Tarihe 28 Şubat 1997 kod adı post modern darbe olarak geçti. Jenerik senaryosu hazırdı, çekim senaryosu ile sahne, sahne çekimleri yapıldı. Sonra vizyona sürüldü.
Askerler her şeyi çok iyi bilirler ya!
Halaskar-ı zabıtan sınıfından görürler kendilerini.
Lâklik elden gidiyor diye senaryo gereği tuşlara basıldı. Türkiye’de hiçbir zaman laik bir Cumhuriyet kurulamadı ki bunu bile idrak edememişlerdi.
Sadece ilan edilmişti.
Demokrasimizde öyle.
BÇG KURULDU
MGK kararları doğrultusunda BÇG gurubu kurulmuştu.
İşe, Üniversite rektörleri devreye girdi. Başörtü meselesi bir siyasal simge haline getirilince, kutuplaşmalar suni olarak köpürtüldü.
Yargı devreye sokuldu.
Savcılar devreye sokuldu.
Medya devreye sokuldu.
SENARYOLAR PİYASAYA SÜRÜLÜYORDU
Ellerinde asaları ve değişik giyim-kuşam tarzları ile dikkat çekiyordu. Aczimendilerin lideri Müslüm Gündüz verdiği demeçlerinde cumhuriyet değerlerine saldırıyor ve laikliği yerden yere vuruyordu.
Yıl 1997 yılıydı.
Her gün haberlerin en başında ya Ali Kalkancı ya da Müslüm Gündüz Fadime Şahin haberleri uzun uzun görüntülerle birlikte veriliyordu.
İşte bu görüntülerin ardından açığa çıkan seks skandalıyla bir tarikat lideri genç güzel bir kadınla yataktayken, polis tarafından basılıyor ve televizyon kameralarının ışıkları altında yaka paça alınıyordu.
PROFESYONEL BİR ALGI YÖNETİMİ
Olayın kahramanı Fadime Şahin, o günden sonra kanal kanal dolaşıp bir yandan tarikat şeyhlerinin şehvet tuzağına nasıl düştüğünü anlatmaya, bir yandan da kendisi gibi dini bütün Müslümanları din bezirgânlara karşı uyarmaya başladı.
Ben dindar bir insandım, din duygularım sömürüldü diye başlıyor sözlerine…
Mahkemedeki sözleri dikkat çekiydi. O zamanlar mahkemelerde görüntü almak serbest olunca, davalık olan cinci Ali Kalkancı sinek kaydı tıraşı ve takım elbisesiyle, Fadime Şahin’in iddialarına bıyık altından gülüyordu..
SENARYO EZBERLETİLMİŞ
Fadime’ye göre, Ali Kalkancı adlı Şeyh kendisini kandırmış, önce imam nikâha kıymış, sonra nikâhı bozmuştu. Fadime bunalıma girmiş, yardım etsin diye Müslüm Gündüz’e gidince, bu kez de onu kamuoyu bu ibret dolu dramı, ekranları başında nefesini tutarak izliyordu.
Başörtülü bir kadın, Şeyhler(!) ile uygunsuz yakalanıyor. Ve benim hayatım mahvoldu diye, bütün TV ekranlarında bağırıyordu…
Tarikat şeylerinin adlarının seks skandalına karışması tabi dolaylı şekilde Refahyol koalisyonunu hedefliyordu. Topluma da böylece, Erbakan Hoca iktidarda kalırsa, Türkiye tam da böyle olacak subilimine mesajı veriliyor.
SENARİSTLER GURUBUNUN İÇİNDE KİMLER YOK Kİ
Sonra anlaşıldı ki, bir senaryo hazırlanmış. Bu işlerin içinde SİSİ denen transseksüel var, JİTEM var, iş adamı var, alkolik bir pavyon müdavimi ve var ve pavyonda konsomatrislik yapan kadın var.
Ve bunları yönlendiren asker ve polisler var.
Sonra balyoz davalarında bunları yapanların, FETÖ’ cü oldukları ortaya çıkıyor.
BİR PORTRE “YALIM EREZ” ROL İSTİYOR
1997'deki 28 Şubat sürecinde aktif rol biçilen Yalım Erez, 1995 seçimlerinden sonraki bütün koalisyon hükümetlerinin kurulmasında ve bozulmasında etkin rol oynayan günün şaklabanı.
Mesut Yılmaz-Tansu Çiller arasında yaşanan kişisel tartışmalar nedeniyle, ANAYOL hükümetinin ömrü uzun olmadı ve hükümet yıkıldı.
Erez’ de böylece amacına ulaşmış oldu.
Yalım Erez, bu kez Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasında bir koalisyon kurulması için devreye girdi. Tansu Çiller'i RP ile koalisyon kurmaya ikna etti.
Erez, yeni kurulan hükümette de, Sanayi Bakanı olarak görevini yürüttü. Erez, REFAHYOL hükümeti döneminde, Erbakan'la en iyi geçinen DYP'li bakan olmasıyla dikkat çekti.
Bukalemun.
BALANS AYARI YAPILIYORMUŞ
Necmettin Erbakan'ın başbakanlığında kurulan REFAHYOL hükümetinin, kurulduğu andan itibaren askerle yıldızı barışmadı. Askerler, sürekli Erbakan hükümetine, dolaylı müdahalelerde bulundu. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, Sincan'da tankların yürütülmesini 'balans ayarı' olarak nitelendirmişti.
Hükümetle asker arasındaki gerilim 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısında zirveye çıktı. Askerler, hükümete o meşhur 28 Şubat bildirisi ile ilan edilen maddeleri dayattı.
Yalım Erez, 28 Şubat bildirisinden sonra, bu kez de, kurulmasına katkı verdiği hükümetin yıkılması için harekete geçti.
SÜLEYMAN DEMİREL DEVREDE
Süleyman Demirel'in yönlendirmeleriyle hareket eden Yalım Erez, "Bu hükümet, ülkedeki gerginliğe çözüm getiremez. Vakit geçirmeden geniş tabanlı yeni bir hükümet kurulmalıdır" diyerek hükümetten ayrılmayı önerdi.
Erez, DYP'den istifa eden ilk bakanlar arasında yer aldı. DYP' yi bölen Hüsamettin Cindoruk'un, DTP 'sine katılmayan Erez, yeni hükümet için çalışmalarını sürdürdü. DYP'nin parçalanmasında aktif rol alan Erez, yeni hükümet tamam açıklamalar yaparak, hükümetin üzerindeki istifa baskılarının artmasına imkân sağladı. REFAH-YOL' un istifasının ardından, yine Mesut Yılmaz'ın başbakanlığında kurulan hükümette, Erez, bağımsız milletvekili olmasına rağmen bakanlık koltuğunu korumaya devam etti.
BAŞBAKANLIK RÜYASI GERÇEKLEŞMEDİ
Yalım Erez'in ihtirası başbakanlık yapmasına yetmedi. Türk bank skandalı yüzünden Mesut Yılmaz hükümetinin düşmesini fırsat gören Erez, bu kez başbakanlığa soyundu.
YALIM EREZ TURLAR YAPIYOR.
28 Şubat sürecinde başrol oynayan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini Yalım Erez'e verdi. Erez için, beni sırtımdan hançerledi diyen Tansu Çiller, Erez'in başbakanlık hevesini kursağında bıraktı. Köşk'e cebinde hükümet listesiyle çıkan Erez, Tansu Çiller'in son dakika çalımıyla yıkıldı. Çiller, ülkeyi seçime götürmesi için DSP lideri Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulacak azınlık hükümetine destek vereceğini açıklayınca, Erez'in hükümet kurma hayali suya düştü.
YALIM EREZ NE HALLERE DÜŞÜRÜLDÜ!
Gaza getirildi. Kendisine olağanüstü güçler vehmedildi. Sen çok değerlisin dediler ona. Kendisi de farkında değildi. 'Yaşasın yeni kral' dediler. Demirel'e yakınlığı avantaj sağlıyordu. Demirel, Yalım Erez başkanlığında bir hükümet kurdurup hem hükümeti, hem de, DYP'yi yönetecekti. Böylece Yalım Erez'in, 28 Şubat sürecindeki başbakanlık sevdası da siyasi yaşamıyla birlikte tarihe gömüldü.
Araştırma komisyonu kuruluyor.
TBMM DARBE VE MUHTIRALARI ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMUŞTU
28 Şubat'ın tanıklarından Yalım Erez’i dinledi.
Açıklamasında, ''Bu sürece gelirken siyasilerin yapmış olduğu hataların bir şekliyle bu duruma davetiye çıkardığını, siyasilerin bu tür yanlışlıkları bir daha yapmaması gerektiğini'' söylüyordu.
Şimdi yapılanlara bir bakın. Bir yerlerden hatırlıyor musunuz? CHP’ ye yapılanlar neyi çağrıştırıyor. Sanki 28 Şubatın bir kopyası gibi değil mi?
Peki, soru şu? 28 Şubat olmasaydı AKP olur muydu?
28 Şubat davası hükümlüsü generallerin kalan cezaları affedildi