Zafer Çatel yazdı.
Kuran bütün evlerde var.. Eskiden özel kılıf dikilir, duvara asılırdı.. Ara sıra açılıp YASİN okunulurdu.. Ölüm var ise, hatırlanırdı, sonra duvara asılırdı.. İçeriğini de kimse bilmezdi.Arapça olduğu için kimse okuyup anlamazdı. Merak edilip de yahu ilahi emirler bize ne diyor denmezdi?
Orijinal adı 'Mushaf' tır.
İslam inancına sahip birisinin temel sorunlardan biri de, Kur'an okumamasıdır..
DİYANETİN ARAŞTIRMASI..
Ülkenin yüzde 99'u Müslüman ama, Kuran'ı başından sonuna okuyup anlayanların oranı yüzde iki..
Diyanet'in araştırmasına göre yüzde 99'un yüzde ikisi.
Ne kadar acı bir tablo!
Sadece öpülüp başa konuluyor.. Gerisi? Yok.
İçinde ne yazdığını bilen de, anlayanda yoktu.. Yani kültürel-sosyolojik bir İslam anlayışı..
Adına da 'sunni' lik- selefilik deniliyor..
Ne demek olduğunu da kimse doğru dürüst ikna edici bir açıklama yapamıyor.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI BOŞUNA MI KURULDU?
Mustafa Kemal' in diyanet işleri başkanlığını kurmasıyla birlikte İslam dini biraz daha derli toplu örgütlendi. İşe temel den başlanıldı.. Kuran'ın, tefsiri, Türkçe meali yaygınlaştırıldı.. Ayetlerin anlamı artık güzel Türkçeyle, anlaşılır bir dille ifade edilmeye başlanıldı..
Atatürk bizzat bu konuda emirler verdi..
Tefsirler yapılsın..
Çünkü Mustafa kemal Kuran'ı ve ne demek istediğini çok iyi biliyordu.
Düşünün, Müslüman adam dindar, imanın şartlarına ve Allah'a inanıyor ama, ilahi mesaj olan Kuran'ı okuyup anlamaya çalışmıyor..
Böyle garip bir durum da var..
Kulaktan dolma bilgilerle yetiniyor. Hurafelere inanıyor. Mahalle mektebinde Arapça harfleri öğreniyor.
Elif, be, te…
Öğrenenlerde, Arapçasını okumaya çalışıyor. Yine de hiçbir şey anlamıyor..
Sadece okuyor, sözde Ramazan ayında 'hatim' indiriyor..
Onlarca kez.
Yine de, bir şey anlamıyor..
Anlamadan, bilmeden Müslüman olanlar kategorisinde yerini alıyor.
Çok şükür Elhamdülillah Müslümanım!
KUR'ANI OKUYORUZ AMA, ANLAMIYORUZ?
Okuyup anlamayınca nasıl bir Müslümanlık bu diye aklımıza geliyor değil mi? Peki, Arapça indirilen Kuran okunmayınca ne oluyor?
Hele bir de Arapça gramerini de düşünün. Tecvidini, talimini, dilbilgisi ve imla kurallarını..
Kuran okuma yarışmaları..
Bir de, şarkı-gazel okur gibi Kuran tilaveti okuyuşlarını. Hiç anlamadan bilmeden..
Müslümanlıkta geldiğimiz son nokta..
İşte Sünni İslam dedikleri, tarikat dedikleri 'yeni bir ruhban sınıfının' saptırılmış, dini ritüelleri..
Dinden ,imandan böyle çıklıyor işte..
Hristiyanlıkta da, Musevilikte de böyleydi..
Dinde bozulmalar sözde dini tekelinde tutan kesimler tarafından yapıldı..
İslam'da da böyle!..
Yüzlerce tarikat, onlarca mezhep. .Değişen hiçbir şey yok..
Bir de mezhepler haktır diyenler yok mu?
Vay halimize..
Sapkınlıklarımız veya cahilliklerimiz..
Müslümanlar, kuran okudular, namaz kıldılar, hacca gittiler, oruç tuttular ya?..
İnsanlar İslam dininin bunlarla sınırlı ibadetten ibaret sayıyor..
Bunları yaptın mı cennetin anahtarları hazır..
Vay Müslümanların haline vay!
PEKİ, YA DİNİN AHLAKİ BOYUTU!
Her gün bu soruyu kendimize sormalıyız..
Neden Hz. Muhammed?
Çünkü en güvenilir adam..
Bir devrimci..
Yüce Allah kendisini cehaleti ortadan kaldırmak için gönderdiği son elçi.
Tebliğci.
Bozulmuş, raydan çıkmış, ahlaksızlığın diz boyu olduğu, çürümüşlüğe karşı çıkan, bozgunculuk içinde olan topluma Allah'ın birliğini, tevhit inancını pekiştirmek, cahiliye devrini sona erdirmek için 'Rahman' tarafında için gönderilmiş bir beşer..
Hz. Muhammed Mustafa (S.a); Adalet dedi.. Eşitlik dedi.. Haksızlığa göz yumulmamalı dedi..
İnsanların toplum içinde eşit olduğunu söyledi.. Müşriklerin zulmüne karşı çıktı.. Kibrin kötü bir şey olduğunu anlattı..
Birbirlerini sevmelerini istedi.
Kur'an; İyi insan olmanın, hakkaniyetli insan olmanın, adil insan olmanın, başkasının hakkını yememenin yolu gösteriyordu.
Hak dinini anlattı..
Tam 22 yıl. Bıkmadan usanmadan. Mütevazı yaşadı. Ona ne köşkler, saraylar verilmek istendi..
Sadece vazgeçsin diye..
O Hakkın tebliğinden asla vazgeçmedi. Çünkü 'o' güzel ahlakla donatılmıştı..
Ahlak kurallarını önce kendi yaşamında uyguladı.. Kendini başkalarından üstün görmemiş, Kur'an'ın öğütlerini ve yasaklarını yaşamının her anında uyguladı..
Çünkü onun ahlakı bizler için en güzel örnek, onun yaşayışı, halleri, sözleri ve hareketleri en mükemmel modeldir. Peki, şimdiki zamane Müslümanları Peygamberimizin izinden, yolundan gidiyorlar mı?
Bir dokun bin ah işit!
Zamane Müslümanları maske takmışlar. En büyük maskeleri de başörtüsü.. Dinini pazarlanması. Muhafazakarlığın pazarlanması..
Kıçlarında daracacık kotlar, frapan elbiseler ve makyajlar, altlarında son model cipler, villalar, konaklar..
Tam bir materyalist yaşamı..
Ne din, ne iman..
Onların din dedikleri 5 yıldızlı otellerde, lüks menülerle donanmış masalarda, gösterişli iftar açmalar, politik konuşmalar yapmak üzere mikrofona gelen reislerini alkışlamalar yeterli..
İftar sofralarında politika olur mu diye sormayın..
Oluyor işte..
Oruçluymuş, değilmiş hiç önemi yok..
Yeni tip İslam anlayışı bu..
Bütün mesele, yalakalık veya yamaklık yapmak, düzenin nimetlerinde faydalanmak..
Atılan her iftirayı ,çamur, çılgınca kayıtsız şartsız alkışlamak..
Peki, nerede kaldı Müslümanlık inancı. Nerede kaldı Hz. Muhammedîn yolundan gitmek?
Bakın, Hz. Muhammed Mustafa Peygamberimiz ne söylemiş; 'Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim' …
Şimdi bu soruyu kendimize bir soralım?
EY! Müslüman geçinenler. Güzel ahlakınız var mı? Yok mu?
Aklınızı kiraya vermeden bu soruyu kalbinize sorun?
İnsan olarak onun hayatından alacağı sayısız fazilet ve güzellik yanında, kendi mesleğini ve toplumdaki yerini ilgilendirecek yüzlerce dersi de alabilir. Çünkü Peygamberimizin hayatı her yönüyle hepimize örnektir.
HZ ALİ, EBUZER,. Daha onlarca örnek var...
BUGÜNE GELELİM..
Müslümanlar 'Dinin ahlaki boyutunu unuttuk, konuşmaz olduk'.
Hal böyle olunca, dini camiye hapsettik. Namaz kıl, oruç tut, zekat ver, paran varsa hacca git, içki içme, kumar oynama, domuz eti yeme, adam öldürmek gibi, hırsızlık gibi, tecavüz gibi büyük suçları işleme..
Bu kadar mı?
Sonra ne yaparsan yap öyle mi?
İmar yolsuzlukları yap, birilerine özel rantlar sağla, devlette yolsuzluk yap, ihalede yolsuzluk yap, ormanları talan et, fakirin haklarını çiğne, taşeronların haklarını gasp et. Vergi kaçır, sigorta primlerini ödeme, bütçeleri har vurup harman savur. Esnafın ahilik geleneğini unutarak vatandaşı kazıklaması.
Kişisel menfaatler uğruna haksızlıklara ses çıkartmaması.
Diyanetin ayırımcı davranması. Din ulemalarının sessiz kalması. Daha yüzlercesi.
Listeyi uzatmak mümkün..
Şimdi Müslümanlara soruyorum. İslam Dininde bunların yeri var mı yok mu?
Müslümanlar ahlak boyutunu çoktan unuttular..
Kuran iyi insan olmamızın rehberi değil mi? Hz. Muhammed Mustafa bize iyi ahlak üzerine gönderilmedi mi?
Öyleyse nasıl bir Müslümanlık bu? Çünkü Allah'ın kitabını okumuyoruz. İslam'ı anlamak istemiyoruz. İşimize Kurandaki İslam anlayışı işimize gelmiyor.. Çakma Müslümanız..
Kadınlarımız, başlarına türban takınca, erkeklerimizde kafalarına sarık, birazda sakal da bırakınca işlem tamam.
Öylemi?
İslam adına maalesef yüzyıllardır yapılan bu.. Bu tür konulara girilemiyor. Lafı bile edilmiyor. Edenler var ise, Cüppeli meczuplar tarafından aforoz mekanizmaları hemen devreye sokuluyor..
İnançlar, politikaya nasıl alet ediliyor ve pazarlama aracı olarak nasıl? kullanıldığını bizim yaşta olanlar bilirler..
Ama, hiçbir zaman böylesine 'iğdiş' edilmemişti..