Memura zam oranını belirlemek üzere dördüncü kez toplanan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu 2026 ve 2027 için zam oranlarına karar verdi…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, üçüncü ve son teklifinde sendikalara 2026 yılı için ilk altı ay %11, ikinci altı ay %7; 2027 yılı için ilk altı ay %4, ikinci altı ay %4 oranında artış teklif etmişti…
Kamu sendikaları bakanın teklifini kabul etmeyince yasa gereği nihai karar Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na bırakıldı. Hakem Kurulu 4. Toplantısında memurların zam oranlarını belirledi…
Memur ve memur emeklilerine 2026 yılının ilk altı ayı için % 11, ikinci altı ayı için ise % 7 zam yapılacak…
Hakem Kurulu, bakanın sendikalara sunduğu teklifte bir değişiklik yaptı. O da 2027 yılının ilk altı ayı için zam oranını yüzde 4’den yüzde 5'e çıkarıldı…
Memur sendikalarının değil iktidarın isteği oldu…
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun belirlediği zam oranlarına kamu çalışanları sendikaları tepki gösterdiler…
“ADALETTEN UZAK”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, refah payı ve taban aylığa zam olmadığını belirttiği teklifin "adaletten uzak" olduğunu ve bu teklifi reddettiklerini söyledi…
Yalçın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile uzlaşmazlık öncesi yaptığı görüşmede, taban aylığın, emeklileri de ilgilendirdiği için, en önemli taleplerden biri olduğuna dikkat çekmişti…
Yalçın, ‘Aile Yılı’ kapsamında, "çalışma hayatındaki hakların günümüz ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerektiğini" de söylemişti…
“MEMUR VE EMEKLİ ALDATILDI”
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun 2026 ve 2027 yıllarında kamu çalışanlarının alacakları zam oranlarını belirlemesine tepki gösteren Hür-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, "Karar, milyonlarca memur ve emeklinin beklentilerini boşa çıkarmıştır. Yetkili sendikaların sahnelediği 'çekildik' tiyatrosu, kamu çalışanlarını açıkça aldatmış, süreç bir kez daha iradesizliğin gölgesinde şekillenmiştir. Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in 'Hakem Kurulu’ndan çekiliyoruz' açıklaması baştan sona bir oyundur. Eğer çekilmeleri karar alınmasına engel olsaydı, ortalığı ayağa kaldırırlardı. Ancak suskundurlar. Çünkü ne iradeleri vardır ne de dertleri memurdur. 'Çekildik' tiyatrosu sahnelenmiş, milyonlarca kamu çalışanı aldatılmıştır. Toplu sözleşme masası bir kez daha iktidarın sahnesine dönmüş, yetkili sendikalar da figüranlık yapmıştır. Zam oranlarının TBMM’de görüşülmesi ihtimali bile ortadan kaldırılmış, memur ve emeklinin kaderi Hakem Kurulu eliyle mühürlenmiştir. Kamu çalışanları bu süreçte en doğal haklı taleplerini dile getirmiştir: 'Hakem Kurulu’na katılmayın, bırakın karar TBMM’ye gitsin. Biz her sonuca razıyız; siz de birkaç ay daha mücadele edin, bizleri gündemde tutun.' Ama bu sese kulak verilmemiştir. Çünkü yukarıdan gelen emir açıktır: 'Oturun oturduğunuz yerde'. Bugün geldiğimiz noktada; memur ve emekli tarihin en büyük kaybını yaşamıştır, yetkili sendikalar iradesizliğini tescillemiştir. Kamu çalışanları açıkça ihanete uğramıştır. Yüzde 1’lik artış uğruna oynanan bu tiyatro, yalnızca bir ekonomik kayıp değil, aynı zamanda bir onur kaybıdır” diyerek Memur-Sen ile Kamu-Sen’i eleştirdi…
“EMEKÇI VE EMEKLI BIR KEZ
DAHA SEFALETE ITILDI”
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Dört milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon emekli bu üçlü yapının ürünü olan sözde 'toplu sözleşme' ile bir kez daha sefalete, yoksulluğa ve güvencesizliğe itilmiştir" diyerek Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun verdiği zam oranlarını eleştirdi…
Koçak, "Kamuoyunun gözleri önünde tartışıyormuş, kavga ediyormuşçasına görüntü verenler perde arkasında kamu işvereni-icazet sendikacılığı-hakem ittifakını oluşturmuştur. Bu üçlü ittifak sonuç vermiş; 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon emekli bu üçlü yapının ürünü olan sözde 'toplu sözleşme' ile bir kez daha sefalete, yoksulluğa ve güvencesizliğe itilmiştir” dedi…
"DANIŞIKLI DÖVÜŞ OYUNU"
Masada 'yetkili' sıfatı ile oturan konfederasyona ve sendikalara tepki gösteren Koçak, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Hakeme biz başvurmuyoruz. Ama kamu işvereni başvursun' deyip ardından kamu işvereni başvurduğunda hem Hakem Kurulunun en az 8 üye olmadan toplanmayacağını hem de hakemden çıkacak kararı çok iyi bilmelerine rağmen, koşa koşa hakeme gidenler danışıklı dövüş oyununda ne kadar ustalaştıklarını bir kez daha ispat etmiştir. Hakeme koşa koşa gidenler 'Uzlaştığımız 58 maddenin ortada kalmaması için mecbur kaldık, sorumluluğumuz gereği hakeme üye gönderdik' demişlerdir. Ancak Resmi Gazete de yayımlanan Hakem Kurulu kararı bu gerekçenin koskoca bir yalandan ibaret olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hakem süreci başlamadan 19 Ağustos 2025 tarihinde, heyet başkanlarının imzası ile tutanağa bağlanan söz konusu 58 maddenin tamamı Hakem Kurulu kararına olduğu gibi yansımıştır. Ancak toplam 68 maddeden oluşan Hakem Kurulu kararında Memur-Sen'in haftalar önce kamuoyu ile paylaştığı başta kira yardımı, kreş yardımı, giyecek ve yiyecek yardımı, bayram ikramiyesi verilmesi, eş, çocuk, doğum, evlenme, doğum yardımlarının arttırılması olmak üzere paylaştığı onlarca tekliften, talepten eser yoktur."
KURULA ÜYE VERMELERİ YANLIŞTI
Hakem Kurulu başkan dahil en az 8 üyenin katılımı ile toplanır. 8 sayısı toplanma için aranan asgari şarttır. Ancak Kamu Hakem Kurulu toplantı başladıktan sonra toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alır. Burada bir sayı şartı yoktur. Dolayısıyla Memur-Sen ve Kamu-Sen toplantıya üye verip, 8 yeter sayısına ulaştırdıkları Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun karar aşamasında "Ben Hakemden çekiliyorum, oy kullanmayacağım" demesinin hiç bir karşılığı yok. Aslında bunu Kamu-Sen’de Memur-Sen’de çok iyi biliyor…
“8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin beklentilerini karşılamadığını” söylemlerine kamu çalışanları inanmıyor…
Oysa Kamu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na üye vermemiş olsalardı son kararı TBMM Genel Kurulu verecekti…
Belki TBMM’den farklı sonuç çıkabilirdi…
* * *
Temmuz ayı enflasyonu resmi verilere göre yıllık bazda yüzde 33,5 oldu. Bağımsız araştırmacılar ise bu oranı yüzde 65 olarak açıkladı…
Türk-İş'in yaptığı araştırmaya göre, Temmuz 2025'te Ankara'da yaşayan 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 26 bin 413 TL, yoksulluk sınırı ise 86 bin 36 TL…
Kamu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu üyeleri, bu rakamları görmezden geldiler…
Temennimiz 2026 ve 2027’de enflasyonun Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanın açıkladığı rakamlara düşmesi…
Sadece enflasyonun düşmesi değil çarşı-pazardaki fiyatların düşmesi önemli…
Memur, işçi, emekli aldıkları maaşlarla ay sonunu getiremiyor…
Bankalardan “taksitli nakit avans” çekenlerin sayısında geçtiğimiz yıllara oranla ciddi artış var…
Neden?
Aldığı maaşla yetinemeyen insanlar yüksek faiz oranlarına rağmen bankalardan nakit avans çekerek evinin çarkını döndürmeye çalışıyor…
Bu nedenle enflasyonun düşmesiyle birlikte çarşı-pazardaki fiyatlar düşer, halkın alım gücü yükselir, açlık ve geçim sıkıntısı ortadan kalkarsa işte o zaman hanelere refah gelir…
İşte o zaman memur ve memur emeklileri imzalanan toplu sözleşmede hak kaybı yaşamazlar…
* * *