Rabbimizin yapılmasını emrettiği şeylerde kullar için büyük faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu kaçınılmaz bir hakikattir. İslam alimleri öteden beri orucun hikmet ve faydaları noktasında kafa yormuşlar, Kur'an ve sünneti merkeze alarak konu ile ilgili tespitlerini ortaya koymuşlardır. Oruç ibadetinin de maddi manevi bir çok faydası vardır. Bu hususu “Ruha deva, bedene şifa oruç ibadeti” şeklinde ifade etmemiz de mümkündür.
Ramazan ayı, Müslümanlara Allah’ın emirleri karşısında sorumluluk bilincine yani takvaya erişme fırsatı sunar (Bakara 2/183–184). Müminlere kimlik kazandırır, “kamil bir mümin” olmanın yollarını gösterir. Ramazan'ın gelişiyle birlikte insan, daha fazla ruh ve daha az bedenden oluştuğunun farkına varır. Zira kişi bedenin hazzını aşan bir maneviyata sahiptir. Bu sayede hissiyatı kuvvetlenir, basireti keskinleşir. Oruçta beden susturulur, ruh konuşur. Ruh, bedene öncülük eder, beden oruçla terbiye edilen ruha tabi olur.
Günümüzde her şeyin bu denli ulaşılabilir olduğu dijital çağda, insanın sınır tanımayan isteklerinin ötesine geçerek nefsine gem vurabilmesi hiç kolay değildir. Bunun için oruç insanı, “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir” (Şems 91/9) ayetinin sırrına erdirir. Yine oruç tutmakla insan, ‘gösteri çağında görünür olmak’ bu denli cazip iken, oruç tutarak kimsenin haberi olmadan görünmeyen bir âlem için eylemde bulunmaktadır. Bu bağlamda Rabbimizin “Oruç benim içindir” buyurması ve mükâfatını kendisinin vereceğini bildirmesi dikkat çekicidir (Müslim, Sıyâm, 163).
“Oruç bir kalkandır. Oruçlu, saygısızlık yapmasın, ahlâksızca konuşmasın. Eğer biri kendisiyle itişmeye ve dalaşmaya kalkışırsa iki defa, ‘Ben oruçluyum’ desin...” (Buhârî, Savm, 2) uyarısıyla Hz. Peygamber (s.a.v.), orucun ruha deva olmasını kalkana benzetmesiyle açıklamıştır; kalkan, nasıl ki savaşta askerleri düşmanın ok ve kılıç darbelerine karşı koruyorsa, oruç da sahibini öyle muhafaza eder. Üstelik sadece dışarıdan gelecek saldırılara karşı değil, kendi nefsinden ve şeytanın vesveselerinden de onu korur. Bu hassasiyetle oruç tutan kişi dünyada günah ve kötülüklere, âhirette ise cehennem azabına karşı korunmuş olacaktır. Oruçlu, kalkanı öncelikle kendi elinden ve dilinden sadır olabilecek yanlış tutum ve davranışlara karşı kullanacaktır. Bu nedenle kimseye karşı kaba davranışlarda bulunmayacak, cahil ve zorba tutumlar içine girmeyecektir. Şayet bir başkası ona sataşır, kavga ve dövüş edecek olursa, bu defa da oruç kalkanını ona karşı kullanacaktır. Çünkü böyle davranmak zor olsa da, öfkeyi yenmenin ve yanlış yapana iyilikle karşılık vermenin bir şeklidir.
Oruç ile direnç ortaya konur. Oruç, nefsin isteklerine uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir.
Esasen kişinin yaşam boyunca başarılı olabilmesi, ibadet ve sosyal hayatındaki alışkanlıklar için şüphesiz irade eğitimi önem arz eder. İbadetler hemen hemen bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz etmektedir. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır.
Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Oruçlu kişi, var olandan vazgeçmeyi öğrenir; yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık israf edemez olur. Nimetin kadrini bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır; hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile olduğunu anlar.
Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. İnsanın, vücudunu diğer canlılardan daha farklı olarak madde ve mananın ahenkli bir birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar. Allah Rasulü’nün, “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” (Taberânî, Mu’cemu’l-Evsat, VIII,174) sözünü teyit edercesine bedeni sağlık bulur. Bu yönüyle oruç, beden için de şifa kaynağıdır...

Mehmet KELEŞ
Dini İhtisas Merkezi Müdürü

MEAL OKUYORUM

O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor, güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu göstermesinden ötürü Allah’ı tazimle anmanız için ve şükredesiniz diye (uygun hükümler gönderiyor).
(Bakara 2/185)

HER GÜNE BİR HADİS

"Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır; birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”
(Buhari, Savm 9; Müslim, Sıyam 163)

GÜNÜN DUASI

"Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım ve sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım ve Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla!"

BİR SORU-BİR CEVAP

Ramazan’da oruçlu iken gündüzü uyuyarak geçirmenin oruca zararı var mıdır?
Orucun sahih/geçerli olması için, “oruç tutmaya niyet etmiş ve orucu bozacak şeylerden kaçınmış olmak” şarttır. Gündüzleri az veya çok uyumak, orucun sıhhatine zarar vermez. Bununla birlikte orucun vereceği sıkıntılardan uzak kalmak ve onları hissetmemek kastıyla, gerekli olmadığı hâlde Ramazan günlerinde uzun süreli uyumanın, orucun hikmetiyle bağdaşmayacağı da unutulmamalıdır.
(DİYK, FETVALAR)