Türkiye’nin eğitim sisteminde öyle bir tablo var ki, insan sormadan edemiyor:

Bu nasıl bir planlama?

Yaklaşık 80 bin öğretmen norm fazlası.

Yani öğretmen var, sınıf yok.

Öğretmen var, öğrenci yok.

Ama aynı ülkede öğretmen açığı bulunan okullar var.

Yüz binlerce öğrenci öğretmen bekliyor.

Bir okulda öğretmen oturuyor.

Başka bir okulda öğrenci bekliyor.

Eğitim sisteminin matematiği de galiba yeni müfredata geçmiş!

Milli Eğitim Bakanlığı eğitim-öğretim yılı öncesinde “hazırız” diyor.

Zil çalıyor.

Sonra ortaya çıkıyor:

Öğretmen hazır, öğrenci yok.
Öğrenci hazır, öğretmen yok.

İşte buna da eğitim yönetimi deniliyor!

Oysa ortada bilinmeyen bir denklem yok.

Nüfus belli.

Doğum oranları belli.

Göç belli.

Kentleşme belli.

Hangi bölgede okul ihtiyacı artıyor, hangi bölgede azalıyor belli.

Öğrenci sayıları belli.

Öğretmen sayıları belli.

Peki bilinmeyen ne?

Planlama!

80 bin öğretmen gökten zembille inmedi.

Bu öğretmenler dün atanmadı.

Öğrenci sayıları da dün değişmedi.

Öyleyse mesele bilgi eksikliği değil.

Mesele yönetememek.

Daha acısı, bunun faturasını yalnızca bütçe ödemiyor.

Öğretmenin mesleki birikimi atıl kalıyor.

Öğrencinin eğitim hakkı aksıyor.

Sonra aile devreye giriyor:

Özel ders…

Kurs…

Etüt…

Parası olan açığı kapatıyor.

Olmayan bakıyor.

Böylece devletin planlama hatası, çocuğun kaderine dönüşüyor.

Eğitimde fırsat eşitliği böyle mi sağlanacak?

Bir de her yıl aynı nakarat:

“Öğretmen açığını kapatıyoruz.”

İyi de hangi açığı?

Bir yerde öğretmen fazlası, başka yerde öğretmen açığı varsa sorun öğretmen sayısı değildir.

Sorun, öğretmeni doğru yerde kullanamamaktır.

Bunun adı da 80 bin öğretmen fazlası değil.

80 bin kişilik planlama ayıbıdır.

Üstelik mesele yalnızca bugünün hesabı değil.

Bir çocuk bir yıl matematik öğretmeni olmadan kalırsa, o açığı gelecek yıl her zaman kapatamazsınız.

Bir ders boş geçer.

Bir konu öğrenilmez.

Bir öğrenci geride kalır.

Sonra yıllar sonra o açığın bedelini başka bir yerde ödersiniz.

Çünkü eğitimde kaybolan zamanın telafisi, bütçeye ek ödenek koymak kadar kolay değildir.

Devletin elindeki insan kaynağını doğru yere yerleştiremediği bir sistemde daha fazla öğretmen atamak da tek başına çözüm değildir.

Bugün 80 bin norm fazlası oluşur.

Yarın başka bir branşta yeni bir yığılma çıkar.

Sonra yine komisyonlar toplanır.

Yine cetveller açılır.

Yine norm kadrolar hesaplanır.

Yine öğretmen bekler.

Yine öğrenci bekler.

Devlet de planlama yaptığını sanır.

Oysa eğitim, Excel tablosundan ibaret değildir.

Her rakamın arkasında bir çocuk vardır.

Her norm kadronun arkasında bir öğretmen.

Her boş geçen dersin arkasında kaybedilen bir eğitim hakkı vardır.

Bu nedenle artık sorulması gereken soru “Kaç öğretmen atayacağız?” değildir.

Asıl soru şudur:

Kaç öğretmene, nerede, ne zaman ve hangi öğrenci için ihtiyaç var?

Bunun hesabını yapamıyorsanız öğretmen açığını da kapatamazsınız, norm fazlasını da bitiremezsiniz.

Çünkü mesele sayı değil.

Mesele akıl.

Ve insan ister istemez Şair Eşref’in kalemine uzanıyor:

Öğretmen var, öğrenci yok.
Öğrenci var, öğretmen yok.
Eksik olan ne?

Galiba öğretmen değil.

Planlama!

80 bin öğretmeni “fazla” diye görmek kolay.

Asıl zor olan, 80 bin kişilik ayıbın hesabını vermektir. Bu çok ciddi bir rakam. Yapılacak iş bellidir.. Planlama yapılarak 80 bin öğretmeni ihtiyacı olan okullara dağıtımı yaparak, aktif öğretim kadrosuna katmaktır.

2. etapta öğretmen yetiştirecek olan akademik eğitim programlarını gelecekteki meslek olasılıklarına göre yeniden reformlar yapılarak nitelikli kadroları yetiştirmek ve orta vade programlarında bazı kurumları kapatmak ve istihdam politikalarını hızla revize etmekten geçer.

Çünkü sınıfta boş kalan öğretmenin de, öğretmensiz kalan öğrencinin de suçu yok.

Ama şöyle değerlendirelim. Devlet istihdam merkezimi? Bir özel sektör düşünelim..80 bin kişiyi istihdam edelim. Her ay parasını verelim. Bu sürdürülebilir bir faaliyet olabilir mi?

Olmaz..

Bunun maliyetine halk daha fazla katlanamaz.

Yanlış hesap sınıfa kadar gelmişse, artık tahtaya bakıp “Eğitim öğretime hazırız” demenin hiçbir anlamı yoktur.