Takvim yaprakları bir kez daha usulca düştü.
Saatler sıfırlandı, ajandalar yenilendi, temenniler ardı ardına dizildi.
2026’ya girdik.
Ama dünya…
Dünya aynı yerde durmuyor aslında. Kimi zaman daha da kararıyor.
Geride bıraktığımız yıla dönüp baktığımızda, hafızamızın tozlu raflarından bir albüm indirir gibi oluyoruz. Sayfaları çevirdikçe manzaralar değişiyor. Kimi karelerde güneşli meydanlar, kalabalıkların içinden yükselen umut sesleri var; kimi karelerde ise loş sokak lambalarının aydınlattığı, insanın kendi gölgesiyle baş başa kaldığı anlar…
Zaman, bize yalnızca mutlu anları değil; sabrımızı sınayan durakları da cömertçe sundu.
Bu yılın yükü hafif değildi. Beklenmedik ayrılıkların içimizde bıraktığı sızı, yarım kalan cümleler gibi boğazımıza düğümlendi. Yapılamayan planlar, ertelenen hayaller ve dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü arasında kimi zaman yorulduk, kimi zaman sustuk.
Kalabalıklar arttıkça yalnızlık büyüdü; söz çoğaldıkça anlam azaldı. Ama yine de zaman, her şeyi karanlıkta bırakmadı.
Çünkü o karanlık anlarda, insanın omzuna dokunan bir el mutlaka vardır. Bir dostun sessizce yanınızda durması, bir tebessümün iç ısıtan sıcaklığı, gecenin en koyu vaktinde bile sabahın varlığını hatırlatır insana. İşte yeni yıla saatler kala, böyle bir duyguyla yola çıktık.
Kıymetli dostum, Kalp ve Damar Cerrahı Doc.Dr.Selami Doğan Bey ile birlikte, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Sayın Nadir Küpeli’yi ziyaret ettik. Rutin ziyaretlerimizden birisiydi.
Kapısından içeri adım attığımız anda zaman yavaşladı. Dışarının gürültüsü kapının ardında kaldı; diğer zamanlarda olduğu gibi içeriye sohbet, samimiyet ve sükûnet doldu.
Nadir Bey’in kurduğu cümleler aceleye gelmiyordu. Ne süslüydü ne iddialı; ama tam da bu yüzden derindi. Hayatın karmaşasında unuttuğumuz dengeyi, insan olmanın özünü ve yaşama dair ölçüyü hatırlatan bir iksir gibiydi sözleri. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık. Sohbet uzadıkça ruhumuz hafifledi, zihinlerimiz berraklaştı. Daha sık görüşmek temennisiyle ayrıldık yanından.
Yeni bir yıla girerken bazen büyük kararlar değil; böyle dost meclislerinde edilen birkaç sahici cümle yeter insana. Umudu tazeler, yükü hafifletir, yolu netleştirir. O gün, bir ziyaretin ötesinde; dostluğun ve insanî bağların ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırladık.
İnsan, hayatta böyle dostlara sahip olmalı. Kapısını çalabildiği, sözüyle güç bulduğu, varlığıyla iyi gelen dostlara… Çünkü bazı ziyaretler, takvimden bir günü değil; hayattan bir yükü alıp götürür.
Ama dünya, bu dinginliği uzun süre taşımıyor.
Yeni yılın daha ilk günlerinde, zalim ABD’nin hoyratlığı bir kez daha kendini hatırlattı. Bir tarafta yıllardır acının dinmediği Gazze’deki insanlık dramı… Diğer tarafta dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan Venezuela’ya yönelik müdahale ve seçilmiş bir liderin eşiyle birlikte gözleri kapatılarak ülkesinden götürülmesi…
Güçlünün hukuku, mazlumun coğrafyasını yeniden çiziyor. Yer altı kaynaklarının cazibesi, ülkelerin kaderini belirliyor; sınırlar, haritalar ve iradeler hiçe sayılıyor. Bugün Latin Amerika, yarın Orta Doğu… Ateş bir yerde yakılıyor ama dumanı bütün dünyayı boğuyor. Uzakta olduğumuzu sanmak, en büyük yanılgı.
Dünya böyle bir düzeni daha ne kadar taşıyabilir, bilinmez.
Ama bildiğimiz bir şey var: Sorun yalnızca takvimde değil.
Takvimler değişiyor.
Günler, aylar, yıllar geçiyor.
Ama bakış açımız değişmiyorsa, hiçbir şey değişmiyor!
İşte tam da bu yüzden 2026, sadece yeni bir yıl olmamalı.
Yeni bir bakış yılı olmalı.
Olaylara ezberden değil, adaletten bakmayı öğrenmeliyiz.
Güce değil, hakikate yaslanan bir bakış…
Sadece anlatılana değil, olup bitenin ardına bakabilen bir bakış…
Siyasette böyle, ekonomide böyle, insan ilişkilerinde böyle.
Birbirimizi dinlemeden konuşuyor, anlamadan hüküm veriyoruz.
Aynı pencereden bakıp, farklı manzaralar bekliyoruz.
Oysa bakış değişmeden yön değişmez.
2026’ya girerken belki de kendimize sormamız gereken soru şu:
Biz gerçekten neyi görüyoruz?
Ve neyi görmemek işimize geliyor?
Yeni yıldan mucize beklemek yerine, kendimizden cesaret bekleyelim.
Alışılmış kalıpları sorgulama cesareti…