CHP’nin en başarılı il başkanı..
Büyükşehirlerdeki en genç il başkanı.
ES TV’de yayımlanan Soruyoruz program konuğuydu. Uzun uzun anlattı. İddialarını ortaya koydu.
Her ay 1000 üye hedefini genel merkez koymuş. Ne güzel!
Yani toplamda 50 bin üye garanti.
Performans üye sayısı ile ölçülecek. Nicelik.
Peki ya nitelik?
CHP’nin en temel sorunu?
Şimdilik önemsiz…
Aman canım boş var. İşi skora bağlayalım anlayışı. Bunu en iyi AK parti yapıyor.
Ne diyor? Türkiye’nin en çok üyesi olan parti AK Partidir diyor. Ama şunu unutuyor. Üye sayısı ile aldığı oy arasındaki analizler korelasyon ilişkisi bunu doğrulamıyor..
Eğer öyle olsa idi yerel seçimlerde mağlubiyet almazdı. Ama yine Türkiye’nin en büyük partisidir..
Bunu unutmayın.
İspanya’da Franko’nun Movimiento, faşist partisi en çok üyeye sahipti.
Portekiz Antonio de Oliveira Salazar yönetimindeki Estado Novo (ulusal birlik) partisi en çok üyeye sahipti.
İtalya’da Bettino MUSSOLİNİ yönetimindeki Partito Nazionale Fascista partisi en çok üyeye sahipti..
Almanya Adolf Hitler yönetimindeki Nasyonal alman sosyalist partisi en çok üyeye sahipti
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi olarak iktidara gelen parti 1918 yılında Komünist Parti adını aldı. SSCB’nin en çok üye sahip partisi komünist partisiydi..
Çin de MAO Zedung yönetimindeki ÇKP de öyle.
Böyle yüzlerce örnek vardır.
Anlatmak istediğim partilerin üye sayısı ile değil, kadrolarındaki nitelikli insan gücüyle değerlendirilir.
Çünkü kadrolar devleti yönetecektir.
Eğer bir parti üye sayısının artırmasını istiyorsanız niceliğe değil, liyakat ve nitelikleri ile deneyime önem vermelidir.
Günümüzde demokrasinin çıkmaz sokaklarda gezindiği bir dönemde partiler demokratik olmak zorundadır.
Kendi için de de demokrasiyi işletmek zorundadır.
Bu açıdan bakıldığında partiler 12 Eylül düzenin ürünüdür ve hepsini örgütlenme biçimi aynıdır ve faşist bir model uygulamasıdır. Şimdi siz istediğiniz demokratik partiyiz deseniz de aslında faşist bir örgütlenme modelidir bu…
Yani totaliterdir…
Bu durumda ülkede demokrasi hayalleri çok kürarasınız.
CHP de bu oyuna dâhildir ve gümümüzün dünyasına da hiç uyuşmayan bir yapı sürülebilir değildir. Maalesef tüzük dediklerinde ise yönetimler işlerine geldiklerinde tüzük derler, işlerine gelmediklerinde ise yürütme kurulu kararı derler. Bazen genel başkan PM’ de aldığı yetkiyi kullanırlar… o kadar çok amaları vardır ki; işine nasıl gelirse onu yaparlar..
Tıpkı anayasamızdaki uygulamalardaki amalar gibidir..
Ve amaları çoktur.
Tıpkı anayasamız gibi. Uygulanmayan
Bunun ilk adımı tabandan başlar.
Yani ilk kademede ilçe ve il yönetimlerine

KLASİK BİR ERGENLİK HASTALIĞI “ÖN SEÇİM”

Siyasetin ergenlik döneminde, “ön” seçim lafları enflüanza halini alır... Çok arkadaşımda bu hastalığa yakalanmıştır... Enflüanza CHP’de kronik bir hal almıştır.
Ön seçim, ön seçim yapılmalı. Bütün genel başkanlık seçimlerinde amigoların doldurduğu tribünlerde pankartlarda “ön seçim isteriz” pankartları vardır.
Kameralarda bu sahneleri çekerler.

“Eskişehir’de Ön Seçim Yapılmalı”
Bu motto tedavülden kalkmış olsa da, nostaljik bir şarkı gibi albümün arasında kalmıştır. Arada bir seslendirilmesi gereken bir nakarat gibidir..
Çünkü birazcık da olsa cazibesi vardır..
Önnnnn seçimmmm!

AMA NASIL BİR ÖN SEÇİMMİŞ?

Kısacası Talat Yalaz bunu şöyle açıklıyor. Partiye kayıtlı ve üyelik haklarını kullanmak yeterliliğine sahip, örgüt denetiminde “ön seçim”.
Hemen söyleyeyim. Örgüt denetiminde yapılacak bir ön seçimin hiçbir faydası olmaz.
Demokratik bir parti iddiasında olan parti hâkim denetiminde ve kayıtlı üye tarafından yapılan bir ön seçim partiye dinamizm getirir. Yangından mal kaçırırcasına yapılan örgüt denetimindeki ön seçimin Tepebaşı İlçe başkanlığının uygulamasını gördük.
Ahmet Mithat Efendi direkler arası tiyatrosu gibiydi.
Yani katakulli.
Şimdi meclislerin hal-i pür melalini görüyoruz...
Şimdiye kadar hangi belediye başkanı, hangi milletvekili ve meclis üyesi hâkim denetiminde yapılan “ön seçimle” belirlendi ki?
Elbette hayır.
Siz neyi konuşuyorsunuz yahu?

GÖKAN ZEYBEK...
CHP Yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcı. Önemli gördüğüm bir açıklaması var. Diyor ki; Örgüt denetiminde ön seçim demek temayül yoklaması demektir! Bunu zaten yıllardır, AKP yapıyor. Ön seçim dediğin şey 2015’de olduğu gibi hâkim huzurunda yapılır…
Bir siyaset bilimci olarak yıllardır bunu yazıp söylüyoruz. Sosyal demokrat iddiasındaki partinin olmazsa olmazıdır.

CHP İl Başkanı Talat Yalaz iyi niyetli olabilir. Ama demokrat olmak başka bir değerdir. Bu yapı demokratik değerler üretmiyor. Tam tersine oligarşik bir yapıyı daha da kronik haline getiriyor.
Örgüt isterse adayım demesi çok anlamlı. Peki, örgütün isteyip istemediğini nasıl belirleyeceğiz. Örgüt kimin tekelinde.
Yönetimler mi?
Yönetim kurullarımı?
Belediye başkanlarımı?
Sahi Örgüt kim?
Anlatında bilelim.
Eskilerden farkınız ne? Onlarda bunu söylüyorlardı. Benim bildiğim bileli bu hikaye var..
Onun için CHP iktidara gelemiyor.

CHP’ye oy veren seçmenin hassasiyetlerini anlamanız lazım. Üç ana duygu var. Birincisi “kırılganlık”, ekonomik kaygı, güvensizlik ve yalnızlık hali. İkincisi, “çekilme ve savunma”, aileye kapanma, küçük cemaatlere sıkışma ve dijital gettolar. Üçüncüsü, “mikro umutlar”, küçük mutluluklar, anlam arayışı. Bu üç duygu çok önemlidir ve siyasetin rotasını belirler.
Onun için CHP bütün kamuoyunda %34-36 bandına sıkışmasının nedeni bundandır. En büyük parti “kararsızlar” partisidir..
Talat Yalaz’ dan keme kümden öte, daha anlamlı, daha somut ve güncel değişimleri bekliyoruz.
Demagojiye boğulmuş bir siyaset yerine, proje anlatımını halka anlatacak nitelikli, bir organizasyon.
Gerisi teferruat.
Sakın konjonktür falan demeyin. Zira bu kelimede
n gıcık kapıyorum.
Zira kimin hangi pistte tango yapacağına sonunda halk karar verir.
Piste var mısın yok musun?
Bilelim.