Siyasetin en acı öğretmeni sandıktır. En sert hükmünü de zaman verir. Aradan yıllar geçer; sloganlar unutulur, vaatler silinir, geriye sadece sonuç kalır.
Altılı Masa da artık böyle bir sonucun adıdır.
2023 seçimleri öncesinde "Türkiye'nin umudu" diye sunulan o masa, bugün siyaset tarihinin en kısa ömürlü büyük projelerinden biri olarak hafızalardaki yerini aldı.
O gün topluma "birlik", "değişim" ve "ortak akıl" vaat edenler, bugün birbirinden kopmuş siyasi hikâyelerin kahramanlarına dönüştü.
En çarpıcı örnek ise Ahmet Davutoğlu...
Bir dönem Türkiye'nin başbakanıydı. "Stratejik Derinlik" tezinin mimarı olarak gösteriliyor, AK Parti'nin en güçlü isimlerinden biri sayılıyordu. Pelikan süreciyle başbakanlığı ve parti yönetimini kaybetti. Ardından kendi siyasal yolunu çizmek istedi ve Gelecek Partisi'ni kurdu.
Bugün ise o yolun sonuna gelindi.
Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı, yalnızca bir partinin kapanması değildir. Aynı zamanda Türk siyasetinde yeni parti kurmanın ne kadar zor, yeni bir siyasal kimlik inşa etmenin ise ne kadar meşakkatli olduğunun da somut göstergesidir.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Peki, Meclis'teki "Yeni Yol Grubu" ne olacak?
DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi'nin oluşturduğu grup, bundan sonra hangi siyasi rotayı izleyecek?
Kulislerde yeni arayışlar konuşuluyor. Özellikle Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi arasında yürütülen görüşmeler dikkat çekiyor.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin'in açıklamaları da bu temasların belli bir olgunluğa ulaştığını gösteriyor. Hatta farklı siyasi yapıların da bu sürece katılabileceği ifade ediliyor.
Demek ki siyaset boşluk kabul etmiyor.
Bir yapı dağılırken, yerine mutlaka yeni bir arayış doğuyor.
Ancak bütün bu gelişmeler, ister istemez insanı birkaç yıl öncesine götürüyor.
Hatırlayın...
Mayıs 2023...
Ne büyük umutlar pompalanmıştı.
Ne büyük beklentiler oluşturulmuştu.
Topluma "Türkiye'nin kaderi değişiyor" denilmişti.
Bugün ise geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki o masanın etrafında sadece ortak hedefler değil; birbirinden farklı ajandalar, gizli hesaplar, kişisel beklentiler ve siyasi bagajlar da oturuyormuş.
Belki de Altılı Masa'nın en büyük sorunu ortak aday değil, ortak samimiyet eksikliğiydi.
(Yenigün Gazetesi'nden alıntıdır.)