ECEVİT 12 Eylülden sonra CHP ile yollarını ayırmıştı. Partinin üst kurultay delegelerinin çağrılarını elinin tersiyle itmiş yeni bir partinin kurulması için çaba gösteriyordu.
ARAYIŞ derginin bu amaçla çıkarmıştı.
Türkiye'nin en üst seviyedeki entelektüelleri katkı veriyordu.
CHP Ecevit'in gözünde, gönlünde bitmişti.
Yeni bir çıkış yolu arıyordu.
İskandinav tipi bir demokratik sol hareket. İçinde köylü ve işçilerin olduğu. Sermaye sınıfının olduğu, işçi ve köylü yatırım fonlarının ekonomiye katkı verdiği, kooperatifçiliğin desteklendiği ama sosyal piyasa ekonomisinin işlediği bir model.
Kamucuydu ama bunların reformize edilerek ekonominin koşullarına göre yeniden ihracata yönelik bir kalkınma modeli önermesi vardı.
Aslında post modern KEYNES ekonomik politikayı benimsemişti.
****
Maliye politikalarının iki yanı çok önemlidir.
Gelir ve giderlerin denkliği..
Cari açık...
İthalat ve ihracat arasındaki negativ veya pozitif fark..
Dış ödemeler dengeleri gözetilip üretim ekonomisini savunuyordu. Planlı ekonominin yatırımların verimli olacağını düşünüyor ve plan mı pilav mı diyenlere karşı çıkıyordu.
Ecevit, 24 Ocak kararlarına karşı çıkmış ve bu kararların insanları yoksullaştıracağını söylüyordu, yazılar yazıyordu.
Özgürlükçü-katılımcı-örgütlü bir toplum düzeni savunuyordu. ECEVİT çok okur, araştırır, çevresinde çok önemli bilim insanları ile fikir münazarası yapardı.
Samimi bir, ATATÜRKÇÜ' ydü..
Devrimciydi.
Sosyal demokrasi tanımlaması yerine, demokratik sol tümcesini kullanırdı. Sosyal demokrasiyi eleştirirdi. İkisini aynı kefeye koymazdı.
Model belliydi.
İskandinav tipi katılımcı demokratik sol yönetim modeli.
CHP ise, onun için ömrünü tamamlamıştı. CHP bürokratik oligarşik düzenin savunucusuydu. Kitlelere ulaşamıyordu. Oligarşik düzenin bürokratik partisiydi.
ECEVİT hayalciydi.
Türk toplumunun sosyolojisini bildiği halde, doğru tanılar koyamamıştı.
Toplumsal yapı çok dinamikti.
12 Eylül ise, neo-liberal sistemin bekası için NATO tarafından planlanmış emir komuta zinciri ile yaptırılmış bir Faşist darbedir.

MAVİ GÖMLEK VE GÜVERCİN BAYRAĞI...
Bir zamanlar Ecevit' lerin DSP' si vardı. Çok zor kurulan teşkilatları Rahşan Ecevit yönetiyordu. DSP' de aday listelerini zaten RAHŞAN hanım belirlerdi... Ben listeyi yazdım oldu, bitti derdi...
Kimsenin de itirazı olamazdı.
İtiraz edenlere kapı gösterilirdi...
Güle güle...
Zira üyelik kayıtları 'KAYIT DIŞI' yapılıyordu.
Bir zamanlar parti içinde, bir avuç demokrasi isteyenler vardı. Edirne milletvekili Erdal Kesebir 'çile çiçekleri' hareketini örgütlemişti. Kral çıplak dedi... Partiden çok hızlı bir şekilde uzaklaştırıldı ve ihraç edildi.
Çile çiçekleri hareketi başlamadan sararıp soluverdi.
Ne demokrasisi?
****
DSP Eskişehir de 1986 yılındaki teşkilatlanması çok zor oldu. Herkes politikadan kaçıyordu, kaçıyordu. Göksu' iş merkezinin 4.katında küçük bir büro. Bir masa 6 sandalye ve telefon.
12 Eylül geçmiş toplumun üzerinden.
7 cengaver görevi üstlenmişler..
Bülent Dede, saatçi Nuri, Ahmet Könkent toplam 7 kişi.
Hepsi politikanın dışından isimler.
Ecevitler demişti ki sakın ha. CHP' den, SHP' den, eskilerden hiç kimseyi almayacaksınız!
Yıl 1986.
Sadece mavi güvercinli bayrak sallanıyordu.
Kamuoyunda, Ecevitlerin partisi olarak anılıyordu.
Karı-koca partisi.
Özal, el altından da Ecevit'i destekleniyordu ..Ecevit , SHP'yi yerden yere vuruyor onları, teröristlerle işbirliği yapmakla suçluyordu..
Ecevitler kürt sorunu yoktur güney doğu sorunu vardır diyordu.
****
1995' seçimlerinden hemen önce bizim Ahmet Tekeli, Hakan Geçer, Nedim Çekim, Hayati Namal ve arkadaşları, DSP genel merkezine bir otobüs tutarak gitmişlerdi. Organizeyi yapanların başında Ecz. Yıldırım Kılıççıoğlu geliyor. Otobüslere doldurulmuş ver elini Genel merkez.
Genel merkez in Bahçeli evlerdeki Parti binasının önünde bağırmaya başlamışlar. Tabanın istediği adaylar listelere alınsın. Türkiye'nin her yerinden Partililer yöneticiler bir avuç demokrasi istiyoruz! Sen misin bunu diyen ECEVİT merdivenlerden ağır ağır inerek, 'beni askerlerin postalları bir şey dikte ettiremediler siz kim oluyorsunuz?' Diyerek çıkışmış.
Rahşan Hanım, oy' u siz değil, Bülent Ecevit alıyor demiş ve herkes kıçının arkasına bakarak Eskişehir'e dönmüşler.
Gel buradan yak!.
Yahu Ahmet. Ben size, gitmeyin yapmayın demedim mi. Dedin. Peki, neden gittiniz? Vallahi seni dinlemedik, dolmayı da yedik.
Yaaa. İşte böyle. Dolmayı yememek lazım.
Sonra?
95' de iki vekil.
MAHMUT Erdir, Necati Albay.
İkisi de tombaladan vekil...
Harcanan önemli bir isim Sadi Nebrekli...
Listeye bile alınmamış.
1994 de masa başında kaybettirilen Sadi Nebrekli 1995 milletvekili adayı olarak müracaat eden Sadi Nebrekli listeye bile alınmamıştı.
Rahşan Ecevit bozuk para gibi harcayıvermişti?
Neden?
Burası çok önemli!
Çünkü siyasette altın kural, 'çok bilgili ve nitelikli, donanımlı olmayacaksın'!.
Toplumsal yapıya bir bakın.
Kimleri? tercih ediyor.
1999' da 3.vekil. İlavesi Mail Büyükerman.
2002' de sıfır vekil.
(Devamı var..)
Çin atasözü der ki; Öküzün süt vaadine kananlar tez zamanda inek gibi sağıldıklarını anlarlar!