Eskişehir’i Oda seçimleri heyecanı sardı. Son olarak Kahveciler Odası Başkanlığı için kolları sıvayan isim Mehmet Karatay oldu. Sayın Karatay yıllarını kahvecilik mesleğine adamış ve camia içinde sevilen bir isim. Zaten nicedir kahveciler içerisinde değişim isteyen isimlerin ön plana çıktığını görüyorduk. Sayın Karatay başarılı olup, seçimleri kazanır mı? Bunu elbette bilemeyiz. Netice itibarıyla demokratik bir seçim yapılacak ve üyelerin istediği isim seçilecek. Ancak “Değişim” sloganıyla yola çıkan Mehmet Karatay’ın ciddi bir şansı olduğu kulaklarımıza geliyor.

ODALARDA SEÇİM HEYECANI

En sosyal odalardan biri kahvecilerdir. Eski kıraathaneler, şimdi kahvehane olmuşlar. Aslında Türkiye’de en çok çay içilir. Biraz daha modernleşince adları cafe oldu.

Onlarda mutasyona uğradılar..

Şimdi onların da oda seçimleri var..

Kahveci esnafı her dönem dertlidir. Pandemi döneminde çok sıkıntılar çektiler. Şimdi de sıkıntılar devam ediyor. Zira gerçekte zor bir esnaflıktır. Eskiden kahvehaneler emeklilerin mekânlarıydı.

Şimdi öyle değil..

Ömürlerini çay ocaklarında geçiren insanlar.

Kahvehaneler 40-50 yıl sosyalleşme mekanlarıydı.. Şimdi nerede? Emeklinin cebinde para kalmadı ki. Kahveye gittiğinde oyunda olan arkadaşları varsa yandan çarklı olurlar.

Kahveciler odası seçimlere gidiyor. Mehmet Karatay yıllardan beri aktif kahveciye yola çıkmış.

Karatay; Kahvecilik, sadece bir fincan çay ya da kahve satmak değildir. Bu meslek kültürümüzün geleneklerimizin, mahalle sıcaklığının ta kendisidir. Biz esnaf değiliz, aynı zamanda her gün binlerce insanla iletişim kuran, toplumun nabzını tutan, sorunları dinleye çözüm üreten insanlarıyız diyor. Bizler, birlik ve beraberlik içinde bu zorluklar içinde zorluklarında üstesinden geleceğiz diyor.

Zeki Çoban yıllardan beri oda başkanlığı yapan Zeki Çoban aday olmayacak.

Sağlık nedenleriyle yeniden aday olmayacağını söylemiş. Yerine önerdiği isim Ünal KIRLI’ yı desteklediğini belirtmiş..

Anlaşılan kongreye kadar başkan adaylarının kulisleri devam edecek.

BİR FİNCAN KAHVENİN 40 YIL HATIRI VARDIR.

Osmanlı döneminde, İstanbul'un dar sokaklarında küçük bir kahveci, her gün kapısından giren herkese sıcacık bir kahve ikram edermiş. Bir gün, varlıklı bir müşteri dükkâna uğrar.
Kahveci ona, tıpkı diğer misafirlerine yaptığı gibi, bol köpüklü bir fincan kahve sunar. İkili, kahvelerini yudumlarken uzun uzun sohbet eder. Bu samimi anlarda, kahveci hayatındaki zorlukları ve maddi sıkıntılarını anlatır.

Yıllar geçer, yollar ayrılır, ama o bir fincan kahvenin ve kahvecinin içtenliğinin hatırası, varlıklı müşterinin aklından hiç çıkmaz. Günün birinde, kahvecinin zor durumda olduğunu öğrenir ve vakit kaybetmeden yardımına koşar. Etrafındaki meraklı gözler, neden bu kadar çaba sarf ettiğini sorunca, o sadece gülümser ve der ki:

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.”