hemen gelmesi, seçimin bir an önce yapılması gerektiğini de vurgulayan
Büyükerşen, 'Seçimde Atatürk ilkeleriyle kurulmuş Cumhuriyetin, daha güçlendirilmiş ve revize edilmiş bir yönetim modeliyle referanduma götürecek bir aday gerekiyor. Mutlaka uygun bir aday çıkacaktır' sözleriyle asıl kurtuluşun parlamenter sisteme geri dönüşte olduğuna işaret etti.
Önemli mesajlar verdi.
Hoca formunun zirvesindeydi.
Bilgeliğiyle, gençlere önemli mesajlar verdi.
Ekonomiden siyasete dar zaman içinde çok şeyler anlattı.
****
Aradan 11 ay geçmiş ve bendeniz analizlerimi o zaman yazmış ve ekranlardan anlatıyordum. Şimdi yeniden gündeme gelmeye başladı. Elbette, başka düşünen akil insanlarında önermeleri arasında Büyükerşen'in ismi geçiyordu.
Şimdi.
Fakat yazımın tarihi belli. Yaklaşık bir yıl önce.
20 Aralık 2021…
O günlerde, siyasal fotoğrafı okuyabilmek pek o kadar kolay değil elbette. Aslında detaylarının yazmaya kalksam günlerce sürer.
Nedenleri, niçinleri çok. Yanında çok değerli analistleri mevcut. Onlardaki akil daneleri bende mevcut değil. Herkes samimi değil.
Neyse; samimi olanların düşüncelerini köşeme alacağım. En son analizimi yazacağım.
Çıkarımları o zaman sizler yaparsınız?