CHP il başkanı Sinan Özkar, 'demokrasi' diyordu.
Erdal Çakıcıer parti içi, 'demokrasinden' söz ediyordu.
Metin Tomsuk parti içi 'demokrasi' diyordu.
İlker Özokçu parti içi demokrasi diyordu.
Gaye Usluer listelerde yer almayınca 'parti içi demokrasi' demeye başladı.
CHP'de herkes, parti içi 'demokrasi' diyor.
Ön seçim diyor.
Ama bir türlü gerçekleşmiyor?
Neden?
Çünkü samimi değiller.
Belediye başkanları partinin, iç işlerine karışmayız diyorlardı?
24 Haziran öncesi aday belirlemelerinde gördük...
Ne dediler ise, tersi oldu?
Burası CHP.
Demek CHP'de demokrasi falan yok!
KONGRELER?
CHP, Parti tüzüğü gereğince kongreler yapar. Başkanlarını ve yönetimlerini seçerler.
CHP'nin kadın kolları var.
Gençlik kolları var.
Kongrelerini yapıyorlar.
Başkanlarını seçiyorlar.
Yönetim kurullarını oluşturuluyorlar
Genel seçimler geliyor çatıyor. Görünürde aday adayları endam ediyor. Herkeste bir genel merkeze ulaşma çabası var. Adam aramaya başlarlar...
Halbuki onlarda kendi koltuk savaşında. Nedeni de belli. Listelerin ilk sıralarında yer alabilmek.
Koşturmaca dedikleri bu. Listeler kesinleşince, aday adaylarını bul bulabilirsen.
Ortadan kayboluverirler. Sanki yer yarılmış, yerin dibine girmişler.
Seçim çalışmalarında ortada hiç birini göremezsiniz... Çalışanlar, sadece partiye gönül veren CHP'den umut bekleyenlerdir...
Sonrası ne kadar çok koşturduk, çalıştık abi derler lafla…
Sonuç. Seçim gecesi er zaman olduğu gibihezimet.
Faturayı da seçmene keserler. Sanki seçmen onların tapulu malı. Onlar,vekil rozeti takacaklar. Seçmen de taşeron işçisi, onların kölesi. Böyle bir dünya yok!
GÖREVDEN AL, YERİNE ATAMA ÇÖZÜM OLMUYOR!
CHP' de değişimin önünde sürekli tıkanmalaroluyor. Nedeni de belli. Parti kitlelere ulaşamıyor. Parti içi dinamizmini kaybetmiş...
Parti içinde tıkanmaları aşmak için, dinamizm getirmek için Demokratik süreçler çalıştırılamayınca, çözüm bulunamayınca 'mevcut yönetimler görevden' alınıveriyor.
Gerekçeli yazılarda hep hazırdır.
Nedeni de, tüzüğümüzün maddesi gereğince diye başlar ve biter. O zaman kongreleri neden yapıyorsunuz?
Seçimlerden sonra, partilerde atanmış yönetimler politikada yer almaya başlar...
Değişimi böyle sağlayabileceklerini zannediyorlar.
Veya Genel başkanlar, asıl sorunun kendisinde olduğunu ret ederek, suçu yanındakilerine yükleme çabası güder. Sözde 'A' takımını değiştirmekle, çözüm olabileceğini zannederler.
İŞLER, ATAMA İLE GÖTÜRÜLÜYOR.
Atama sistemi, partilerin demokratik işleyişini zamanla bozmaktadır. Seçilen delegelerin de hiçbir anlamı kalmamaktadır. Delege, bu süreçleri kavradığında oyun içinde oyun kurgulamaya başlar. Delege,'oynar başlıklı tıraş bıçağı gibi, mafsallı' dönüşler yapmaya başlar...
CHP delegasyonu 'Fleksibil'gibidir. Budurum, geleneksel hale gelip kronik bir hal alınca, partilerin yapısı bozulmaya başlar.
Bu düzen 12 Eylüldüzenidir. Bütün partiler hep bir ağızdan Askeri yönetimlerin getirdiği siyasi düzene karşı çıkarmış gibi yaparlar ama şimdiye kadarda değiştirmemişlerdir.
Neden?
Çünkü bu düzen işlerine gelmişlerdir de ondan.
Seçimler öncesi kongreyle gelenlerin adaylık için istifa etmelerinin önüne geçilmesi gerekir.
Genelde ve yerel seçimler öncesi başvurulan bir yöntem haline geliyor.
Genel merkeze bir rica ile seçimlere 1 ay kala yönetimleri değiştirdiniz mi sorun kalmıyor!
Peki, neden görevden almalar veya atamalar oluyor?
Sorunun yanıtı belli.
Genel ve yerel seçimler aşamasında il, ilçe başkanlarını beklentileri var.
Belediye başkanı, Meclis üyesi veya milletvekili olmak.
Onun içinde görevden ayrılma zorunluluğu var.
Yönetim kurulu üyeliklerinden de ayrılanlar olunca da, yönetimlertoplantı yeter sayısına ulaşamıyor.
Yedekler geliyor.
İstifalar devam ediyor.
Ve sonunda,yeni bir atama yönetim seçimleri üstleniyor.
Sevabıyla, günahıyla.
Bu sağlıksız bir durum.
Sonra, faturayı yeni atanmış yönetimlere çıkartılıyor.
Bunu önlemenin tek çaresi var.
SEÇİMLER ÖNCESİ KONGREYLE GELENLERİN ADAYLIK İÇİN İSTİFA ETMELERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ GEREKİR.
Kongreyle yönetime gelenlerin hiçbir şekilde, hiçbir yere aday olmaması.
Bunun önlenmesi gerekmekte.
Başarısızlığın en önemli etkenlerinden biride bu. Çalışacak, koşturacak adam kalmıyor.
Herkes aday. Herkes ordinaryüs profesör.
BİREYSEL ÇIKARLAR HEP ÖN PLANDA.
Ben yoksam, diğerleride olmamalı.. Ana akım düşünce bu...
Yönetimlerin, 'bireysel çıkar amacı' ile kullanılmaması gerekir... Burnun ucunda birazcık peynir görenin kendisini mandıracı zannettiği bir alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerekir...
Nasıl önlenir?
Zor dostum çok zor...
Partilerin iç işi. Kimisi atar, kimisi satar...
Çalıştık ama, bu kadar oluyor!
CHP, 24 Haziran seçimlerde çalıştık, koşturduk diyor.
Sonuç belli. Milletvekili sayısı yediye çıkmış İKİ tane vekili zar, zor çıkartmışsın.
Üçün Bir'i gitmiş. Madem çok çalıştınız, koşturdunuz! O halde neden? Seçmen size oy vermedi? Suç seçmende mi, yoksa sizde mi?
CHP LAK LAK KULÜBÜ OLMUŞ...
İlk önce, partinin açık tutulması lazım.
Partinin,kapısını açacak, çayı demleyecek birilerine ihtiyaç vardır.
Kim olur?
İşi,gücü olmayacak.
Ekonomik durumu iyi olacak.
Yada,'boş gezenin tespih sallayanı' olacak!
Lak lak etmeyi sevecek bir emekliyi buldunuz mu partiyi bekler.
Yönetime de aldınız mı işiniz garanti.
Nöbet, kutsal görev! Partiyi bekleme memurluğu!
Çaycı Recai olmazsa vay halinize!..